Diğer sayfalar için ana sayfayı tıklayınız.
|
| |
Muzaffer Özgen-Datça
ressam48@gmail.com
|
BİR DERVİŞLE SÖYLEŞMENİN KAZANIMLARI
Nihat Akkaraca'yla geçirilen zaman hep dopdolu olurdu. Laf olsun diye konuşmaz, hiçbir sözü de rahatsız etmezdi. Bir şeyler öğrenirdiniz de bunu farkında bile olmadan insan olma yolunda bir adım daha atmış olurdunuz. Öylesine keyifliydi ki sohbetleri, susmasını istemezdiniz. İşte öylesi sohbetlerimizden birinde, onun kişiliğinin ipuçlarını da veren bir olay anlatmıştı.
Nihat Akkaraca, ayakkabısını boyatmaktan rahatsız olurmuş. Düşünün, onun yapısında bir insan, birinin burnunun dibine ayağını uzatacak, fırçalanır, boyanır, parlatılırken öyle dikilip bekleyecek! Olacak şey mi?
Ama ayakkabı boyacılığından geçinenlerden biri, onu yoldan geçerken her gördüğünde "Nihat Abi, boyayalım mı?" diye seslenir, biraz da taciz edermiş. Utanıyormuş Nihat Akkaraca. O, sözü bitmez adam, söz de bulamıyormuş. Her seferinde ezilip büzülmekten bıkmış ve bir çözüm aramış. Yine böyle yoldan geçerken, boyacı seslenince yanına gitmiş, boya parasını vermiş. "Şimdi acelem var, daha sonra uğrayıp boyatırım ayakkabılarımı," demiş. Diyordu ki Nihat Akkaraca, bir daha "Nihat Abi, nasılsın" diye bile seslenmemiş.
SUNA GÜLER
Vefa Önal Arkadaşımın Paspatur dergisinde yayımlanan yazısı
ÇABUK GEÇTİ NE ÇARE NİHAT AKKARACA
Bazı karşılaşmalar vardır, hayatımızı çoğaltırlar, bazı ölümler vardır hayatımızı eksiltirler. Nihat Akkaraca ile bundan 23 yıl önce Datça da karşılaştığımda, taşradaki soğuk tekdüze hayatıma "cemre"düşmüş gibi oldu. Aramızda çok güzel bir dostluk, ağabey kardeş ilişkisi oluştu. Emekli olup yıllar sonra memleketine dönen bu güzel insan, okumak, yazmak, araştırmak tutkusuyla ve coşkusuyla dolup taşıyordu.
Sanki emekli olup dinlenmek üzere bir köşeye çekilmiş biri gibi değil de, işe yeni başlamış idealist bir "stajyer" kadar öğrenmeye, kavramaya hevesli görünüyordu.Onun bu soylu halinin bütün ömründe var olduğunu, türlü türlü işlerde çalıştığını, kendi kendine İngilizce öğrenip bir Amerikan üssünde teknokrat-çevirmen olduğunu öğrenince daha iyi anlayacaktım. Kendi kendini eğiten, yetiştiren birinci sınıf, bir
"otodidakt" kişilikle karşı karşıyaydım.Gerçekten de, o durmadan araştırdı, sordu, öğrendi bu yüzden hep gelişti, mükemmelleşti. O hep bir şeyler yazdı, çizdi, üretti. Datça'nın tarihsel, sosyolojik yapısına ilişkin müthiş bilgiler veren öyküler, yazarak bunları Datça'da Zaman adlı kitapta topladı. Yerel ve ulusal bağlamda çeşitli dergilerde, gazetelerde yazdı . Durmadan soran ve durmadan üreten bir insan olma özelliğini son gününe kadar korudu. Ama Aklında o
kadar çok gerçekleştirmeyi bekleyen tasarı vardı ki , ölüm onu bulduğunda bir şeylerin yarım kalmaması mümkün değildi. Öyle de oldu. Nihat Abimiz’i Şubat ayında yitirdik öyküsünü yazmayı çok istediği ve planladığı Kaya Köyü yazamayacak artık.
Ölüm bir gerçek ve er geç buluyor yaşayanı, Nihat Akkaraca'yı da buldu. Ama işte bazı insanlar nedense hiç ölmeyecekmiş duygusu verirler insana, o da öyleydi. Sanki yaşı olmayan birisiydi, zamanla kayıtlı gibi değildi. O kadar üretken, o kadar etkin bir insandı ki , o kadar çok yaptığı, yapacağı şey vardı ki, ölüm bu hayatın gerçeği değilmiş gibiydi, ölüm bu hayata dokunamazmış gibiydi. Ama dokundu, hem de pat diye, ansızın. Ölümü hiç üzerine konduramadığımız Nihat Abimiz aramızdan ayrıldı.Ben eksildim. Belki her ölüm kendi ilişki bağlamında acıdır , insanı üzer. Ama her ölüm insanı aynı derecede derinden eksiltmez. Nihat Abi'nin ölümüyle hayatımda bir boşluk oluştu. Yıllara dayalı dostumu, gönül akrabamı, kültür kardeşimi yitirdim.Ve Nihat Abi'nin ölümüyle şunu bir kez daha anladım: Dünya bizim yurdumuz değil, sevdiğimiz insanlar bizim asıl yurdumuz. Onları yitirdiğimizde dünyada daha az bizimmiş, dünyaya daha az aitmiş gibi duyu-
yoruz kendimizi. Çünkü sevdiğimiz insan öldüğünde, onunla bizim de bir yanımız ölüyor, yaşamımızın, bir daha asla tekrarlanamayacak bir yanı ölüyor.Nihat Abi, söyle bana , Muzaffer Hoca ile birlikte, seninle,Mesudiye'de yamaçtaki evinde, denize bakarak, kalamarla içtiğimiz şarapları, saatlerce süren sohbetlerimizi, o sevecen sesini nasıl unutabilirim, ballı neskafeyi, karıştırışındaki zarafeti, tadını çıkara çıkara yudumlayışını nasıl unutabilirim . Biz yaşayanlar için ölüm unutmaktır , seni hiç unutmayacağım.
.
Biliyor musun, sen gittin ya, ölüm şimdi daha az korkutuyor, daha az sevimsiz geliyor bana. Ölüm denen o "muamma" nın içinde çok sevdiğim bir dostum var diyorum, o var diyorum kendi kendime.
Ölüm beni daha az korkutuyor çünkü daha tanıdık daha bildik geliyor, senden sonra.Yeniden gün yüzüne çıkarttığın Datça Manileri'nden bir tanesi ne diyordu
"Otudum yaktım cigare
Üstümden geçti teyyare
Bi güzel bakacağdım
Çabuk geçti ne çare."
Evet, Nihat Abi daha yapacağın bi çok güzel şey vardı.Sen, en genç ve hep gençtin ama çabuk geçti ne çare, çabuk geçti ne çare…
VEFA ÖNAL

BLOĞUMDA NİHAT ABİ İLE İLGİLİ YAZILARIM
Şubat ayında kaybettiğimiz Nihat Akkaraca'nın
yıllardır büyük emek harcadığı Datça Manileri
kitap olarak çıktı,dün bir kitapçıdan kitabı
aldım,daha henüz önsözlerini okudum,kapağının
önündeki arkasındaki yazılara baktım,okumaya
başlayamadım çünkü eşim elimden alıp okumaya başladı.Nihat
ağbi yaşlı insanlardan duyduğu manilerin peşine
düşer onların öyküsünü araştırır özünü bozmadan
kendi akıcı diliyle yazardı.Ne zaman bir araya
gelsek araştırdığı bir maniyi tekrar edip,kafa-
sına takılan,o mani ile ilgili yapması gereken
şeyleri not alırdı.Tabii onun ağzından o öyküleri
dinlemenin tadı bir başka,ben bunu yaşamış
birisi olarak kendimi şanslı görüyorum.Nihat ağbinin ilk kitabı"Datça'da Zaman"ı alıp ona imzalattığım zamanki yüzündeki o ifadeyi hala unutamıyorum.Geçen gün misafirlerimi Palamutbükü tarafına götürdüm dönerken bir çay bahçesinde mola verdik yan masada genç bir hanımın elinde "Datça'da
zaman",okurken gülümsüyordu,hem çok hoşuma gitti
hem de biraz hüzünlendim.Herkes zamanı gelince
bu dünyadan ayrılacak ,ardında bir ses,bir nefes
bırakanlara ne mutlu;yaşadıklarımız bizden sonra
da bir müddet hatırlanılır ama zamanın sonsuzlu-
ğunda bu çok kısa bir andır,kitaplar yüzyıllar
sonra da alınıp okunulur.Nihat ağbi Datça'nın
bir zamanını alıp kitapların sayfalarında bizlere
ve gelecek kuşaklara armağan ederek ,yüreğimizdeki
yerini aldı. Kitaplarını tutan her elde,sayfalarına
bakan her gözde,gülümseyen her dudakta o yaşıyor
olacak.Yavaş yavaş özümleyerek zevkle okuyacağım.
Onun bu çalışmalarının kitaplaşmasında emeği geçen
herkese teşekkürler.
(Muzaffer Özgen)

Nihat Akkaraca'ya Saygı
Şu an bu satırları yazarken Nihat Ağbi'nin fotoğrafları ile yaptığım yeni bir slaytımı web sayfama yüklüyorum.Slaytın başlığı bu şekilde olduğu için yazımın başlığını da aynı kullandım.Slaytta kullandığım Nihat ağbiyi değişik etkinliklerde gösteren fotoğrafları Melda Omay Özbay arkadaşım gönderdi,teşekkürler.Kendi çektiğim fotoğraflarla da birleştirerek bir slayt ortaya çıktı.Slaytta onun Datça halkı ile sıcak görüntülerinin bulunduğu fotoğrafların arasına Datça ile ilgili çektiğim doğa fotoğraflarını yerleştirdim.O bu doğaya ve bu insanlara vurgundu.1 Mart Nihat ağbinin doğum günü,o güne denk
gelen bu Pazar saat 15 de Bülent Ecevit Kültür merkezinde sevenleri tarafından düzenlenen bir anma etkinliği var.Ben de sitemde biraz önce
bitirdiğim slaytı yayınlayacağım.Evet sevgili Nihat ağbi ne mutlu sana geride böyle güzel anılar,dostluklar bıraktın ve ne mutlu ki bize kısa bir süre de olsa seni tanıdık dost şerbetinden içtik.Dünyada kalıcı olan nedir, malını, mülkünü,hırsını götürebilen var mı?Kalıcı olan sevgidir,dostluklardır birlikte yaşanan güzelliklerdir,paylaşmadan yaşamın ne anlamı var ki?Birbirlerini tüketen,çevrelerini tüketen
insanların onca bol olduğu bu günlerde bir çoğumuza insanlığın,insanca değerlerin neler olduğunu gösterdin,tekrar teşekkürler,nur içinde yat.(27 Şubat 2009-Muzaffer Özgen)

Bugün gazetelerde "Bir çınar devrildi"diye başlık vardı anlayan için o çınar öyle bir kök saldı ki her bahar filizleri fışkıracak,bir çok kişiye bir
yol açtı ve inanıyorum ki (yeri doldurulamasa da )o çınarın bir çok dalı güçlenerek yoluna devam edecek.
Sanatın her türlüsüne aşık bir insan,yüreği hep coşkuyla dolu.Her gördüğü güzellikten etkilenen, ona saygı duyan bir kalp. Datça'ya aşık bir insandı.Ve bu aşk öyle içtendi ki Datça sınırlarının dışına taştı.
Datça onunla daha bir anlam kazandı,bir çok kişi Datça'lı oldu.Datça'nın sade güzelliğini,sıcak insan ilişkilerini tanıdılar.Datça 'daki her etkin-likte görebilirdiniz onu. Araştırmalar, yazmalar,okumalar,arkadaşlarına zaman ayırmalar son zamanlarda o yorgunluğu gördüm üzerinde.Zaman onun için çok kıymetliydi,hala yapacak çok işi vardı ve zaman hızla akan bir nehir gibiydi.Kahvede oturan insanları görünce şaşardı.Bazen öğretmen evine de geldiği olurdu ve kendini oyuna kaptırmış insanlara bakıp başını sallayarak geçip giderdi.Zaman öyle kıymetliydi ki üretmeden geçen bir zaman, kabül edilir bir yaşam değildi onun için.
Yaşamını dostlarıyla dolu dolu yaşamış bir insan olması bizi teselli eden;kaç kişiye nasip olur ki böyle bir sevgi ve saygı ortamında yaşamak.Bizi üzen se onu bir daha nesnel olarak göremiyecek olmamız,
daha yapacak çalışmalarının olduğunu bilmemiz.Onunla yaşadığımız öyle güzel,coşku dolu anlar var ki unutmak mümkün değil.
(12 Şubat 2009-Muzaffer Özgen)

Nihat Akkaraca,bloğumum ilk günlerinde kendisini "Bir portre"başlığıyla tanıtmıştım.O yaptığım tanıtımın ne kadar eksik olduğunu şimdi anlıyorum, ne yazarsam yazayım yine de yazılacak çok şey olacağını biliyorum. 77 yaşında yerinde duramayan,yeni projelere imza atan
bir Datça'lı. Nihat Akkaraca dendiğinde Datça'da herkesin tanıdığı bir kimse ben bu bilgileri bloğuma diğer yerlerden girenler için veriyorum . Bugün yine karşılaşınca önce Melisa çay bahçesinde oturup birer çay içtik.Bu sıra Nihat ağbinin işleri yoğun Datça da söylenmiş manilerle ilgili kitabını tamamlamaya çalışıyor.Her maninin yaşanmış bir öyküsü var kendine özgü üslubuyla anlatıyor.Bunu yaparken verilecek isimlerde,yer ve zamanlarda bir yanlışlık yapmamak için özen gösteriyor , araştırıyor, kişilerle bir araya geliyor.Daha önceki "Datça da zaman "isimli kitabının 2. baskısı 2-3 gün içinde çıkacak,okumayanların mutlaka okumasını isterim.Sayfamda link verdiğim bloğunda öykülerini,araştırma yazılarını takip edebiliyorsunuz.Bugün yazmış olduğu "bürokrat, balık ve balıkçı"isimli öyküsü çok hoşuma gitti bir kaç kez okudum.
Neyse hep kafasında yapacağı işler, yerinde duramıyor.Ordan çıkıp Kumluk plajında" Demhane"isimli bir cafe var gel burada kahve içelim dedi girdik oturduk.Yine konu yazdıkları ,yazacakları, yapacakları. Konuşurken aslında yazacağı bazı öykülerin provasını yapıyor , konuyu yerli yerine oturtmaya çalışıyor . Kitaplarındaki yazılanlar defalarca insanlara anlatıldıktan sonra o sayfalara girmiş öyküler.Onu dinlerken aklıma geldi fotoğraf makinamı çıkardım,Nihat ağbi senin 3,5 dakikalık bir videonu çekeceğim dedim ve şimdi veb albümlerime yükleyeceğim videosunu çektim.

Bir Dost
Nihat Akkaraca'yı Kaybetmenin acısını derinden yaşayan biriyim,o her zaman beni teşvik ederek ,zaman zaman eleştirerek daima iyiye,güzele gitmeme yardımcı olmuştur.O kadar işinin arasında bizim webdeki sayfalarımıza bakmadan yatmazdı,hoş şeyler gördüğünde benim kadar heyacanlanırdı. Bloglarıma yazdığı sayısız yorumlardan bazılarını burada veriyorum.Bunları okudukça onun coşkulu yüzü gözlerimin önüne geliyor. Bir kaç gün yazılarımıza rastlamazsa meraklanırdı.Aynı şey bizim için de geçerliydi ve onun yazmadığını gördüğümüzde meraklanır,arardık.Nihat Ağbi'ninki gibi dostluklar ne yazık ki artık kolay bulunmuyor.
Muzaffer Özgen

Şair Mehmet

Ben onu şair Mehmet olarak biliyorum , Nihat ağbi ve Vefa Hoca ile Nihat ağbi'nin Mesudiye'deki evine gittiğimizde Şair Mehmet'i görürdük , rahatsız edeceğim diye çekinerek gelirdi , ama Nihat ağbi'nin evindeki ışığı görünce mutlaka uğrardı. Onu bu kez 9 Ekim 2010 tarihinde Datça mahallesinde öykü günleri etkinliğinde gördüm , Nihat Akkara'ca için yazdığı şiiri okumak için gelmişti.Şiirini buraya da yazıyorum.
Ölümün tanımı yok
Sevilen yanı yok
Datça'nın bütün nimetleri
Önümüze serilse neye yarar
Nihat amcasız tadı yok
Boş sözlere karnı tok
Temmellikte ismi yok
Öyle güzellikler kattı ki herkese
Kara toprağın bile şansı yok...
Giderken meçhule
Manilerini hediye bıraktı bize
Gülüşleri bir şey anlatıyor gibi
Bakıyordu herkese
Kalbimizde boşluk bıraktın
Sen, çok uzaklara gidince
Şair Mehmet
Nihat Akkaraca'yı Yeniden Anımsamak
Önce , YKKED'nin çıkarmakta olduğu Yeniden İmece Dergisinin 8. sayısında yayımlanan " Datça-Aksu Yolculuğu " adlı öyküsünde ismen tanımıştım Nihat Akkaraca'yı.Öyküde , 1944 Yıllarında Datça'dan yola çıkarak , Antalya - Aksu Köy Enstitüsüne giden beş köy çocuğunun yolculuk serüvenleri anlatılıyordu.Bu öyküyü okuduktan sonra çok merak etmiştim;acaba Nihat Akkaraca kimdir diye.Gerçi yılın yarısını Datça'da geçirdiğim halde bu ismi o güne değin neden ve niçin tanıyamamıştım. İşte bu soruyu anımsadıkça üzüntüm bir kat daha çoğalır hala.
Renk renk güllerin,çingene pembesi hatmilerin ,solgun hırkalı kasımpatıların, ortancaların ve begonvillerin açtığı o yemyeşil ağaçların süslediği bahçenin içindeki , o ak badanalı evinin balkonunda bigisayarı başında öykü metinlerini yazarken bulmuştum Nihat Akkaraca'yı .Oldukça sıcak ve sevecen bir tavırla karşılamıştı beni.O anda değil de sanki yıllar öncesinden beri tanışıyormuş gibi yepeledik birbirimizi.Gözleri ışıl ışıl gülüyordu hep.O kadar da düzgün konuşması vardı ki! Kısaca yaşam öyküsünü ve yazmakta olduğu " Datça'da zaman " adlı öykü kitabını anlattı bana.Daha o zaman pes doğrusu demiştim;İlkokul mezunu, aslında teknik eleman olan bir kişi, nasıl oluyor da, sanata , şiire, edebiyata karşı bu denli engin bir ilgi duyabiliyordu. Sohbetimiz kısa sürede öylesine koyulaştı ki, değerli eşleri Emel Abla'nın yaptığı orta şekerli kahvelerimiz soğudu gitti fincanlarımızda.
O günkü tanışmamızdan sonra, artık ağabey- kardeş ilişkileri içinde sürdü dostluğumuz.Her karşılaştığımızda mutlaka bir şiir okumamamı isterdi benden.Yine o evininin güzel balkonundaki başka bir sohbetimizde , Datça üzerine yazdığım " Balıkaşıran'dan Ötelerde " adlı şiirimi okumuştum da gözyaşlarını tutamamıştı. Zaten inadına Datça aşığıydı rahmetli.Burada o'nun anısına o şiirimi bir kez daha okumak isterim.
Badem ağaçlarına su erken yürür
Datça Yarımadası'nda
Badem ağaçları çatılardan yüksek
Bir Türkü tutturur ki
Onbiray çiçekleri balkonlarda
Taa Knidos'tan duyulur
Yüreğimi parçalıyor sessizlik
Tebeşir kokuyorum boğazıma kadar
Yalnızlığımı yudumluyorum akşamüstüleri
İskele'de Serap Çay Bahçesinde
Gün devrildi- devrilecek...
İşte deniz , işte Kumluk plajı orada
Uzadıkça uzuyor taşlık,
İçimde sevgi çiçekleri açıyor birden
Göz çukurlarıma öğrencilerim doluyor
Balıkaşıran'dan ötelerde
Tek başıma...
Muammer Özler
Bloglarıma yazdığı yorumlardan
Pazar, Şubat 24, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
Bloğunuza uzun uzun baktım, Muzaffer kardeşim. Müthiş bir çalışma. Sanatsal yönü ağır basan bir blog. Ellerine ve aklına sağlık. Picassa albümünüze de girdim. Oldukça zengin resim bakımından., Beyaz oğlak resminizi de aldım, bloğumda kullanabilirim .
Mayıs 19, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
Hocam, ellerine sağlık. Datça Yerel Tarih Grubu'nu ve bugün Kent Parkı'nda yapılan toplantıyı o kadar güzel anlatmışsınız ki...
Yıllardır liselerde etrafınıza saçtığınız ışıktan sonra, ışığınızı saçmaya devam ederek hiç emekli olmadınız. Buna eşiniz Nurver hanımı da katıyorum. Sizinle gururlanıyorum. Ellerine sağlık, hocam.
Mayıs 26, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
merhaba Muzaffer Hocam, Muammer Özler'in bu şiirini hemen bloğun başına getirmeniz büyük bir incelik. İşte sanatın insan yaşamına kattığı zarafet... Tekrar görüşmek üzere hocam. Çalışmaya devam...
Çarşamba, Haziran 18, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
Yola böylece devam, Muzaffer Hocam... Çok güzel.
Nihat Abi
Cuma, Temmuz 18, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
Muzaffer Hocam, biz seni kaybettik. Nerelere takılmaktasın bu sıralar? Bloğunun akışında da bir duraklama var...
Pazar, Kasım 16, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
Öğretmenler gününde sizi candan kutlarım hocam. Bloğun başında yazdığın yazı çok güzel. Ellerine sağlık. Nihat Ağbi
Pazar,
Kasım 23, 2008
Nihat Akkaraca dedi ki...
Muzaffer Hoca,
Biraz önce "BALIKÇININ GÜNLÜĞÜ" Bloğunuza girdim. Şimdiye kadar böylesine dikkatli okumamıştım. Baştan sona okudum. Müthiş bilgi yüklü bir blog. Ellerine sağlık. Meraklı Arkadaşlarıma okumalarını önereceğim.
;
Nihat Akkaraca ile ilgili bu sayfa düzenlemesine devam edilecek.Sizin de söyleyecek bir sözünüz varsa mail atabilirsiniz.
Metin ve fotoğraflar izinsiz ve www .datcadetay .com adresi belirtilmeden kullanılamaz.Web sitenizde paylaşmak isterseniz sadece linkini veriniz.
|
|