Diğer Konular
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Görülecek yerler
Nihat Akkaraca
Ilıcasu değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
Datça resim şenliği
Datça'dan götüreceklerimiz
Datça Köyleri
Datça Karaköy
Datça Kaleleri
Kemer Köprüsü
Soğuksu vadisi
Değirmen deresi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar |
| |

Muzaffer Özgen-Datça
muzafferozgen48@hotmail.com

|
Bu sayfamda size Knidos Nekropolis'i ile ilgili bilgi vereceğim . Nekropolis ölüler şehri anlamına geliyor , bugün bizim açımızdan mezarlık . Knidos'ta antik çağın en büyük nekropolislerinden biri bulunuyor. Şehir merkezinden doğuya doğru gidince ayrı bir yerleşimle karşılaşıyorsunuz. Ben ilk gördüğümde buraya resmi yapılar demiştim , yanyana çok düzgün olarak yapılmış taş yapılar. Tabii sonra kitapları okudukça burasının Knidos Nekropolü olduğunu anladım. Ve bugünkü gezimde de bunu daha iyi anlamış oldum. Ne yazık ki Knidos hakkında hala fazla yazılmış bir kaynak yok, ya da ben bulamadım Charles Newton 1860 lı yıllarda buraya gelip bir çok eseri toplayıp İngiltere'ye götürüyor ve hala en iyi kaynak onun yazdıkları. Yazdıklarının hala önemli olmasında Knidos'u ilk kazanlardan olmasının , bulduğu eserleri yerinde görmesinin rolü büyük tabii. Arkeologların görmediği daha bir çok Knidos eseri British müzesinde bulunmakta .George E . Bean gelip geziyor , Karia isimli kitabında biraz bahsediyor ama onun da Kaynakları Newton 'a ve daha önce kazı yapanlara dayanıyor. Maalesef yıllarca kazılar yapılmış ama doyurucu bir kaynak yok . Özellikle nekropolis ile ilgili fazla bir kaynağın olmadığını bugün gezdikten sonra daha iyi anlıyorum . Benim gözlemime göre üç çeşit mezar çeşidine rastladım , tahminim değişik uygarlıklara ait.

Sabah yola çıkarken bir çok kez olduğu gibi tam olarak nereye gideceğim belli olmamıştı . Hava şartları benim için önemli biraz ona göre davranıyorum, denizcilik günlerimden kalma bir alışkanlık . Üç arkadaş yola çıktığımızda onlar da nereye gideceğimizi bilmiyorlardı. Ogün çok rüzgar vardı , Knidos 'a geldik ve şehir merkezine 4 km falan varken bu yapının bulunduğu tepeye tırmanmaya başladık. Böyle sonradan yapılmış bir kaç yapı var burada. Harçsız bir biçimde taşlar üst üste konularak yapılmış.

Aslında hava güzel olsaydı Knidos'un en tepelerine çıkacaktık ama bu rüzgarda uygun bulmadım. Biraz daha tırmanınca antik taşlar kullanılarak yapılmış bu koyun ağılına benzer yapıya geldik.

Fotoğrafta aslanlı burun ve domuz bükü görülüyor.

Önümüzde iri taşlardan setler beliriyor.

Bugünlerde ben hep önden gidiyorum. Karşı tepede mezar evler görülüyor.Sanki kentin ayrı bir mahallesi gibi. Daha sonra buraları size gezdireceğim.

Bu duvar çıkıntısı şimdi gezeceğimiz mekanın arka tarafı.

Çıkınca bu görüntüyle karşılaşıyoruz.Burası etrafı duvarlarla çevrili geniş bir alan. Okuduğum hiç bir kitapta burası ile ilgili net bir bilgi göremedim. Burada iri taşlarla yapılmış dikdörtgen bir yapı varmış. Üstünde görülen üçgenimsi taşlardan çevrede daha var. Çevreye hakim bir tepe üzerinde.

Burası Charles Newton'un bulduğu bir yazıttaki verilere göre bahsettiği kutsal alan olabilir. Bir kahraman için etrafı peribelos denilen duvarlarlaçevrili bu yerin içinde bir tapınak ve bir çok mimari öğe bulunmaktaymış. Doğuya doğru ana yol kenarında olduğu belirtiliyor.

İçinde devasa büyüklükte taşlar bulunuyor. Tabii Newton buraları iyice araştırmıştır. Knidos Nekropolünden 200 sandık değerli buluntuyu Londra British Müzesine götürmüş.

Kap krio (Deveboynu yarımadası) tarafına bakınca manzara böyle.

Zoom yaparak karşı tepeyi çekiyorum.



Bu anıtsal yapının giriş kapısı burada . Duvar örgü şekline bakarak yapının İlk Knidos'lulara ait olduğunu düşünüyorum .

İlginç olan üçgen şeklindeki bu taşlar .

Bu anıtsal yapının biraz ilerisinde karşı tepedeki mezar yapıları gibi etrafı duvarlarla çevrili kare biçiminde bir mekan var. Bu yapılar mezar alanını çevreleyen duvarlarla çevrili. İri ve düzgün taşlarla özenilerek örülmüş. İnsanlar ölümden sonraki hayat için bayağı emek harcamışlar.

O gün çektiğim hoş fotoğraflardan. Buraları yazın gezmek zor ve tehlikeli , sık çalılar ve bitkilerden bastığınız yeri göremiyorsunuz.

Bu mezar yapılarında örgü tekniği olarak bir kaç teknik karışık olarak uygulanmış. Bu çeşit yapılar Roma döneminden önceki döneme ait diye düşünüyorum. Harç bilinmiyor , taşlar birbirine uydurularak veya üst üste konularak duvarlar örülüyor.

Dikkatlice tepeden inerken ben fotoğraf çekmeyi sürdürüyorum . Karşıda gördüğüm koyda mola vermeyi düşünüyorum , rüzgar çok fazla , kuzeyden esiyor.

Önüme bu duvar çıktı bayağı iri düzgün olmayan taşlar alttakinin biçimine göre oluşturulmuş . Buna Kyklop örgü şekli deniyor.

Hemen bu duvarın altında da bu duvar kalıntıları var , burası da bir mezar alanı.Duvarın üstünde saçaklı bir kısım kalmış . Diğer yapılarda da vardır ama yok olmuşlar.

İndiğim yerde bu duvar kalıntısına rastlıyorum.

Yola çıktık karşı tepeye doğru gideceğiz.

Papatyalar bazı yerlerde oldukça gür. Daha bizim evin olduğu yerde açmadılar , buralarda hava daha değişik demek ki .


İlk yapıyla karşılaşıyoruz.Buralarda daha çok duvarlarda polygonal (çok köşeli taşların birbirine uydurulması) şekilde örgüler görülüyor. Bu örgü tekniği Knidos 'ta belirgin.Gezdiğim Karya kentlerinde gördüğümü pek hatırlamıyorum. Taşlar burada milimetrik bir biçimde birbirine uydurulmuş.

Yapılar birbirine bağlı bir biçimde devam ediyor.

Altta mezar kısmı görülüyor.Bu mezarlar tarihte defalarca yağmalanmışlar.Çünkü antik çağda ölü gömme geleneğinde ölünün yanına onunla ilgili veya öbür yaşamda gerekli olacak bir çok eşya ile gömülürlerdi. Bunların bir kısmı kıymetli madenlerden oluşuyordu. Önce ilk hıristiyanlar döneminde talan edildiler , son en büyük vurgun Newton tarafından yapıldı , kazı yapan diğer arkeologlar da bir çok şey bulmuşlardır.

Charles Newton'dan sonra Amarikalı arkeolog Iris Love da burada kazılar yapıyor. 1969 lu yıllarda, mermer sunak taşları, yazıt ve mermer kabartmalar bulunuyor.


Mezar alanının çevresi peribolos denilen duvarlarla çevrilirdi. Bir çok antik kent gezdim bu çeşit mezar yapılarına denk gelmedim . Daha çok lahit şeklinde mezarlar gördüm.

Burada da Kyklop duvar örgü şekliyle karşılaşıyoruz.

Tepeye doğru tırmandıkça manzara yine kusursuz.


Mezar odası görüldüğü gibi duvarın altında , ne zaman açıldığını bilemiyoruz tabii o taşı bulmak uzmanlık işi . Iris Love blok taşların altında 3.yy la dayandırılan amforalar, kandiller, diğer mezar hediyelerinden buluyor.Bir isteğim sorulsaydı , Datça Belediyesinden ve Datça'yı seven yetkililerden buralarda bulunduğu kazı yapanlarca belirtilen eserlerin akıbetini ve nasıl korunduğunu , sayısını ,hangi müzelerde bulunduğunu imkan dahilinde ise öğrenmelerini isterdim

Burada olduğu gibi bir çoğu aile mezarlığı şeklinde.



Tepeden aşağı inerken bu koy görülüyor.




Burada aynı yükseklikte blok taşlarla yapılmış isodom örme tekniğinde duvarlar görülüyor. Burada da taş alınınca görülen bir boşluk var.

Burada da bir kaç mezar bölümü var.

Buradaki deliği dallarla kapatmışlar.



Tepeden ayrılarak yukarıdan gördüğüm koya yemek molası için gidiyoruz . Asırlık ağaçları gördükçe fotoğraflıyorum. Hepsi birer sanat eseri gibi.


Çok güzel yerler.


Ahmet bey daha önce kaptanlık yaparken bu koya gelmiş .Küçük ama kumsalı çok güzel.


Koyun hemen ilerisinde bu antik duvar var , buradan bir dere denize doğru uzanıyor .

Koydan bakınca yukarılarda kemerli yapılar gördüm ,yola çıkarken yanından geçtik .


İçerde bazı malzemeler buranın depo gibi kullanıldığını gösteriyor.

Burası Nekropoldeki bu döneme ait en büyük mezarlardan.Burasının mezar olmasından çok yapı tekniği açısından korunması lazım.Hala çok sağlam . İçerde zamanında ateş yakıldığı için kararmış .

Burada bir havalandırma deliği vardı herhalde .

Yapıda sağda ve solda nişler var , yerler tezekle kaplı.

Bu horasan harcı sık sık söylediğim gibi Romalılarla birlikte ortaya çıkıyor , bazı kitaplarda Roma'lılardan önce Anadolu'daki bazı uygarlıklar tarafından kullanıldığı yazıyor ama belgesini görmek lazım . Bu çeşit yapıları gördükçe bu harçla ilgili şaşkınlığım daha da artıyor.Kullanıldığı malzemeyle bütünleşmiş , yıllar içinde daha da sağlamlaşmış. Bu yapı büyük ihtimalle soyguncular tarafından parçalanmıştır , çok sağlam görülüyor. İlk hıristiyanlardan başlayarak bir çok kez talan edilmişler. Şimdi bu harcı gördükten sonra Ayasofya'nın ve Mimar Sinan 'ın eserlerinin yüzyıllardır sağlam kalmasını anlayabiliyorum.

Arada bir çevremdeki manzaraları çekiyorum.

Horasan harcı kulanılarak yapılmış bu kemerli yapıların büyük ihtimalle Roma dönemi olduğunu düşünüyorum. Hiç bir kaynakta bunlarla ilgili bilgiye rastlayamadım. Bazı yazanlar görmeden başka kaynaklara bakarak yazmışlar. İlk hıristiyanlar buraları yağmalamışlar.

İlk rastladığım büyük yapının dışında bu kemerli mezarlar birbirine benzer ebattalar. Koy gezimizden dönerken bir tesadüf olarak bunlara rastladık.İçinde küçük nişler bulunuyor, büyük ihtimalle buralara ölüye öbür dünyada lazım olacak eşyalar konuluyordu . Mesela Kandiller yolunu görmesi için gibi . Bugün müzelerde sergilenen keramik kaplar ve bir çok eşya bu gibi yerlerden çıkmıştır. Parfüm kapları, kolyeler, taçlar,bilezik vs .Bu yüzden her zaman art niyetli kişilerin saldırısına uğramaktalar.

Mu mezarların önünde etrafı duvarlarla çevrili teraslar var , sütunlar ,sunaklar ve diğer öğeler de mutlaka vardı.Çevrede bazı taşlar duruyor.

Bu kazıların oldukça eski olduğunu düşünüyorum , arkeologlar tarafından açtırılmış sanırım .

Taşları tutturmakta kullanılan Kenet dediğimiz metal parçalar hala duruyor. Buralarda bayağı düzgün örülmüş duvarlar olduğunu gösteriyor.

Yanyana mezar odaları sık rastlanılıyor.

İçleri geçmiş yıllarda kullanıldıklarını gösteriyor. Belki kazı yapanlar da olabilr.

Bir mezara ait terasınduvarları.

Manzara mükemmel.Fotoğraf çekerken ufuk çizgisi olayına oldukça dikkat ediyorum ama yine de bazı fotoğraflarda makinayı düzgün tutamıyorum.Ufuk çizgisi her yerde gözümüze paraleldir.



Mezar yapılarına fazla yaklaşmadım , uzaktan çektim .


Buraları yıkılmadan önceki haliyle düşünürseniz buralarda ayrı bir sanat varmış.

Mola verdiğimiz koyun yanındaki tepede de büyük taşlarla örülmüş yapılar görülüyor.



Burada antik bir mezar yapısı ile ilgili bilgi sahibi olunuyor . Yapıların çevresi , içleri pislik içinde.



Yola çıkıyorum , konu arkadaşlarımın pek ilgisini çekmedi yalnız kalmışım.

Daha önce arabayla geçtiğim için dikkatimi çekmemişti , yolun üzerinde ve teraslarda da bu çeşit yapılar var.


Daha önce bu duvarların surlarla ilgili olduğunu sanırdım , oysa Nekropoldeki teraslar ve kutsal alanlar için örülmüşler.

Arkadaşlarıma doğru yürürken bir yandan da çevremi fotoğraflıyorum .


Milas Heraklia kentinde de oldukça ilginç bir nekropol var ve turistlerin büyük ilgisini çekiyor.


Yol boyu teraslar şeklinde bir çok alan görülüyor.







Tam arkadaşlarıma yaklaşırken gezimin ilk başlarında tepeden indiğimiz noktaya yakın bu mezarla karşılaştım. Bunun da Hellenistik döneme ait olabileceğini düşünüyorum. Kemer yapmasını biliyorlar fakat harç kulanmamışlar. Taşlar ustaca yanyana örülerek bir tonoz şeklinde yapı oluşturulmuş.



Bu mezar yapılarından bir tane daha var , bunlar bence çok önemli .

Buradaki taş örme duvar ilgimi çekti , arkadaşlarım sabırsızlıkla beni bekleye dursunlar ben tepeye çıkarak baktım . Horasan harcıyla örülmüş , kayaların kenarını dolaşıyor görünürde bir şey yok. Bir kutsal alanı çeviriyor olabilir.


Geziye ilk başladığımız yere geldim.

Burada bayağı aşınmış bir sütun kaidesi var.


Etrafı duvarla çevrili ve önünde büyük taşlardan bir duvar parçası olan bu alan da ilgimi çekti . Bu çeşit kayalar kutsal alan olarak çokça kullanılıyor.

Bu hazırladığım sayfa da Knidos konulu sayfama ışık tutacak.
Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. |
|