www.datcadetay.com

 

Knidos Gezisi

 

 

 

Ana Sayfa

Diğer Konular için anasayfayı tıklayınız.
 

 

 

Bir kaç gündür yağmur devamlı yağdı, uyanır uyanmaz pencereden dışarıya baktım;gayet güzel bir hava .Tabii bu mevsimlerde havanın ne yapacağı belli olmaz,ama şansımı deneyeyim biraz da değişiklik olur dedim.Benim gibi fotoğraf çekmeyi ve arkeolojik yarlerden hoşlanan arkadaşım Mehmet Emin Beyi aradım.Ben Knidos'a gidiyorum gelirmisin deyince tabii ,olur cevabıyla yola çıktık.Yukarıdaki fotoğrafı Knidos'a yaklaşırken durup çektim,Datça Koyları sayfamda da tanıttığım Bağlarözü koyu.Rüzgarsız bir hava,gökyüzü de fotoğraf çekmeye uygun.

Knidos'a iyice yaklaşmışken durarak KapKrio yarımadasının buradan fotoğrafını çekiyorum . Knidos Bu yarımada ve ana kara üzerine teraslar şeklinde inşa edilmiş bir antik kent .

Benim bu gezide ilk amacım daha önce gidemediğim , Demeter Kutsal alanına ve Akropol'e gitmek. Zamandan kazanmak için dik bir yolu seçtim,Mehmet Emin bey de uygun görünce Küçük Tiyatronun yanından tırmanmaya başladık.Her bulunduğum mevkiden fotoğraf çekmeye de devam ediyorum.

Knidos yamaçlara yapılmış teraslar üzerinde kurulmuş bir antik kent , ızgara planı denilen yatay geniş caddeleri kesen dikey caddeler şeklinde. Dikey yollar merdivenlerle çıkılıyor, Knidos sayfamda bahsettiğim liman caddesi bu yollardan en sağlam günümüze geleni .Bir kısım basamakları kalmış bu cadde de gördüğüm 2. örnek oluyor.

Bu arada sağ tarafımda uzanan stoa'nın resmini çekiyorum . Stoa arkası duvar örülü önünde sütunlar bulunan kapalı mekanlar, islam sanatındaki revaklar gibi. Görülen bölmeler alışveriş amaçlı dükkanlar.

Basamakların üst kısmı bu şekilde sonlanıyor.

Basamakların üst kısmından manzara böyle.Kuzey limanı ve fener görülüyor.

Küçük tiyatronun üst kısmındayız,aşağı kısımdaki basamaklar duruyor, ortalardaki kısımlar tahrip olmuş.

Aslında restore edilebilecek bir yapı ama Knidos kimsesiz.

Sahne binasından geriye kalanlar.

Daha önce gelip de fotoğrafını çekemediğim yerlerden bir tanesi de fotoğraftaki Musalar kutsal alanı , tiyatronun üstündeki teraslardan birinde yer alıyor . Yapının sadece temelleri kalmış.

Musalar Eski Yunan mitolojisinde müzik ve ilham perileridir, İngiliz Newton tarafından 1850 li yıllarda yapılan kazılarda , bu alanda bulunan bir çok Nymhe heykeli şu an British müzesinde. Nymphe'ler de doğada değişik alanlarda yaşayan periler oluyor.( su kenarlarında,dağlarda , mağaralarda vs. ) Buranın Musalar olarak adlandırılmasının nedeni burada bulunan bu çeşit buluntular . Yapının ortasında da bir su kuyusu gibi oyuk var.

 

Bu terastan da manzara böyle.

Akropole çıkacağımız için tırmanmaya devam ediyoruz.Akropol yukarı şehir anlamına geliyor,etrafı surlarla çevrili değerli ve kutsal hazinelerin korunduğu yer oluyor.Bazen saldırılarda son sığınılan yer de olabiliyor.Fotoğrafta gördüğünüz büyük tiyatro,geriye bu iki duvarı kalmış. Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından mermerlerinin alınıp Mısır'da saray yapımında kullanıldığı yazılıyor.

 

Tiyatro duvarlarının üstüne çıkıp aşağıdaki terasları ve KapKrio'yu görüntülüyorum . Önceleri ada iken sonradan doldurulan bir kısımla ana karaya bağlanmış.Yağmur mevsiminde olduğumuz için her taraf yemyeşil. Hava çok berrak çevredeki irili ufaklı Yunan adalarının hepsini görebiliyoruz.

 

Akropol ve Demeter Kutsal alanı yazan tabelalara göre tırmanıyoruz.Yukarıda görülen duvarlara bakıp Akropol'ü bulduğumu sanıyorum . Bu arada bir yandan da Dik bir kayanın altında olduğunu daha önce okuduğum Demeter Kutsal alanını da araştırıyorum . Bu kayalarda herhangi bir iz yok ama antik çağda bu gibi yerlerin de mutlaka bir öyküsü vardır.

Kap Krio'nun(deve boynu yarımadası) üzerinden yunan adası böyle görülüyor.O sırada bir yük gemisi geçiyordu,ben de bayağı tıkandım oturup dinlendik, manzara her tarafta doyumsuz.

Örülmüş duvarların üstünden yolumuza devam ediyoruz.

En tepedeki düzgün taşlarla örülmüş duvarlar yakınlaştı , Mehmet Emin Beyin burada fotoğrafını çekiyorum.

Kim derdi ki bu dağın ardında böyle yemyeşil bir düzlük var , burası hep uçurum . İleride görülen koy Değirmenbükü .

Daha yukarıdaki taşlara çıkmadan Mehmet bey resmimi çekiyor.

 

Evet dağın doruğundayım şu an,manzara eşsiz,bir dağın tepesine çıkmış dağcı gibi hissediyorum kendimi,ama burası Akropol değil.Surların en yüksek yerinde bulunuyoruz,düzgün taşlar beni yanılttı . Artık akropol'e çıkmak gelecek sefere nasip olursa,biraz daha ilerideki daha yüksek bir tepede imiş.

Buradan Kap Krio uzanmış yatan bir dinozor gibi.

 

Bu düzgünlükte iri taşlar buralarda ne emeklerle örüldü kimbilir?

Biraz aşağısında yine duvarlar var.Beni yanıltan bunlar oldu.

 

Mehmet bey'le yolumuzu ayırdık;o kuzey'e doğru giderken ben doğuya doğru yöneliyorum,amacım Demeter kutsal alanını bulmak.Yolumun üstündeki bu palamut ağacı çok güzeldi.

Kimbilir kaç yaşında,bunlar oldukça uzun yaşayabilen anıtsal ağaçlar,yarımadanın bir çok yeri eskiden bu ağaçlarla kaplıymış.Şimdi koruma altındalar,koruma lafı bende bir ters etki yapıyor hep,neyi koruduysak yok oluyor.

Nihayet Demeter Kutsal alanını gösteren tabela karşıma çıkıyor.Burada bir Harıp(keçi boynuzu) ağacı var.

Kutsal alanın etrafını çeviren duvarlardan(temenos) geriye kalanlar.İngiliz Newton 1850 li yıllarda Knidos'a gelip padişahın izniyle her tarafı kazıp bulduklarını savaş gemilerine yükleyip götüren zattır .Bu kişinin götürdüğü eserlerden en önemlilerinden biri oturan Demeter heykelidir, şu an British müzesinde.Bu heykel burada bulunmuştur.

Demeter Eski Yunan mitolojisinde Bereket tanrıçasıdır ,kimilerine göre Anadolu'daki bereket tanrıçası Kybele'nin benzeridir. Burada yılın bereketli geçmesi için şenlikler yapılr,Tanrıça'ya adaklar adanırdı.

Kutsal alanın her tarafı bu çeşit hendeklerle dolu,kazılmış,duvarlar görülüyor.Bu çukurlar Newton'dan mı kaldı yoksa her tarafı bu şekil kazan İris Love'dan mı bilmiyorum.Alelacele bir şeyler bulma telaşı hissediliyor.Numan Tuna'nın Burgaz kazılarını gördükten sonra (oradaki,düzenli,tertipli çalışmayı) bu daha belli oluyor.

Bu oyuklarda Newton,tanrıçaya adanmış heykelcikler,yağ lambaları buluyor.

Akropoldüzgünce kesilmiş izlenimi veren bu kayanın üst tarafında.Demeter kutsal alanının hemen arkasındaki bu geniş duvar üzerinde insan eliyle yapılmış nişler(oyuklar) görülüyor. Üstteki kahverengi izlere bir anlam veremedim.

 

Newton nişlerin içinde heykeller bulunduğunu düşünerek çevrede yaptığı aramada heykeli buluyor.Büyük oyukta büyük ihtimalle Demeter heykeli bulunuyordu.Yanındaki küçük oyukta da kızının heykeli olabilir.

 

Kutsal alandan ayrılıp kentin merkezine doğru inişe geçiyorum,önüme bu büyük duvar çıkıyor.Bu çeşit duvarlar bu yamaçta her yerde karşınıza çıkıyor.

Çevreme bakındığımda doğuda ,geldiğimiz istikamette bu kara parçaları görülüyor. İlerdeki burun Aslan burnu sanıyorum.Oralarda bir yerde aslan heykelinin kaidesi var,gelecek günlerde gitmeyi düşünüyorum.

 

Anemonlar burada da her yerde açmışlar.

Her tarafda,duvar ve setler var.

Ortada Dionysos tapınağı ve stoası.

Duvarlar ve taraçalar üzerine kurulu bir kent.

Bu mağara gibi yeri yeni gördüm,toprak altında kalmış duvarlar görülüyor.

Tiyatronun yanından geldiğimiz gibi iniyorum.

 

Biraz mola verip bir şeyler atıştırdıktan sonra Kap Krio yarımadasını gezeceğiz.Tabii bir kısmını ,zaman hep yetersiz oluyor.Bu arada büyük limandan balığa giden balıkçı teknesinin fotoğrafını çekiyorum.Buralar kayalık olduğu için balık çok olur.

Kap krio'ya geçiyoruz.Knidos'ta yerleşim önce burada başlamış.Burası bir ada iken zamanla dolarak veya doldurularak dar bir kara parçası eklenerek yarımada olmuş .Kıyı boyunca surlardan kalıntılar görülüyor.

 

Antik coğrafyacı Strabon'a göre buradaki yerleşimler genelde sivilmiş.Bilgilendirme tabelasında resmi yapılar da bulunmuştur diyor ben bu yapıların kıyıya yakın olan, özel taşlarla yapılmış olanlar olduğunu sanıyorum.Aslında buralara da bigi verici yazılar gerekiyor.

Sadece bu kısım uzun bir dikdörtgen şeklinde diğerleri küçük odacıklar şeklinde.

 

Çok düzgün taşlar kullanılmış.

Bir üst terasa çıkınca limanlar görülüyor.

Bir çok yapının içinde veya yanında su sarnıçları var.

Bir yukardaki terastan bakınca sarnıçlı yapı görülüyor.Dağın tepesine kadar teraslar devam ediyor.

Bir diğer yapıdaki sarnıç köşede yer alıyor.Sarnıçların içi sıvanmış.

 

Kap Krio'nun yukarılarına doğru çıktıkça,güney tarafında keskin uçlu kayalar ve teras duvarları görülüyor.

Askeri liman ve ticaret limanı ile ortada doldurulan kısım görülüyor.

Yukarıdaki teraslarda sarnıca rastlıyamadım sonunda içi toprakla dolmuş sarnıcı andırır bu çukuru gördüm.

 

Ve sonunda Kap Krio'nun(Deveboynu yarımadası) zirvesindeyiz.İleride bir yunan adası görülüyor.Burası işlek bir deniz yolu.Ege ve Akdeniz'in birleştiği sular.Yıllar önce tekneyle burayı geçmiştim.Böyle sakin çok nadir görülür.Antik çağlarda da buralarda çok tekne batmış.

Sağ tarafta bir mağara var,kimbilir bu mağaranın nasıl bir öyküsü vardı.

Yukarıdan askeri liman veya kuzey limanı böyle görülüyor. Arkası ege denizi.

 

Askeri limanın girişi,Eski Knidos'ta bu limana Askeri tekneler demirlermiş, limanın ağzı bir zincirle kapatılıyormuş.

İnişte bu yapı ile karşılaşıyorum.Koridor,oda gibi kısımlar var.En arkada küçük bir kısım var,etrafı duvarlarla çevrili. Böyle bir yapının yanında herhangi bir bilgi olmaması ilginç,çok mu zor.Mezar yapısı olabilir diyorum.

Geri dönüş için yola çıkıyoruz,çıkışta önünde şehir surları ve Nekropol (mezarlık)yazan tabela bulunan bu taşlarla örülü yere çıkıyorum. Buraya kadar iri taşlarla örülü sur kalıntıları var.Bu dik yamaca nasıl koymuşlar şaşırıyor insan.

Yapının en tepesinden bakınca güneşin batışını fotoğraflıyorum. Knidos'ta güneşin batışı bir başka olur derler,ben ilk kez buna şahit oldum.

Biraz daha gitmiştik ki dayanamadım tekrar durup manzarayı görüntüledik. Mehmet emin bey de fotoğraf makinasını aldı,birlikte.

Her saniye bulutlar biçimden biçime giriyor.

Böylece yaşamımızdan bir zamanı güzel fotoğraflarla sabitlemiş olduk. Knidos , taş parçalarının bulunduğu bir antik kent değildir,dikkatlice izlerseniz,yaşarsanız nefesini hissedersiniz.

Ana Sayfa

 

Metin ve fotoğraflar izinsiz ve www.datcadetay.com adresi belirtilmeden kullanılamaz.Sayfayı web sitenizde paylaşmak isterseniz sadece linkini veriniz.

 

 

Muzaffer Özgen-Datça

Webmaster

ressam48@gmail.com

Free web page counter 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2009-2011, DatçaDetay.com

            

www.datcadetay.com