Diğer sayfalar için ana asayfayı tıklayınız.
|
| |

Muzaffer Özgen-Datça
ressam48@gmail.com

|

Tepeyi çıkar çıkmaz böyle bir yapıyla karşılaşınca şaşırıyorum. Malikane gibi bir yapı , maalesef arkadaşlarımı bulma telaşından içini gezemedim.

Yapıda bolca antik taşlar kullanılmış . Bu yapılarla ve yapılış yılları ile ilgili bir bilgim yok , buraya ilk kez geliyorum . Zamanla bir şeyler öğrenirim umarım .

Karşı tepelerde Knidos'a ait şehir surları ve kuleler görülüyor. Bu kuleleri de ilk kez görüyorum.

Nihayet arkadaşlarımı buldum ve onları ikna ederek tepedeki eve çıktık .


Yüksek bir tepenin üzerindeki evin duvarları sağlam olarak duruyor.

Zamanımız kısıtlı olduğu için fazla inceleme fırsatım olmadı (arkadaşlar Knidos' tan bizi alacaklar , onları fazla bekletmek istemiyorum.) Karşıda duran bölümü anlayamadım , orada duvar kırılmış , her tarafı kapalı.

Bol pencereli ışık alan bir yapıymış . Şimdi görüldüğü gibi hayvan ahırı .


Burası da bayağı güzel bir taş yapı , Akdeniz yapı tipinden çok anadolu evlerine benziyor .

Evin hemen yakınında toprak kazılmış ; burada antik döneme ait horasanlı yapı kalıntıları var . Bulunan eserler müzelere kalsa neyse ama ülkemizden dışarıya kaçırılıyor. Knidos yüzlerce sene olduğu gibi hala korumasız .

Tepede tüm manzaraya hakim bir ev. Ve aşağıda uçsuz bucaksız bir düzlük . Bir arkadaşımın dediğine göre buralar da satılmış , artık nasıl oluyor bilemiyorum.

Aşağıdaki sarnıça doğru gidiyoruz.

Gayet sağlam olarak duruyor , çobanlar su ihtiyacını buradan karşılıyor olmalı. Başka su kaynağı yok.

Cumalı köyden Mersincik'e giderken gördüğüm sarnıç gibi , içi suyla kaplı . Bir merdivenle suya ulaşılıyor.



Knidos'un tepelerinden gördüğüm yeşil düzlük burası yörede İskandil veya Eştengil olarak geçiyor.

Her taraf kamlumbağa dolu.

Otlayan inek sürüsü var , bir inek bizden rahatsız oldu.

Başka bir yapı grubuyla karşılaşıyoruz. Fırını hala kullanılır.

Bu yapı daha önceki yapılara göre daha harap .

Buradada da bir çok antik kentte olduğu gibi yapılarda bolca antik taş kullanılmış . Bu da yapının eski olduğunu gösteriyor. Epeydir buralar koruma altında.

Şu ineklerdeki huzura bakın hele..

Daha önce de dediğim gibi buralarda yüzlerce yıllık ağaçlar var ama testere buralara da girmiş.

Tepede Knidos'a ait bir duvar kalıntısı .

Yolumuza bu duvar çıkıyor , bu çeşit örme şeklini daha çok özel yapılarda veya surlarda gördüm . Polygonal (çok köşeli ) bir biçimde birbirine uydurulmuş. Burada bir yapı veya kutsal bir alan olabilir. Çünkü yolumuzun üstüne daire biçiminde taşlarla yapılmış bir kalıntı çıkıyor .


Boğaz'a girdiğimizden bu yana serin bir rüzgar esiyor , boğazlar ve vadiler çoğunlukla rüzgarlıdır.

Kurumuş ağaç artıkları içinde çıkan bu çiçeği ilk kez gördüm , Mehmet Emin bey görmüş.

Buradan Knidos Feneri görülüyor .

Sarp kayalık bir yerden geçiyoruz , manzaraya kapılırsak tehlike olabilir , dikkatli olmak gerek.

Kayalığı geçer geçmez Knidos karşımıza çıkıyor . Daha önce buralardan fotoğraf çekmemiştim. Knidos'un iki limanı ve teraslar.

Knidos teraslar üzerine kurulmuş bir antik kent.

Kuzey limanı ve fener.



Knidos'ta her yerde bu çeşit duvarlara rastlanır.Kyklop duvar örme tekniğini burada görüyoruz. (bu tanımlar Antik Tanımlar sayfamda var)

Aşağılara doğru inerken bir yandan da daha önce gezdiğim yapıları fotoğraflıyorum . Buralarda bizans yapıları var sanıyorum.



Tuğrul Hocam burada fotoğraf çektirmek istedi , daha önce böyle bir isteği olmamıştı.


Kuş bakışı bir çok yer görülüyor.

Yuvarlak tapınak karşımıza çıkıyor , daha önce yukarıdan fotoğrafını çekmemiştim. Afrodit tapınağı diye de geçiyor. Yuvarlak planlı tapınaklar dünyada bir kaç tane . Üst taraçalardan birinde her yerden görülebiliyor.

Etrafı 18 sütunla çevrili imiş ,sütunları nerede derseniz çevrede bir kaç kırık parçadan başka bir şey yok . Bir iki tane de çok büyük sütun kaidesi görmüştüm.Oktay Sönmez'in Arkeoloji ve sanat Yayınları basımı " Knidos Mavide Uyuyan Güzel " kitabında bu yuvarlak tapınaktan şöyle söz ediliyor.
" Yüzyıllar boyu , Knidos teraslarının en uygun konumda olanı üzerinde kurulmuş özel tapınağından dünyanın en güzel denizine ,sonsuz ve en güzel "kadın tebessümü " ile bakıyordu tanrıça.Gemileri ,gemicileri kutsayarak uğurluyor,gelenleri aynı Tanrıça tebessümle karşılıyordu.Bu tebessüm "Euploia " güzel yolculuk , iyi seferler dileğiydi. Bu tebessüm , bu çıplak omuzların üzerinden denize akan bakışlar " denizcilik " denilen bin bir çile ve tehlikenin içindeki , uzaklardaki insanların özlemiydi. Bunun için , o çağlarda Knidos'a uğramayan gemiye Gemi , Aphrodite Euploia'yı görmemiş gemiciye gemici denmezdi. "
Knidos'a gelirken "Knidos Mavide Uyuyan Güzel" kitabını okumanızı öneririm , her yerde bulabilirsiniz . O zaman bu gördükleriniz taş parçası olmaktan çıkıp bir ruh kazanacaktır.

Yukarıdan fotoğrafını çekerek yan taraftaki sunak ve tapınak rahibeleri ile ilgili olduğu düşünülen yapıları da göstermiş oldum.

Knidos 'tan bir çok uygarlık gelip geçmiştir.Önce buralar Karya'lılara ait iken Dorlar gelerek hakimiyetlerini kuruyorlar. Knidos bugün bile ünlü bir Dor şehri olarak tanınıyor. 200 sene kadar Pers işgalinde kalıyor . Makedonların persleri püskürtmesi ile birlikte Hellenistik dönem kendini gösteriyor.Ve ilginçtir gezdiğim bir çok antik kentte bugüne kadar gelen görkemli eserlerin çoğu Hellenistik döneme ait olduğunu gördüm . Knidos'ta da bu döneme ait eserler var. Sonra Roma egemenliğine giriyor ardından Erken Hıristiyanlık döneminde tapınak ve bir çok eser talan ediliyor , bir çoğu Kiliseye çevriliyor. 7 . yüzyılda Arap'ların saldırısına uğruyor ve bir daha da ayağa kalkamıyor. En son tahribatı onlar yapıyor.Araplar 200 seneden fazla buraları işgal ediyor. O yüzden her yerde değişik uygarlıklara ait eserler var.

Tapınağın planının yuvarlak olarak seçilmesi Afrodite heykelinin her yönden görülmesi ve kadın güzelliğini yansıtan bir estetik biçim olması ile ilgilidir.


Aşağıya indikçe fotoğraflar çekerek yapıların değişik yönlerden görünüşü de size yansıtmak istedim .


Knidos'a bir çok kez gelmeme rahmen bu kısmı yeni gördüm , yukarılardan inmesem yine göremezdim belki. Büyük bir küvet gibi ,hemen aşağısında da mozaikler görülüyor.

Bu çeşit mozaikleri doğu - batı caddesi üzerinde eski bir knidos evinde görmüştüm.Korunsun diye üstüne biraz uydurma bir korunak yapmışlar. Bunlar yuvarlak tapınaktan biraz ileride.


İleride yuvarlak tapınağın merdiveni görülüyor , bu taşları ve sütun parçasını da buraya yeni koymuşlar .



Yuvarlak tapınaktan ve doğu - batı caddesinden aşağıya inen yol.

Yuvarlak tapınağın bir alt tarafındaki terasta Apollon tapınağı ve altar'ı(sunak)

Sunağın daha yakından görünüşü


Propylon (anıtsal kapı). Propylon , antik kentlerde kutsal alana geçiş yeridir. Buradaki Propylon Apollon tapınağı için yapılmıştır.


Karşıda propylon'a ait kapı ın situ olarak durmakta.In situ buluntunun antik dönemde durduğu gibi değişmeden kalması anlamındadır.


Kuzey Limanının (Ege denizine bakan tarafta) giriş kapısı yanındaki günümüze bozulmadan gelen silindirik kule görülmekte.

Bu tonoz şeklindeki kısım horosan harcıyla örülerek yapılmış , duvarlardaki sıvaların bir kısmı da duruyor. Roma veya bizans dönemi olabilir. Herhangi bir tabela yok.

İleride sol tarafta daha küçük boyutta buna benzer mimari kısımlar görülüyor.

Yukarılardan fotoğraf çekerek geldiğim kısımlar görülüyor.

Knidos birbirini kesen paralel ve dikey yollardan oluşan ızgara planlı bir kentti. Dikey yollardan bugüne gelen Liman caddesi tapınaklara çıkan görkemli bir yolmuş.

Liman caddesinin başlangıcında odalar şeklindeki yapı kalıntıları.Duvarın hemen arkası Dionysos tapınağı ve stoa'sı , büyük basamaklarla çıkılıyor.

Sağ Tarafta kilise D var , bir çok kilise olduğu için böyle rakamlar verilmiş . Bunlar hep eski tapınakların yerlerine onların malzemeleri kullanılarak yapılmış .



Apsis gibi bir kısım (Camilerdeki mihrap gibi )

Kuzey Liman o zamanlarda Askeri amaçla kullanılıyordu.Şimdi balıkçılar kullanılıyor , zamanla sığlaşmış.

Liman caddesinden inince sol tarafta stoanın bugüne pek azı gelebilmiş sütunları . Aslında gelmiş de tekrar ayağa kaldırılırken bir kaç kez düşürülmüş.

Kenarda duran bu taş daha önce dikkatimi çekmemişti , bronz heykel kaidesi imiş , arkeoloji eğitimi almış bir arkadaşın söylediğine göre.

Knidos bir yarımadanın ucunda olması nedeniyle br çok kez yağmalanan bir kent . Bir çok eser yabancı ülkelerin müzelerinde .Son çıkarılanlar da apar topar çevre müzelere götürüldü . İnanın Datça'da veya Knidos' ta bir müze olmasından endişelenen çevreler öyle çoktur ki ! O müzeyle knidos taş olmaktan çıkıp ruhuna kavuşacaktır. Bu da ancak Datça' lı bilinçlendiğinde , bu kıymetli mücevherin farkına vardığında olacaktır. Duyduğuma göre geçen yıl Knidos'u binlerce kişi ziyaret etmiş , bu rakam gittikçe artacaktır. Knidos Datça sınırları içinde eşi az görülür bir antik kent onu korumak gelecek nesillere aktarmak hepimizin borcu.


Antik kente giriş kapısı , biz dağlardan geldik buradan çıkıyoruz. Knidos konusu gelip gittikçe sürecek , havalar düzelsin batan güneşi fotoğraflıyacağım . Güneş batarken gökyüzünde oluşan renklere hayran kalacaksınız.
Ana Sayfa
Metin ve fotoğraflar izinsiz ve www.datcadetay.com adresi belirtilmeden kullanılamaz.Sayfayı web sitenizde paylaşmak isterseniz sadece linkini veriniz. |
|