DiğerSayfalar
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Görülecek yerler
Nihat Akkaraca
Ilıcasu değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
Datça resim şenliği
Datça'dan götüreceklerimiz
Datça Köyleri
Datça Karaköy
Datça Kaleleri
Kemer Köprüsü
Soğuksu vadisi
Değirmen deresi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar
|
| |

Muzaffer Özgen-Datça
muzafferozgen48@hotmail.com

|
Ben bu sayfamda Antik dönemin bilim , sanat ve ticaret alanında tanınmış kentlerinden Knidos ile ilgili bilgi vermeye çalışacağım . Bu sayfamdan ayrı olarak Knidos'a yaptığım her gezinin ayrıntılı olarak anlatıldığı sayfalarımın linklerini de bu sayfamda veriyorum .
Büyük Menderes vadisi , Dalaman çayı ,Ege denizi ve Batıda Babadağ , Bozdağ ve Honaz Dağı içinde kalan bölge Karia toprakları olarak geçer. Karia zengin doğal kaynaklara sahip verimli ovalar üzerinde bulunan bir bölgedir .

Karia sınırları içinde bulunan Datça yarımadası Ege adalarından gelen Dor'ların hakimiyetine girer. Dorlar Datça Merkeze 2 km uzaklıktaki Dalacak Burnundaki Burgaz mevkiinde Knidos'u kurarlar. M.Ö 4 . yy ortalarında 35 km uzaklıkta , bugünkü kalıntıların bulunduğu Tekir burnuna taşınılır. Bu sayfamda bu taşınmadan sonraki Knidos'u anlatıyorum . Bu taşınmada deniz ticaretindeki gelişmeler etkili olmuştur.

Bugün de Akdeniz'den Karadeniz'e giden gemilerin çoğu Knidos 'un yanından geçmektedir. O günün şartlarını düşünürseniz , yelkenle hareket eden gemiler için Knidos dinlenmek , erzak temin etmek veya ticaret malı almak için gerekli bir limandı. Kötü havalarda da sığınılacak bir liman.
1858 yıllarında İngiliz Charles Newton devrin padişahından yetki alarak önce Komşu Bodrum'da kazılar yapmış ardından Knidos'a gelerek kısa bir zamanda her tarafı kazarak bulduğu bir çok eseri savaş gemilerine yükleyerek Londra British Museum'a götürmüştür. Knidos'u kazıp bulduklarını İngiltere'ye götürme işi bir yılda tamamlanmıştır. Bu hizmetlerinden dolayı kendisine sör ünvanı verilmiştir.Bu kazıları ile ilgili kitabı "A history of Discoveries at Halicarnassus ,Cnidus and Branchidae " isimli kitabı Google book'ta bulabilirsiniz.Tabii doğal olarak hızla bir şeyler bulup götürme çabası ile yapılan bu kazılar Knidos'a oldukça zarar vermiştir. Eğer izlemişseniz küçük bir yerin kazılması bile buluntulara zarar vermemek için yıllar almaktadır. Bu kazılarsa kazma kürekle yapılan kazılardandır. Bence define avcılarının yaptığından da farklı değildir.
Daha sonra Amerikalı Prof. Iris Love 1967 yılından 1977 yılına kadar burada kazı çalışması yapmıştır, Knidos'u gezerken göreceğiniz bir çok çukur Newton ve Iris Love'a aittir. Iris Love de Afrodit heykelini bulma derdine düşmüştür. Böyle bir bulgu onu Arkeoloji dünyasında ölümsüz kılacaktır. Dikkat ederseniz herkes kendi hırsının , menfaatinin gözü dönmüşlüğünde Bu eşsiz kente bir zarar vermiştir. Bulduklarının yanında verdikleri zarar bence daha fazla .Onların ilgisini bu kültürlerin korunmasından çok bu eşsiz eserlerin kendi ülkeleri müzelerine taşınması oluşturmaktadır.

Her taraf bu çeşit çukurlarla dolu .
Iris Love 'un kazı çalışmasına son verilerek Selçuk Ünivesitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümü öğretim üyesi Ramazan Özgan Knidos'ta kazılara başlamıştır .Yanında eşi Chiristine Özgan'da var ( uzmanlık alanı antik çağ tarihi,coğrafyası, heykeli..).Knidos'ta 17 yıl kazı yapan Ramazan Özgan ve ekibinin kazı yapma ruhsatı bir kaç sene önce Kültür ve Turizm Bakanlığınca iptal edilmiştir. Müfettişlerin incelemesi doğrultusunda olay mahkemeye intikal etmiştir, son durumunu bilmiyorum. suçlamalardan bir tanesi stoa'daki sütunların restore çalışması sırasında hatalı konulması nedeniyle yıkılıp kırılmasıdır.Burada daha bir çok suçlama var ama bunlar kesin olarak aydınlatıldıktan sonra yazılacak konulardır.

Bizler bir çok kez birilerini suçlarken veya savunurken duygusal olmuşuzdur. Bilimsel düşünme okullarımızda hala verilmemektedir. Duyduklarımız , anlatılanlar bizde çokça etkili olmakta . Ben Knidos'ta gördüklerime bakıyorum, defalarca gittim ömrüm oldukça defalarca da gideceğim . Batıdaki en ilginç ve özel antik kentlerden birisi burada bulunuyor. Antik çağın en önemli ticaret , sanat ve kültür kenti. Demokrasinin ilk örneklerinin yaşandığı , şimdiki bir çok kente göre daha modern bir kent. Ve bu kente yapılanları gözlerimle görerek her defasında hüzünleniyorum.

Knidos'a giderken karsımıza çıkacak sapakları sarı renkle gösterdim.
Knidos'a ulaşım
Marmaris'ten gelişte Datça'ya 2 km kala reşadiye mahallesine geldiğinizde, Resadiye Kazım Yımaz ilkögretim okulunu geçer geçmez bir kavşağa gelirsiniz, doğru devam ederseniz Datça merkeze , sağa dogru giderseniz Karaköy, mesudiye , Palamutbükü ve Knidos istikametine giden yola girersiniz. Bir km kadar gidince yol ikiye ayrılır sağ tarafa giderseniz feribotun kalktığı Karaköy'e (körmen) gidersiniz. Bu kavşaklarda gerekli tabelalar bulunuyor.Biz sola gidiyoruz.. Bir müddet gidince yol ikiye ayrılır, sol taraf mesudiye, hayıtbükü'ne varır oradan da isterseniz kıyıdan Palamutbükü'ne ,devam ederseniz Knidos'a da gider fakat bu şekilde Knidos yolu uzar. Biz yol ayrımından sağa sapıyoruz , tabii çevremizdeki manzaraya diyecek bir şey yok. Çam ağaçlarının arasından Akdeniz'in lacivert sularını seyrederek bir müddet gidince köylerden geçmeğe başlıyoruz, hep düz olarak gidiyoruz isterseniz yol üzerindeki sapaklardan Mesudiye , Palamutbükü gibi yerleşimlere gidebilirsiniz. Yol üstünde yolumuza ilk çıkan köy Yaka ardından Yazıköy' ü geçiyorsunuz .Yazıköy'ü geçerken Akdeniz mimarisindeki taş evlerden ve daracık sokaklardan geçiyorsunuz .Yazı köyden 7-8 km kadar sonra Knidos geliyor .Knidos'a yaklaşırken yine birbirinden eşsiz manzaralarla karsı karsıya kalıyorsunuz .


Knidos deyince akla gelenler
Knidos antik çağın en önemli bilim ve sanat merkezi bir kentti . Knidos' lu Eudoksos Matematik , astronomi fizik alaninda çalışmalar yapıyordu. Devrin en ünlü Gözlemevi Knidos'ta idi , Eudoksos buradan yıldızları inceliyordu .( Bunda Datça yarımadasının parlak , nemsiz göğünün etkisi vardır sanırım.) George F.Bean'in "Karia "kitabında bahsettigi gibi"Güneş çapını dünyadan üç , aydan dokuz kat daha büyük olduğunu öne sürmüştü"
Dünyanın 7 Harikasından biri olan İskenderiye Feneri'nin mimari Sostratos da Knidoslu idi. Knidos'ta da eserleri vardır , doğru bir kazı yapılıp Knidos gün ışığına çıktığında bunlar daha belli olacaktır sanırım.Yaşadığı dönemin (M.Ö 4.yy) en ünlü heykeltraslarindan olan Praksiteles Atinalı olmasına karşın uzun yıllar Knidos'ta yaşamış, Knidos'un verdiği ilhamla bir çok ölümsüz esere imza atmıştır.Eserlerinin bir çoğu günümüze gelmemiş olsa da onlar hakkındaki bilgileri aslına uygun yapılmış kopyalarından alıyoruz.Bunların içinde en ünlüsü olan , "Knidos Aphrodite"heykeli günümüzde bile adı sıkça geçmekte , sanat kavramı olarak söz edilmekte
Knidos Aphrodite heykelinin kısaca öyküsü şöyledir ;Altı Dor şehrinden Kos, Praksiteles'ten Aphrodite heykeli ister. Praksiteles birisi çıplak , diğerinin üzerinde kıvrımlı kumaş bulunan iki heykel yapar.Kos giyinik olanı seçer, çıplak olan Knidos'a kalır. Heykeltraşlıkta İlk kez böylesine cesurca bir kadın vücudu işlenmiştir . Heykeli görmek için bir çok yerden insanlar Knidos'a gelirler, buradan geçen gemiler Knidos 'a uğramadan geçmezler. Mermer, insan vücudunun dokusunu en yakın veren bir yontu malzemesidir, bu çalışmaya uygun en güzel mermeri kullanan Praksiteles anlaşıldığı kadarıyla taşa bir ruh kazandırmış.
Yine Knidos'un en ünlülerinden biri "şarabı"Hazmı kolaylaştırıcı bir özelliği olduğu belirtiliyor. Doğu Akdeniz'den , Karadeniz'e , Atina'ya kadar Knidos şarabı gitmiş. Numan Tuna Hocamızın dediğine göre burada şarabın kalitesinden çok Pazarlama becerisi daha etkili olmuş. Bunları bu saydığım bölgelerde bulunan amforalardan anlıyoruz. Anforalarda Knidos'un mühürü ve Tüccarın adı yazıyormuş Değişik biçimlerde çok çesitli Kidos amforaları bulunmuştur.
Sizlere Knidos' u tanıtırken Knidos 'a girişten başlayarak sırasıyla yukarı teraslara doğru gideceğim.
Knidos Mavide Uyuyan Güzel- Oktay Sönmez
Knidos'a 3 km kadar yaklaştığınızda yolun sol tarafında denize bakan kısmında bir yerleşimle karşılaşıyorsunuz . Bir kısmı tepenin etrafında. Daha önce yapıların düzgünlüğüne ve anıtsallığına bakarak bunlarin resmi amaçlı bir yerleşime ait olduklarını düşünmüştüm. Oktay Sönmez , yazmış olduğu "Mavide Uyuyan Güzel Knidos" kitabında Nekropol'den (mezarlık) bahsederken "Knidos Nekropolünü arkeologlar antik dünyadakilerin en büyüğü olarak tanımlıyorlar .Knidos'un doğusunda ayrı bir kent var sanki." diyor ve Temenos'un (bir veya daha fazla tapınak ve dinsel yapıyı içine alan etrafı peribolos denilen duvarlarla çevrili kutsal alan) doğuya doğru giden ana yolun kenarında tarif edildiğini belirtiyor. Işte benim Knidos'a tahminen 3 km kala görüp gezdiğim yapıların ; mezar yapıları ve içlerindeki kutsal alanlar olduğunu bu son gezimdeki incelememde daha iyi anladım. Bu arada Izmir'de Arkeolojik kitaplar ararken rastladığım "KNIDOS Mavide Uyuyan Güzel"kitabı için Oktay Sönmez'e ne desem az. Çok az kaynağın bulundugu bir konuda böyle bir kitap yazması çok hoş olmuş . Zaman zaman Roman, bazen belgesel bezen de Gezilen bir yerin anlatımı şeklinde ilginç bir kitap. Knidos'ta Gezdiğim yerleri gözümün önüne getirerek , Oktay Sönmez'in hissettiklerinin bir kısmını ben de hissederek okudum .Biraz da kıskandım orada geçirdiği zamanlar için , aynı güzele aşık olmuş iki aşıktan biri gibi. Kitap Arkeoloji ve sanat yayınları-2007 4. baskısıydı
Knidos Nekropolis

yapılar dörtgen planlı,tek kapıları var.


Yol kenarındaki yanyana 3 yapı , birbirlerine birer kapı ile açılıyorlar .
14 Mart 2010 Tarihinde Knidos Nekropolünü tekrar gezdim , ve şimdiye dek dikkatimden kaçmış bir çok ayrıntıyı fotoğraflıyarak aktardığım "Knidos Nekropolisi "isimli sayfamı izlemek için tıklayınız.
Knidos Odeion

Antik çağda içinde müzik dinlenilen , küçük oyunların oynandığı tiyatroyu andırır oturma basamakları olan yerlere Odeion denir. Knidos'taki bu odeion denizin hemen kenarında , araba park yerine gelmeden hemen önce.

Çok güzel bir yerde yapılan bu yapı bayağı zarar görmüş ama ayağa kaldırlarak Knidos'ta yapılacak çeşitli etkinliklerde kullanılabilinir. Yıllar önce Can Yücel'in birinci ölüm yıldönümünde küçük tiyatroda şiir dinletisi olmuştu ,o günü hala unutamıyorum . Akşam güneş batmak üzere iken sessizlikte inanılmaz bir atmosfer oluşuyor.

Knidos odeonu , antik müzik eşliğinde şarkılar söylenirken , o zamanlar canlandı gözümün önünde , hele bir de mehtap varsa . Yazın Datça Cumhuriyet meydaninda oturup müzik dinleyenler bunu daha iyi anlayabilirler.

Odeion'un hemen önünde büyük liman'ın mendireklerinden biri başlıyor. Mendirek sağlam olarak günümüze gelmiş ama bu kısım suyun altında .Uzaktan fotoğrafını çekince daha belli oluyor .Yarım ada tarafındaki mendirek daha sağlam olarak günümüze gelmiş.


Odeion'dan yola çıkar çıkmaz bu yapıyla karşılaşıyorsunuz.
Knidos Küçük Tiyatro

Tiyatronun ilk yapım tarihi bazı kaynaklarda 4.yy la dayandırılıyor , Hellenistik ve Roma dönemlerinde de bir çok eklemeler yapıldığını düşünüyorum. Orkestra yarım daireden biraz büyük gibi görünüyor , orkestradaki mermerler sökülüp götürülmüş. Beyaz mermer oturma basamakları günümüze iyi durumda gelmiş , restorasyon çalışmasıyla hoş bir eser ortaya çıkacaktır, bakalım ne zaman.

Yapının her iki yanındaki kemerli girişler günümüze gelmiş.Yuvarlak kemerli tonoz şeklindeki seyirci giriş kısımlarını ben Hellenistik döneme yakıştırdım .Bu yapı hakkında Kazı yapanlar tarafından yazılmış bir kaynağa ulaşamadım. İlginç olan Charles Newton burada bir yıl süreyle kalıyor yazdıkları hala Knidos ile ilgili en önemli kaynaklar.Onlarca yıl yapılan kazılar ile ilgili fazla bir yayın yok.

Sahne binasından geriye kalanlar görülüyor.

Liman tarafında bulunan sahne binasının kemerleri görülüyor. Romalılar döneminde sahne binasında bir çok değişiklikler yapılmıştır.Yapılan kazılarda da Roma dönemine ait heykeltraşlık eserleri ortaya çıkarılmıştır.

Knidos'ta biri 5 diğeri 20 bin kişilik olduğu sanılan iki tiyatro vardı. Resimdeki 5 bin kişilik küçük tiyatro , 35 oturma sıralı, iki diozomalı (diazoma:seyircilerin oturduğu bölümü yatay olarak bölen yürüyüş yolu.) tiyatro limana bakmaktadır..



Küçük tiyatronun yanından yukarıya teraslara giden yolu takip ederseniz şehrin merdivenli caddelerinden birine daha rastlıyorsunuz.



Kim tarafından kapatıldıysa caddenin önü kapatılmış.
Dionysos Tapınağı

Küçük tiyatrodan kuzeye doğru gidince Dionysos'a ait olduğu sanılan bir tapınağın temelleri ile karşılaşıyorsunuz .

Knidos'taki bir çok tapınakta olduğu gibi burada da tapınağın üzerine malzemeleri kullanılarak bir kilise inşa edilmiş. Bulunan frizlerden tapınağın Dionysos'a ait olduğu sanılıyor. Arka tarafında stoa görülüyor , Dionysos stoası diye de geçiyor.

Kilise inşa edilirken temelde kullanılan tapınağa ait kabartmalı taş

Dionysos tapınağının ve stoa'nın yukarıdan görünüşü

Antik kentlerde tanrılar o toplumun ihtiyaç ve kültürel yapısına göre önem kazanırlardı. Dionysos Yunan mitolojisinde şarap ve bağ bozumu tanrısıdır. Sembolü asma ağacıdır, onun adına her yıl bağ bozumu şenlikleri yapılırdı.Tabii Knidos'un en önemli gelir kaynağı da ünü doğu Akdeniz'e kadar yayılan Knidos şaraplarıydı.
Knidos Dionysos Stoası

STOA , Arkası duvar önü sütun sırasıyla kaplı üstü kapalı mekanlar. Daha çok dükkan ve alışveriş merkezleri olarak kullanılıyordu .

Korint sütun başlıkları ve arşitrav (antik mimaride sütunları birleştiren yatay kiriş)

Stoa'nın son kalan bir kaç sütunu , anlatılanlara göre bu sütunlar montaj hatası nedeniyle bir kaç kez yıkılıp bayağı hasar görmüşler.

120 m ye yakın uzunluktaki stoa 'nın küçük tiyatrodan görünüşü.

Stoa arkadaki terasın önüne yapılarak taş duvarlar aynı zamanda arkadaki toprağın kaymasını engellemekte.

Stoa odaları görülüyor,buralardaki kazılarda çeşitli eşyalarla birlikte heykeller de bulundu.

Stoanın arka duvarlarının dibindeki su kanalı görülüyor,bu kanal stoa boyunca zaman zaman odaları ayıran duvarların altından geçerek devam ediyor.

Stoa odalarında görülen kanalın mermer kısmı.
-Kilise D

Stoa'dan askeri limana doğru gidince kilise kalıntılarıyla karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi tabelada D-kilise yazan Bu kilise de daha önce buradaki bir tapınağın yerinde yapılmış.Yakınlarında Iris Love'un kazdığı o meşhur çukurlardan var. .



Knidos Antik Limanlar

Knidos önceleri Kap Krio denilen adaya kuruluyor, daha sonra fotoğrafta görüldüğü gibi orta kısım doldurularak Kap Krio yarımada oluyor ve iki tane yapma limana sahip oluyorlar.Sağ tarafta görülen kuzey limanı (Ege denizi tarafı) askeri amaçla kullanılıyor, daha büyük olan sol taraftaki güney limanı ise ticari gemilere ayrılıyor. Knidos'luları Yarımadanın ortasındaki Burgaz'dan buraya çeken şey bence bu liman avantajları. Rüzgarlar ve sert denizler nedeniyle burnu dönemeyen gemiler bu limanlarda konaklayarak uygun havanın çıkmasını bekliyorlardı .Transit geçen büyük gemiler de Knidos Limanına uğramak zorundaydı.O zamanların tek büyük taşıma aracı olan yelkenli tekneler hareket için gerekli rüzgarı burada buluyorlardı. Anlaşıldığı kadarıyla Knidos zamanının en modern ticaret ve turizm merkezlerindendi.
Knidos Kuzey Limanı (Askeri Liman )

Kiliseleri geçince Ege denizine bakan limanla karşılaşıyorsunuz . O gün için yirmiye yakın savaş gemisinin demirlediği liman'ın ağzı zincirle kapatılıyordu. Limanın girişinde yer alan yuvarlak kule bugün de sağlam durumdadır. Bugün balıkçı tekneleri demirleyebilmekte büyük teknelere göre sığ , berrak suların içinde bazı tarihi elemanlar görülebilmekte.

Kuzey limanının giriş kısmındaki surların bugünkü durumu.

Kuzey Limanının girişinde yer alan yuvarlak kulelerden birisi bugün sağlam vaziyette durmakta.

Kapkrio (Deveboynu ) yarımadasından çektiğim bu fotoğrafta kuzey limanının girişi görülmekte.

İki Limanın ortasında kalan sonradan dolan kısım o zamanlar bu kadar geniş değildir diye düşünüyorum . Zamanla denizin getirdiği birikintilerle genişlemiştir. Bu fotoğrafı Kap Krio'dan çektim karşıda ana kara görülüyor.

Bugün ticari limanın görünüşü,ortada ahşap bir iskele var,balıkçı tekneleri yanaşıyor.Limanın mendirekleri hala sağlam halde yukarıdan bakıldığında suyun içinde görülüyor. Bir çok mavi yolculuk gemisi ve kotra limana uğramakta. Bir restaurant bulunmakta.

Ticari limanın Kap Krio'dan görülüşü

Büyük Liman diye de geçen ticari limanın bitişiğinde Knidos'un tek lokantası bulunmakta.

Yukarıdaki teraslardan çektiğim bu fotoğrafta dionysos tapınağı ve güney limanı (ticari liman) görülmekte.

Kuzey Limanının giriş kısmından başlayan surlar kıyıyı takip ederek tepelere doğru gidiyor. Askeri limandan biraz gittikten sonra denize açılan bir geçit var. Büyük ihtimalle burası da zaman zaman kapatılıyordu ki kapıyı oluşturan düzgün taşlar duruyor.

Liman Caddesi

Stoa'yı geçer geçmez bu basamaklı cadde ile karşılaşıyorsunuz , o günlerden bugüne gelmiş tek cadde bu .Taşları ve basamakları her nasılsa korunmuş. Cadde kutsal alanlara ve yukarıdaki geniş caddeye çıkıyor.

Knidos o dönemlerde bir çok antik kentte de kullanılan ızgara planı denilen mimari plana göre yatay ve dikey caddelerle bölünmüştü .Teraslar üzerine kurulu bir kent olduğundan dolayı yatay caddeleri merdivenli dikey caddeler kesmekteydi.

Merdivenli caddenin başlangıcında sağda stoa yer almakta
Merdivenlerden çıkınca stoanın karşısında bu çeşit yapı kalıntıları var.

Merdivenli caddenin başlangıcında da bu yapı kalıntıları var.

Geniş basamaklar şeklinde tapınaklara doğru çıkılıyor.

Liman caddesinin yukarı taraftan görünüşü

Anıtsal çeşme
Knidos- Mympheion-

Merdivenli caddeden yukarı doğru giderken sağ tarafta anıtsal çeşmeye ait kalıntılar bulunuyor.

Anıtsal çeşme (mympheion)

Anıtsal çeşmenin üstüne konulan kısmın kopyası.
Knidos Dor Tapınağı

Merdivenli caddenin hemen solunda tabelada Dor tapınağı yazan kalıntılar var. Üzerinde tuğla zeminden yer yer bazı kısımlar görülüyor, bir de bu 2 m lik çukur var. Çukurun yan tarafında düzgün örülmüş taşlar görülüyor. Burası da kiliseye dönüştürülerek yok edilmiş yapılardan . Bunu daha önce de belitmiştim; bu antik eserlere en büyük zarar hıristiyanlar tarafından verilmiş . Hemen hemen hepsinin olduğu yerde kilise kalıntıları var.

Knidos Propylon (Anıtsal kapı)

Antik mimaride Propylon kutsal alana geçiş yeridir.Buradaki Apollon tapınağı ve sunağına giriş için kullanılırdı.Apollon tapınağının güneyinde iki ana caddenin buluştuğu yerdedir.Yapının yemelleri kireç taşı üst kısımlar beyaz mermerdir.


Knidos Apollon Tapınağı ve sunağı

Ön tarafta sunak görülüyor (altar)

Merdivenli liman caddesini geçtikten sonra teraslara doğru bir tırmanma başlıyor,Dor Tapınağı,Apollon Tapınağı ve en üstte Yuvarlak tapınak(Afrodit tapınağı)yer alıyor. Apollon tapınağı ve sunağından geriye kalanlar temeller ve istinat duvarları. Bu tapınaklar teraslar üzerinde olduğundan her yerden görünülüyordu.
Knidos Apollon tapınağı

Tapınağın kuzey tarafından görünüşü

Knidos Apollon Tapınağı
Tapınak gri ve pembe mermerlerden yapılmış , buraya pembe tapınak da deniyor.Bu yapının üzerine de kilise inşa edilmiş.


Tapınağın yanındaki bigilendirme tabelası

Tapınak duvarlarının üstünde ayinleri izlemek için oturma basamakları görülüyor.


Apollon tapınağındaki yazılı taş bloklar.

Bilgilendirme tabelasında sözü edilen mağara ve buradan gelen su kaynağı .
Knidos Yuvarlak Tapınak (Afrodit tapınağı)

Yuvarlak tapınak olarak söz edilen tapınağın Aşk ve Güzellik tanrıçası Afrodit'e ait olduğunda birleşiyor arkeologlar . O çağlarda burayı gezen gezginlerin anlattıkları, Roma'da bu tapınağa ait olduğu sanılan duvar resimleri vs bilgiler var. Buralarda kazı yapan Amerikalı Iris Love'u derin hendekleri kazdıran da Afrodit'e ait bir iz bulmak bence .

Tapınağın yanında görülen tabela

Tapınağın bulunduğu alan Knidos'un en güzel teraslarından biri , bütün knidos ayaklarınızın altında. Biçimi antik çağda burayı görenlerin anlattıklarına uyuyor, heykelin her taraftan görülmesini sağlamak ve Afrodit'e yakışır bir estetik anlayışla çok nadir görülen bu yuvarlak planı tercih etmişler. Dor nizamındaki tapınağın Çapı 17.30 m. Etrafının 18 büyük sütunla çevrili olduğu tahmin ediliyor.

Podyumda gri mermerden bir heykel tabanı ortada durmakta..Tapınağın yuvarlak biçimde yapılmasında heykelin her yönden görülmesi isteğinin yanında kadın estetiğinini yansıtmak isteği de rol oynamıştır diyorum.

Mermerler kusursuz bir biçimde dairesel biçime uydurulmuşlar.

Tapınaktaki taşların birbirine tutturuluşu

21 Mart 2010 tarihinde yaptığım Akropol gezimin inişinde Afrodit tapınağının arkasındaki koya inen merdivenli yola çıktım. Aşağıda kumsallı bir koy vardı.

Daha sonra yoluma devam ettiğimde yuvarlak tapınağa çıkan mağaraya geldim.

Afrodit tapınağının kuzeyindeki bu mağara içinde yapılan kazılarda bir çok küçük heykel bulundu , büyük ihtimalle afrodit adına konmuş figürler.

Knidos Afrodit tapınağının hemen üzerinde bu şekilde mağaramsı bir yer var.Buralarda yapılan kazılarda Tanrıçaya adanmış adakların ve heykelciklerin bulunduğundan bahsediliyor. Bu tapınağın Afrodit tapınağı olarak söz edimesinin bir nedeni de buralarda bulunmuş çok sayıda erotik figür olması.

Mağaranın çıkış kısmında harçla örülmüş duvarlar ve küçük nişler var. Oktay Sönmez'in "Knidos Mavide Uyuyan Güzel " kitabında bu mağaradan giden iki yoldan birisinin denize diğerinin de Akropol'e çıktığını okumuştum . Akropolden inerken bahsedilen yolları görmüş oldum . Böyle bir yeri gezerken bazı konuları bilerek gezmek apayrı bir heyacan veriyor. Bu sayfaları hazırlamam Knidos' u gezen bir çok kişinin de benzer heyacanları duymasını istememden kaynaklanıyor.

Akropole çıkan yolda yapılmış merdivenler

Yuvarlak tapınaktan deniz tarafına doğru gidince bir kaç yapı temeli ile karşılaşıyorsunuz. Bunları incelediğimde Knidos'un ilk dönemlerinde yapılmış olduklarını düşündüm.


Yuvarlak tapınağın yanındaki yapıların rahibelere ait olduğu sanılmakta.
Yuvarlak tapınağın ilerisinde yer alan podyum şeklindeki kısım.

Afrodit tapınağından denize doğru gidince en uç kısım burada , aşağıda bir koy bulunmakta.
Knidos Aphrodite'si
Evet bir çok antik kentte Afrodit heykeli vardı ama , Knidos afrodit'i dendiğinde herkesin bildiği bir konu oluyor. Binlerce yıl geçtiği halde hala üzerinde konuşuluyor. Ressamlara, şairlere ilham kaynağı olmuş , o çağlarda bir turizm hareketini de başlatan onun görkemli güzelliği ve ünü ,o günün şartlarında insanların uzak kentlerden Knidos'a gelmesine neden olmuş. Bugün hala çok konuşulmasına sebep bence biraz da heykelin ortada olmayışı , anlatılırken herkes kendi hayal dünyasında kendine göre bir güzel oluşturmakta. Kopyalarının hepsinin fotoğraflarını gördüm onlar gibi bir heykelmiydi acaba, yoksa düşlerin koynunda bizler mi bir afrodit yaratıyoruz. Olabilecek en güzel kadın, derin anlamlı bakan, kusursuz oranlar ve asıl önemlisi öyküsü. Öyküsü olmayan çok az şey bugünlere gelmiş. Rönesans ressamlarına , Barok ressamlara bakın hepsinin afrodit tiplemesi farklı.Şu an Knidos afrodit'in bir heykeli olsaydı inanın ustaca yapılmış , en iyi mermer kullanılmış bir heykel olacaktı. Murat Katoğlu'nun Rahmetli Ekrem Akurgal ile yaptığı röportaj kayıtlarından yazdığı "Knidoslu Afrodite" kitabında Ekrem hoca Knidoslu Afrodite'den bahsederken farklı bir form ve üslubu açıklamak için kullandığını belirtiyor.
Yapılan kazılarda ön ve arka yüzlerinde Afrodit'in portresi bulunan paralar bulundu.Bazılarında Knidos afroditinin ünlü keykelinin kabartması vardı. Bir de bu keykelle ilgili bilgiye Roma döneminde yapılmış Knidos Afrodit'i kopyalarından varıyoruz.



Tapınaktan biraz ileride doğuya doğru küçük odalardan oluşan yapılar var, odalardan bazılarında pencere şeklinde nişler bulunuyor , bu kısımlarda harc kullanılmış. Bu kısmın hıristiyanlık dönemine ait olduğunu düşünüyorum , yine okuduğum bir yerde buralarda bir hamamdan bahsedildiğini hatırlıyorum.
Bu yapıların biraz ilerisinde biraz yüksekçe bir yerde içi sıvalı kısma rastladım.

Biraz aşağısında da bu mozaiklerden vardı.

Yuvarlak tapınaktan biraz ileride yer alan yapıların yukarıdan görünüşü. Bu yapıların rahibelere ait olduğu da söylenenler arasında. Bundan sonraki Knidos çalışmalarımda bu yapılarla ilgili ayrıntıları ayrı sayfalarda vermeye çalışacağım.

Doğuya doğru biraz daha gidince bu yapıyla karşılaşıyoruz . Bizans yapıları olması kuvvetli , duvarlar küçük taşlarla harçla örülmüş. Odalardan meydana geliyor.Yapının temel kısmı toprak altındaymış.
Temel ve duvarlar 1,5 m toprak altında . Temeller çok düzgün mermerlerden yapılmış.


Yapıdaki küçük taşlar ve harçla yapılmış zemin döşemesi görülmekte.

Yapının değişik yerlerinde üç adet kuyuya benzer taşla örülmüş çukur bulunmakta.Bu çukurlar alt kısımdan bir kanalizasyona bağlı olabilirler. Buralarda su çıkacağını sanmıyorum.
Bu çukurun üstünde de bu şekilde bir mermer kısım bulunmakta.

Doğu'ya doğru yürüyüşünüze devam edince Knidos evi diye bilinen bir yapının temellerine geliyorsunuz. Burası da toprak bir metre kadar kazılarak ortaya çıkarılmış.

Knidos evinde bulunan yer mozaiklerini görüyorsunuz . Korunması amacıyla üstüne derme çatma bir çatı yapılmış.

Doğu - batı caddesi üzerinde düzgün taşlarla örülmüş duvarlardan bazıları yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış . Duvarın devamı toprağın altında.

Yine buralarda altından kanalizasyonnun geçtiğini düşündüğüm taşlarla örülü kısım .

Bu da rastladığım başka bir su kanalı

Yine bu bölgede rastladığım dikdörtgen şeklinde bir odada da yukarıda bahsettiğim kuyulardan vardı. Köşesinde de içi boş bir mermer duruyordu.

Knidos Doğu Batı Caddesi
Knidos Izgara planı dediğimiz bir planla teraslar üzerine inşa edilmiş bir antik kent.Yatay geniş caddeleri merdivenli dik caddeler kesiyor.En ünlü caddelerinden birisi bu arkeologların Doğu-batı caddesi dedikleri cadde ve burada şehir ikinci defa kurulmuş gibi, görkemli tapınaklar,önemli kişilerin evleri,stoa, kent meclisi, odeion vs bu cadde üzerinde.
Yolunuza devam edince bu yapıyla karşılaşıyorsunuz , su deposu olabilir veya başka bir amaçla da olabilir,bununla ilgili bir bilgiye şimdilik ulaşmadım.İçi sıvalı,Sol tarafta görüldüğü gibi büyük bir pencere var, burada toplanan nesnenin başka bir yere akması için olabilir.

Bu çukurun biraz ilerisinde bu mermerden yapılmış delik var, içerisi bir kanal gibi, knidos devrine göre çok modern kanalizasyon ağına sahip bir kentti.

Yukarıdaki resmi ,daha önce bahsettiğim dor tapınağı ve şimdi bahsedeceğim korint tapınağı ile ilgili verilen bilgilere göre çizdim. Eski Yunan mimari nizamlarından olan bu iki tarz bir çok yönden birbirinden ayrılıyor ,kaide üzerindeki basamaklar. sütunların şekli, oturuş şekilleri , sütun başlıkları vs. Bu çeşit yerleri gezerken bu bilgiler ışığında mimari elemanları ve yapıları tanıyabiliriz. (bu nedenle sitemde antik tanımlarla ilgili bir sayfa hazırladım.)Şekiller biraz kabaca oldu ama o günkü görünüşleri ile ilgili bir bilgi verebilir sanırım. Çünkü Knidos'taki tüm bu tapınaklardan sadece temeller ve kırık dökük mimari parçalar kalmış. Bu yapıların teraslar üzerinde o günkü hallerini bir gözünüzün önüne getirin;beyaz mermerleri güneşte parlayan görkemli yapılar, merdivenler ve inanılmaz güzellikte bir doğanın içinde kente ilk kez gelen insanların hayranlık ifadesini duyabiliyorum sanki . Bu tapınaklar yukarıda şemasını çizdiğim "Megaron dediğimiz dikdörtgen şeklindeki ege ev tipinden çıkmış , zamanla önüne bir dehliz, etrafına sütunlar, dehlizin önüne sütunlar, etraftaki sütun sayıları gittikçe artmış falan ama ana şekil megaron. Dor tapınakları için bir erkeğin gücünü gösterir derler biraz kaba ve hantal görünüşleri yüzünden, ege kıyılarında görülen İyon nizamı ise bir kadının güzelliğinden çıktığını söylerler (Korint nizamı Hellenistik döneme aittir, iyon nizamının sadeliğine karşın abartmayı, süslemeyi sever )..Evet gerçekten antik dönemdeki oranlar insan vücudu ile ilgilidir. İnsan her şeyin kaynağıdır onlar açısından. Ve tanrıları da insanlar gibidir. Bunları yazarken öğretmenlik yıllarım aklıma geldi, 20 sene sanat tarihi derslerine girdim, antik çağ sanatı şimdi olduğu gibi en severek işlediğim konulardı. Batı ülkeleri de kendi kültürlerinin kaynağının bu sanatlar olduğunu ifade ederler ve onlardaki Yunan hayranlığı buradan geliyor. Ama zaman zaman işleyeceğim , bu uygarlıkların kaynağı da Anadoludur.

Parçalarının bir çoğu sağlam vaziyette günümüze kadar gelmiş olan Korint tapınağını elinden tutulursa ayağa kaldırılacak vaziyette.Sütun ve diğer parçalar çevreye dağılmış vaziyette. Iris Love'ın burada kazı çalışması yaptığı söyleniyor.Bu yapının Roma dönemine ait olduğunu belirtiliyor , Korint nizamı Hellenistik dönemde yaygınlaşmasına karşılık Roma'lılarca da bir çok tapınakta kullanılmıştır.

Korint nizamına özgü çokça sütun parçası sağlam olarak duruyor, temeller de yerinde , Knidos'a iyi bir el uzandığında buraların çok değişeceğini düşünüyorum. Alttaki fotoğrafda çevreye gelişigüzel dağılmış mimari parçalardan bir friz görülüyor.

Korint tapınağı da Doğu- Batı caddesi üzerinde

Korint tapınağı içinde duran korint sütun başlığı. Korint nizamı daha önce de söylediğim gibi Hellenistik dönemde ortaya çıkmıştır..Başlıklardaki desen antik çağlarda evleri kötülükten koruyacağına inanılan Akantus bitkisinden esinlenmiştir. Bazı yerlerde kenger yaprağından esinlendiği yazılsa da Akantus'un fotoğraflarına bakınca daha mantıklı geldi ,başlık sepet şeklinde yapraklardan oluşuyor.
Knidos Güneş saati

Hemen Korint tapınağının yakınında güneye doğru bu güneş saati duruyor. Benzer örneğini Efes müzesinin bahçesinde gördüm , çubuk olarak metal koymuşlar zamanı göstermekteydi. Hellenistik döneme ait.

Güneş saati
Knidos Dorik Stoa- Kilise B

B kilisesi Dor nizamı bir stoanın yerinde yapılmış , Korint tapınağının güneyinde , biraz ilerisinde. Bu yüzden çevresinde Korint tapınağının devasa sütunları bulunmakta . Stoalar halkın güneşten ve yağmurdan korunduğu, bir araya geldiği , dükkan gibi alışveriş yerlerinin olduğu mekanlar.Sütun ve sütun başlıklarının dor nizamında olmasından dolayı bu stoaya dorik stoa deniyor.Sonradan yerine bizans döneminde kilise yapılmış.

Kiliseden kalan içinde haç bulunan , madolyon desenli mermer , yerde kırık bir vaziyette uzanıyor.

Kilise B nin içi temizlense bir şeyler ortaya çıkacak, bu kadar zor mu , bunun için arleologmu olmak gerek bilemiyorum . Dairesel basamaklardan oluşan kısmın üzeri molozlarla kapanmış.

Kilise B nin tabanında iki adet yazılı taş görmüştüm bunlardan bir tanesinde Arapça yazılar var. MS 7.yyda araplar buralara gelmişler ve bir zaman bu toprakları işgal etmişlerdi . Numan hoca bu Arap saldırılarından sonra Knidos'un bir daha toparlanamadığını söylemişti.
Knidos Bouleuterion(Meclis Binası )

Gezdiğim antik kentlerin hepsinde Bouleuterion denilen meclis binası var. Bazılarında bayağı anıtsal yapılmış. Antik Yunanda Kent meclisinin toplantılarının yapıldığı bina olarak tanımlarda geçiyor. Knidos'daki Bouleuterion'un dıştan bakıldığında görülen kısmı bu . Yine korint tapınağına yakın. Knidos'un ilk kurulduğu yıllarda oligarşik bir yönetimin olduğu daha sonra bir kral tarafından yönetildiği yazılır. M.Ö 300 lü yıllarda demokrasiye geçildiği belirtiliyor. George F.Bean Karia kitabında Knidos'tan bahsederken Matematikçi, felsefeci Eudoksos'a kent için bir yasa hazırlatıldığından bahseder. Ve bu yasanın demokrasi ile yakın ilgisinin olabileceğini yazar. Barışçı ve ticaretle geçinen bir toplum olan Knidos'lular zamanının en modern toplumlarındandı .

Knidos Boueuterion'da giriş merdiveni ve yan taraflardaki oturma basamakları zor seçiliyor . Bouleuterionlarda çoğunlukla yarım daire biçiminde , küçük bir tiyatro gibi basamaklar oluyor.

Bouetureion (meclis binası) nın oturma basamaklarının altında harçla yapılmış bir uçtan diğer uca çıkan bir tünel var.
Knidos Büyük Tiyatro

20 bin kişiye yakın insanı aldığı söylenen büyük tiyatrodan geriye bu duvarlar kalmış. Mermerlerinin gemilerle Mısır'a götürüldüğü biliniyor.Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya saray yapmak için, bir kısmı'da Dolmabahçe sarayında kullanılmış . Demeter kutsal alanını ararken karşıma çıktı , bayağı yukarılarda.
Knidos Musalar Kutsal alanı

Musalar Kutsal alanında tapınağın temelleri kalmış. Musalar Eski Yunan Mitolojisinde sanatın perileridir, İlham verirler. Buranın Musalar için yapılmış kutsal bir yer olduğunu düşünmemize neden;burada bulunan bazı yazılı taş ve heykelcikler.1850 li yıllarda buraya gelip kazılar yapan newton burada bir çok Nymphe heykeli bulup Londra British müzesine götürmüştür. Nymphe'ler mitolojide doğada çeşitli yerlerde bulunan perilerdir, güzel kadınlar olarak tasvir edilirler, bulundukları yere göre isimlendirilirler.(çeşme nymphesi gibi)


14 Aralık 2009 tarihinde Knidos'a giderek Musalar kutsal Alanını, Demeter Kutsal alanını görüp fotoğrafladım. Fotoğrafların çok olması nedeniyle gezi ile ilgili ayrıntı ve fotoğrafları ayrı bir sayfada topladım. Fotoğraf ve ayrıntılar için tıklayınız.
Knidos Demeter Kutsal alanı

Kutsal alanı (Temenos)çevreleyen duvarların (peribolos) bir kısmı duruyor. Çoğu yer bu şekilde çukurlar şeklinde açılmış vaziyette. İngiliz Newton burada Bereket tanrıçası Demeter'in heykelini bularak savaş gemileriyle ülkesine götürdü, şimdi British müzesinde sergileniyor..


Akropolün hemen aşağısında, Demeter Kutsal alanının arka tarafında insan eliyle düzeltilmiş gibi duran büyük bir kaya var, kayada düzgünce yapılmış nişler (oyuklar) bulunmakta) Newton bu nişlerin içinde heykeller bulunduğunu tahmin ederek kısa bir araştırma sonrasında oyukların altında ünlü Demeter heykelini bulmuştur.

Büyük olan nişte büyük olasılıkla Demeter heykeli bulunuyordu , küçük olan da Kızı Persopele' ye ait olabilir

Datça'da yaşayan Heykeltraş Elbruz'un yaptığı Demeter heykeli.

Knidos teraslar üzerine kurulmuş bir kent . Bu yüzden her tarafta duvarlarla karşılaşıyorsunuz .
Knidos Akropolis

Akropol yukarı kent anlamına geliyor , antik kentlerde kentin yüksek kısımlarında etrafı surlarla çevrili , ikinci bir kent gibiydi. İçinde Dini ve idari yapılar bulunurdu. Kutsal eşyaların ve hazinelrin de burada saklandığı söylenir.Savaşlarda savunulması gereken en hassas noktalardandı. 21 Mart 2010 tarihinde yaptığım tırmanışla Knidos Akrolüne çıktım , çok büyük bir alana kurulmuş ,etrafı yer yer kulelerle destekli surlarla çevrili. Knidos Akropolü kentin sırtını dayadığı oldukça yüksek bir tepe üzerinde.Gezim ile ilgili ayrıntı ve fotoğraflar için tıklayınız.
Daha sonra Akropoldan surları takip ederek dağların sırtlarından indim. Çok ilginç görüntüleri fotoğrafladım. Ayrıntı ve fotoğraflar için tıklayınız.
12 Mart 2010 Tarihinde Datça Yazı Köyü sınırları içindeki değirmenbükü'nden çıkarak ,yürüdüm ve Knidos 'un arka bahçelerini fotoğrafladım. Ayrıntı ve fotoğraflar için tıklayınız.
Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz |
|