|
|
Datça yarımadasındaki yaşam bulguları M.Ö 9.yy la kadar gider.Karia sınırları içinde bulunan yarımada Ege adalarından gelen Dor'ların hakimiyetine girer.Dorlar Datça Merkeze 2 km uzaklıktaki Burgaz mevkiinde Knidos'u kurarlar.M.Ö 4.yy ortalarında 30 km uzaklıkta,bugünkü kalıntıların bulunduğu Tekir burnuna taşınılır.Bu sayfamda bu taşınmadan sonraki Knidos'u anlatıyorum.Bu taşınmada deniz ticaretindeki gelişmeler etkili olmuştur.

Knidos 1858 yıllarında İngiliz Charles Newton tarafından kazılmış ve buluntular British Museum'a savaş gemileriyle götürülmüştür.Daha sonra Amerikalılar,Türkler kazılar yapmışlardır.Bugün geride surların, limanların tapınakların,yerleşim yerlerinin, tiyatroların kalıntıları kalmıştır. Tarihi eserler çevre müzelere dağıtılmıştır.

Knidos'a giderken karsımıza çıikacak sapakları sarı renkle gösterdim.
Knidos'a ulaşım
Marmaris'ten gelişte Datça'ya 2 km kala reşadiye mahallesine geldiğinizde, Resadiye Kazım Yımaz ilkögretim okulunu geçer geçmez bir kavşaga gelirsiniz,doğru devam ederseniz Datça merkeze,sağa dogru giderseniz Karaköy, mesudiye, palamutbükü ve Knidos istikametine giden yola girersiniz.Bir km kadar gidince yol ikiye ayrılır sağ tarafa giderseniz feribotun kalktığı Karaköy'e(körmen)gidersiniz. Bu kavşaklarda tabelalar da olabilir.Biz sola gidiyoruz,girdiğimiz yol rampa ve virajlı bir yoldur ama tehlikeli bir durumu yoktur. Knidos'a kadar yol asfalt olarak devam etmekte. Bir müddet gidince yol ikiye ayrılır,sol taraf mesudiye,hayıtbükü'ne varır oradan da isterseniz kıyıdan Palamutbükü'ne ,devam ederseniz Knidos'a da gider fakat bu şekilde Knidos yolu uzar.Biz yol ayrımından sağa sapıyoruz,Kocadag'ı tırmanarak yine rampa ve virajlarla gidiyoruz,tabii çevremizdeki manzaraya diyecek bir şey yok. Çam ağaçlarının arasından Akdeniz'in sularını seyrederek bir müddet gidince köylerden geçmeğe başlıyoruz,hep düz olarak gidiyoruz isterseniz yol üzerindeki sapaklardan Mesudiye,Palamutbükü gibi yerleşimlere gidebilirsiniz.Yol üstünde yolumuza ilk çıkan köy Yaka ardından Çeşme Köy ve Yazıköy'ü geçiyorsunuz.Bu yazıköy'ü geçerken Akdeniz mimarisindeki taş evlerden ve daracık sokaklardan geçiyorsunuz.Yazı köyden 7-8 km kadar sonra Knidos geliyor.Knidos'a yaklaşırken yine birbirinden eşsiz manzaralarla karsı karsıya kalıyorsunuz,3 km kala surlar ve tarihi eserler başlıyor.
Reşadiye mahallesinden sonra karşımıza çıkan ilk kavşak,sağa giderseniz Karaköy'e gidersiniz.Burada yol kenarındaki tabelalardan yönünüzü belirleyebilirsiniz.
Karşımıza çıkan 2.kavşak,sağa giderseniz dağ yolundan gidiyorsunuz.Sola saparsanız Mesudiye köyüne giden yola girersiniz.

Reşadiye'den sonraki ilk sapak,tabelalarda açıklayıcı bilgileri bulabilirsiniz.Knidos ve yarımadanın diğer kısımlarına gitmek için sola gidiyoruz.

Bir müddet sonra karşımıza çıkan ikinci kavşak.Sağ taraf dağ yolundan yarımadanın ucuna doğru gider,sol taraf Mesudiye köyüne iner,doğrudan Knidos'a gitmek için sağdaki yolu tercih etmeli.
Knidos'un ünlüleri
Knidos bir dönem bilim ve sanat merkezi bir kentti.Knidos'lu Eudoksos Matematik, astronomi fizik alaninda çalışmalar yapıyordu.En ünlü Gözlemevi Knidos'ta idi, Eudoksos buradan yıldızları inceliyordu. George F.Bean'in "Karia "kitabında bahsettigi gibi"Güneş çapını dünyadan üç aydan dokuz kat daha büyük olduğunu öne sürmüstü" Iskenderiye Feneri'nin mimari Sostratos da Knidoslu idi. Yaşadığı dönemin en ünlü heykeltraslarindan olan Praksiteles de bir çok heykeliyle adından söz ettirdi.Yapmış Olduğu "Knidos Aphrodite"heykeli günümüzde bile adı sıkça geçmekte,sanat kavramı olarak söz edilmekte. Altı Dor şehrinden Kos, Praksiteles'ten Aphrodite heykeli ister. Praksiteles birisi çıplak, diğerinin üzerinde kıvrımlı kumaş bulunan iki heykel yapar.Kos giyinik olanı seçer, çıplak olan Knidos'a kalır. Bir çok yerde ilk çıplak heykel falan diye geçiyor ama sonuçta Knidos bu heykeli uygun bulmustur.Knidos'un tutuculuktan uzak bir toplum olduğunu da gösteriyor bu durum.Çünkü o zamanlar Ilk demokrasi örnekleri de Knidos'ta var.Bu Knidos Heykeli çok ünlenir,bununla ilgili bir çok öykü var. Heykeli görmek için bir çok yerden insanlar Knidos'a gelirler.Mermer, insan vücudunun dokusunu en yakın veren bir yontu malzemesidir, bu çalışmaya uygun en güzel mermeri kullanan Praksiteles anlaşıldığı kadarıyla taşa bir ruh kazandırmış.Daha sonraki sayfalarda verdigim gibi heykelin sergilendigi tapınak da çok ilginç. Bu güzelliğin her taraftan görülebilmesi için, yuvarlak bir tapınak şekli uygun görülür. Yine Knidos'un en ünlülerinden biri "şarabı"Hazmı kolaylaştırıcı bir özelliği olduğu belirtiliyor. . Doğu akdenizden,Karadeniz'e,Atina'ya kadar Knidos şarabı gitmiş.Numan Tuna Hocamızın dediğine göre burada şarabın kalitesinden çok Pazarlama becerisi daha etkili olmuş.Bunları bu saydığım bölgelerde bulunan amforalardan anlıyoruz.Anforalarda Knidos'un mührü ve Tüccarın adı yazıyormuşDeğisik biçimlerde çok çesitli amforalar ortaya çıkarmışlar.


Knidos Mavide Uyuyan Güzel-Oktay Sönmez
Knidos'a 2-3 km yaklastıginızda yolun sol tarafında denize bakan kısmında bir yerleşimle karsılaşıyorsunuz.Bir kısmı tepenin etrafında.Daha önce yapıların düzgünlüğüne ve anıtsallığına bakarak bunlarin resmi amaçlı bir yerleşime ait olduklarınıi düşünmüştüm. Karşılarındaki tepede de etrafi sur duvarlariyla çevrili geniş bir alan ve içinde devasa düzgün taşlar var. Oktay Sönmez yazmış olduğu "Mavide Uyuyan Güzel Knidos" kitabında Nekropol'den (mezarlık)bahsederken"Knidos Nekropolünü arkeologlar antik dünyadakilerin en büyüğü olarak tanımlıyorlar.Knidos'un doğusunda ayrı bir kent var sanki."diyor ve Temenos'un(bir veya daha fazla tapınak ve dinsel yapıyı içine alan etrafı peribolos denilen duvarlarla çevrili kutsal alan)doğuya doğru giden ana yolun kenarında tarif edildiğini belirtiyor.Işte benim Knidos'a tahminen 3 km kala görüp gezdiğim yapılar; mezar yapıları ve içlerindeki kutsal alanlar olmalı diyorum Bu arada Izmir'de Arkeolojik kitaplar ararken rastladığım "KNIDOS Mavide Uyuyan Güzel"kitabı için Oktay Sönmez'e ne desem az.Çok az kaynağın bulundugu bir konuda böyle bir kitap yazması çok hoş olmus. Zaman zaman Roman,bazen belgesel bezen de Gezilen bir yerin anlatımı şeklinde ilginç bir kitap. Knidos'ta Gezdiğim yerleri gözümün önüne getirerek, Oktay Sönmez'in hissettiklerinin bir kısmını ben de hissederek okudum.Biraz da kiskandım orada geçirdiğ zamanlar için,aynı güzele asık olmuş iki aşık gibi. Kitap Arkeoloji ve sanat yayınları-2007 4.baskısıydı


Knidos-Nekropolis
Gorge E.Bean'in"Karia isimli kitabinda Knidos'tan bahsederken Nekropol kisminda Oktay Sönmez'in Nekropolle ilgili söylediklerine benzer ifadeler var."Kent surlarının dogusunda kalan Nekropolde degisik tipte bir çok mezar var.""Bu arada bir aile gömme alani olusturacak düzende bir araya toplanan gömüt kümelerine de rastlaniyor"diyor. George E. Bean 'in kitabinda 20 Karia kenti ile ilgili bilgi veriliyor.Tabii bu kitaplarda da zamanla tartisilacak konular çok.Yapilacak kazilarla ancak bunlar netlik kazanacak.Bence Knidos'un daha söyleyecek çok sözü var. Kitap 1987 basımı-Cem yayinevi Son olarak Orta Dogu Teknik Üniversitesi ögretim üyelerinden Numan Tuna'ya da ayni soruyu sordum bu yapilar için mezar yapisi dedi.Bir daha ki sefere bu yapıları gezerken edindigim bu bilgileri dikkate alarak gezecegim.Demek ki Knidos'a 3 km (bazi kaynaklarda da 6-7km ye kadar çıkıyor) kala yolun denize bakan tarafindaki dikdötgen planlı bu yapilar nekropole aitmis.

yapılar dörtgen planlı,tek kapıları var.

Yol kenarındaki yanyana 3 yapı,birbirlerine birer kapı ile açılıyorlar .

Bu taş yapilarin karsısındaki dağlık alanda bir tepe üzerinde kalemsi etrafı surlarla çevrili bir yapı var bu kapıdan giriliyor.

Içinde , anıtsal bir yapıya ait oldugunu düsündüğüm taşlar var.Yapının yanlarında aşağıdaki evlere benzeyen aynı şekilde örülmüş ,biri sağlam diğeri temelleri kalmış yapılar var.Yapının etrafını çeviren sur duvarlarının bir kısmı sağlam.
Knidos Odeion

Knidos-Odeion Antik çağda içinde müzik dinlenilen,küçük oyunların oynandığı tiyatroyu andırır oturma basamakları olan yerlere Odeion denir.Knidos'taki bu odeion denizin hemen kenarında ,araba park yerine gelmeden hemen önce.


Knidos'taki Odeion çok güzel bir yapı, antik müzik eşliğinde şarkılar söylenirken, o zamanlar canlandı gözümün önünde,hele bir de mehtap varsa. Yazin Datça Cumhuriyet meydaninda oturup müzik dinleyenler bunu daha iyi anlayabilirler

Odeion'un hemen önünde büyük liman'ın mendireklerinden biri başlıyor. Uzaktan fotoğrafınıi çekince daha belli oluyor.Yarım ada tarafındaki mendirek daha sağlam olarak günümüze gelmiş.

Odeion'dan yola çıkar çıkmaz bu yapıyla karşılaşıyorsunuz.
Knidos Küçük Tiyatro



Knidos Küçük Tityatro
Knidos'ta biri 5 diğeri 20 bin kişilik olduğu sanılan iki tiyatro vardı.Resimdeki 5 bin kişilik küçük tiyatro.35 oturma sıralı, iki diozomalı (diazoma:seyircilerin oturduğu bölümü yatay olarak bölen yürüyüş yolu.)tiyatro limana bakmaktadır.Orkestra yarım daireden biraz büyük gibi görünüyor,Yapının her iki yanındaki kemerli girişler günümüze gelmiş.Knidos'ta hiç bir restore çalışması göremedim bu yapılar biraz çaba ile ayağa kalkacak durumda.

Dionysos Tapınağı
Küçük tiyatrodan kuzeye doğru gidince Dionysos'a ait olduğu sanılan bir tapınağın temelleri ile karşılaşıyorsunuz.Knidos'taki bir çok tapınakta olduğu gibi bunda da tapınağın üzerine malzemeleri kullanılarak bir kilise inşa edilmiş. Bulunan frizlerden bu kanıya varılıyor. Arka tarafında stoa(arkası duvar önü sütun sırasıyla kaplı üstü kapalı mekanlar.Dükkan ve alışveriş merkezleri olarak kullanılıyor daha çok)görülüyor,Dionysos stoası diye degeçiyor.

Kilise inşa edilirken temelde kullanılan tapınağa ait kabartmalı taş

Dionysos tapınağının ve stoa'nın yukarıdan görülüşü

Antik kentlerde tanrılar o toplumun ihtiyaç ve kültürel yapısına göre önem kazanırlardı.Dionysos Yunan mitolojisinde şarap ve bağ bozumu tanrısıdır. Sembolü asma ağacıdır,onun adına her yıl bağ bozumu şenlikleri yapılırdı.Tabii Knidos'un en önemli gelir kaynağı da ünü doğu Akdeniz'e kadar yayılan Knidos şaraplarıydı.
Knidos Dionysos Stoası


Korint sütun başlıkları ve arşitrav(antik mimaride sütunları birleştiren yatay kiriş)

Stoanın arka duvarlarının dibindeki su kanalı görülüyor,bu kanal stoa boyunca zaman zaman odaları ayıran duvarların altından geçerek devam ediyor.

Stoa'nın son kalan bir kaç sütunu,anlatılanlara göre bu sütunlar montaj hatası nedeniyle bir kaç kez tıkılıp bayağı hasar görmüşler.

120 m ye yakın uzunluktaki stoa 'nın küçük tiyatrodan görünüşü.

Stoa arkadaki terasın önüne yapılarak taş duvarlar aynı zamanda arkadaki toprağın kaymasını engellemekte.

Stoa odaları görülüyor,buralardaki kazılarda çeşitli eşyalarla birlikte heykeller de bulundu.

Stoa odalarında görülen kanalın mermer kısmı.

-Kilise D
Stoa'dan askeri limana doğru gidince kilise kalıntılarıyla karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi tabelada D-kilise yazanBu kilise de daha önce buradaki bir tapınağın yerinde yapılmış.Yakınlarında Iris Love'un kazdığı o meşhur çukurlardan var. .

Knidos -Askeri liman -Kuzey Limanı

Kiliseleri geçince Kuzey'e Ege denizine bakan limanla karşılaşıyorsunuz. O gün için yirmiye yakın savaş gemisinin demirlediği liman'ın ağzı zincirle kapatılıyordu.Limanın girişinde yer alan yuvarlak kule bugün de sağlam durumdadır.Bugün balıkçı tekneleri demirleyebilmekte büyük teknelere göre sığ,berrak suların içinde bazı terihi elemanlar görülebilmekte.

Askeri liman girişinin Kap Krio'dan görülüşü

Knidos önceleri Kap Krio denilen deve burnu adasına kuruluyor,daha sonra fotoğrafta görüldüğü gibi orta kısım doldurularak Kap Krio yarımada oluyor ve iki tane yapma limana sahip oluyorlar. Bahsettiğim gibi kuzey limanı askeri amaçla kullanılıyor,daha büyük olan güney limanı ise ticari gemilere ayrılıyor. Knidos'luları Yarımadanın ortasındaki Burgaz'dan buraya çeken şey bence bu liman avantajları.Rüzgarlar ve sert denizler nedeniyle burnu dönemeyen gemiler bu limanlarda konaklayarak uygun havanın çıkmasını bekliyorlardı.Transit geçen büyük gemiler de Knidos Limanına uğramak zorundaydı.Yine o günün tek büyük taşıma aracı olan yelkenli tekneler hareket için gerekli rüzgarı burada buluyorlardı.Anlaşıldığı kadarıyla Knidos zamanının en modern ticaret ve turizm merkezlerindendi.


Bugün ticari limanın görünüşü,ortada ahşap bir iskele var,balıkçı tekneleri yanaşıyor.Limanın mendirekleri hala sağlam halde yukarıdan bakıldığında suyun içinde görülüyor.Bir çok mavi yolculuk gemisi ve kotra limana uğramakta.Bir restaurant bulunmakta.

Ticari limanın Kap Krio'dan görülüşü

Yukarıdaki teraslardan çektiğim bu fotoğrafta dionysos tapınağı ve güney limanı(ticari liman) görülmekte.

Kuzey Limanının giriş kısmından başlayan surlar kıyıyı takip ederek tepelere doğru gidiyor.Askeri limandan biraz gittikten sonra denize açılan bir geçit var.Burası da kapatılıyordu ki kapıyı oluşturan düzgün taşlar duruyor.


Liman Caddesi
Stoa'yı geçer geçmez bu basamaklı cadde ile karşılaşıyorsunuz , o günlerden bugüne gelmiş tek cadde bu .Taşları ve basamakları her nasılsa korunmuş. Cadde kutsal alanlara ve yukarıdaki geniş caddeye çıkıyor.

Anıtsal çeşme
Knidos-Mympheion-


Anıtsal çeşme
Basamaklı liman caddesi üzerinde anıtsal çeşmeden kalanlar.

Anıtsal çeşmenin üstüne konulan kısmın kopyası.

Bu boruların çok sonradan yapıldıkları konuş şeklinden anlaşılıyor.

Knidos'ta su ve kanalizasyon amaçlı pişmiş topraktan yapılmış borulara ve kanallara bir çok yerde rastlanıyor.
Knidos Dor Tapınağı

Merdivenli caddenin hemen solunda tabelada Dor tapınağı yazan kalıntılar var.Üzerinde tuğla zeminden yer yer bazı kısımlar görülüyor, bir de bu 2 m lik çukur var.Çukurun yan tarafında düzgün örülmüş taşlar görülüyor. Burası da kiliseye dönüştürülerek yok edilmiş yapılardan. Bunu daha önce de belitmiştim; bu antik eserlere en büyük zarar hıristiyanlar tarafından verilmiş. Hemen hemen hepsinin olduğu yerde kilise kalıntıları var.
Knidos Propylon(Anıtsal kapı)

Antik mimaride Propylon kutsal alana geçiş yeridir.Buradaki Apollon tapınağı ve sunağına giriş için kullanılırdı.Apollon tapınağının güneyinde iki ana caddenin buluştuğu yerdedir.Yapının yemelleri kireç taşı üst kısımlar beyaz mermerdir.

Knidos-Propylon
Knidos Apollon Tapınağı ve sunağı

Merdivenli liman caddesini geçtikten sonra teraslara doğru bir tırmanma başlıyor,Dor Tapınağı,Apollon Tapınağı ve en üstte Yuvarlak tapınak(Afrodit tapınağı)yer alıyor.Apollon tapınağı ve sunağından geriye kalanlar temeller ve istinat duvarları.Bu tapınaklar teraslar üzerinde olduğundan her yerden görünülüyordu.
Knidos Apollon tapınağı


Knidos Apollon Tapınağı
Tapınak gri ve pembe mermerlerden yapılmış ,buraya pembe tapınak da deniyor.Bu yapının üzerine de kilise inşa edilmiş.


Apollon tapınağındaki yazılı taş bloklar.
Knidos Yuvarlak Tapınak

Yuvarlak tapınak olarak söz edilen tapınağın Aşk ve Güzellik tanrıçası Afrodit'e ait olduğunda birleşiyor arkeologlar, yine de çok belirgin bir iz bulunabilmiş değil anladığım kadarıyla.O çağlarda burayı gezen gezginlerin anlattıkları,Roma'da bu tapınağa ait olduğu sanılan duvar resimleri vs bilgiler var.Buralarda kazı yapan Amerikalı Iris Love'u derin hendekleri kazdıran da Afrodit'e ait bir iz bulmak bence.Burada bir el bulduğunu okumuştum ama Afrodit'e ait olduğu ispat edilememiş.

Tapınağın bulunduğu alan Knidos'un en güzel teraslarından biri,bütün knidos ayaklarınızın altında,bir mücevher gibi parıldamakta limanlar. Biçimi antik çağda burayı görenlerin anlattıklarına uyuyor,heykelin her taraftan görülmesini sağlamak ve Afrodit'e yakışır bir estetik anlayışla çok nadir görülen bu yuvarlak planı tercih etmişler.

Anıtsal 18 sütunla çevrili tapınağın merkezinde Afrodite'in heykeli duruyordu. Anlatılanlardan heykelin her yönden görülebildiğini anlıyoruz.Gri mermerden bir heykel tabanı ortada durmakta..Çapı 17.30 m


Tapınaktaki taşların birbirine tutturuluşu
Knidos Afrodit'i
Evet bir çok antik kentte Afrodit heykeli vardı ama, Knidos afrodit'i dendiğinde herkesin bildiği bir konu oluyor. Binlerce yıl geçtiği halde hala üzerinde konuşuluyor.Ressamlara,şairlere ilham kaynağı olmuş,o çağlarda bir turizm hareketini de başlatan onun görkemli güzelliği ve ünü,o günün şartlarında insanların uzak kentlerden Knidos'a gelmesine neden olmuş.Bugün hala çok konuşulmasına sebep bence biraz da heykelin ortada olmayışı,anlatılırken herkes kendi hayal dünyasında kendine göre bir güzel oluşturmakta. Kopyalarının hepsinin fotoğraflarını gördüm onlar gibi bir heykelmiydi acaba,yoksa düşlerin koynunda bizler mi bir afrodit yaratıyoruz.Olabilecek en güzel kadın,derin anlamlı bakan,kusursuz oranlar ve asıl önemlisi öyküsü.Öyküsü olmayan çok az şey bugünlere gelmiş.Rönesans ressamlarına,Barok ressamlara bakın hepsinin afrodit tiplemesi farklı.Şu an Knidos afrodit'in bir heykeli olsaydı inanın ustaca yapılmış ,en iyi mermer kullanılmış bir heykel olacaktı.Murat Katoğlu'nun Rahmetli Ekrem Akurgal ile yaptığı röportaj kayıtlarından yazdığı "Knidoslu Afrodite"kitabında Ekrem hoca Knidoslu Afroditeden bahsederken farklı bir form ve üslubu açıklamak için kullandığını belirtiyor.
Yapılan kazılarda ön ve arka yüzlerinde Afrodit'in portresi bulunan paralar bulundu.Bazılarında Knidos afroditinin ünlü keykelinin kabartması vardı.Bir de bu keykelle ilgili bilgiye Roma döneminde yapılmış Knidos Afrodit'i kopyalarından varıyoruz.

Knidos Afrodit tapınağının hemen üzerinde bu şekilde mağaramsı bir yer var.Buralarda yapılan kazılarda Tanrıçaya adanmış adakların ve heykelciklerin bulunduğundan bahsediliyor.Bu tapınağın Afrodit tapınağı olarak söz edimesinin bir nedeni de buralarda bulunmuş çok sayıda erotik figür olması.

Yuvarlak tapınağın yanındaki yapıların sunak ve rahibelere ait olduğu sanılmakta.

Afrodit tapınağından Ege Denizine doğru yürüdüğünüzde aşağıda essiz bir plaj görülüyor.Buraya inmek daha nasip olmadı orada da dikdörgen planlı bir kaç yapı görülüyor.

Afrodit tapınağından Doğu-Batı caddesi yönünde devam ettiğinizde ilk karşılaştığınız yapılar bunlar.Bir ara bir yerde bunlardan bizans yapıları olarak bahsedildiğini okumuştum.Buralarda tabela olmayınca bilemiyorsunuz.Bu yapılar da kulaylıkla restore edilebilecek türden.Kısacası Oktay Sönmez'in uyuyan güzel dediği Knidos'un ben bir gün uyanacağına inanıyorum.

Knidos Evi
Knidos evi diye geçen bir yapının kalıntıları var burada.

Knidos evinde bulunan yer mozaiklerini görüyorsunuz.Korunması amacıyla üstüne derme çatma bir çatı yapılmış.

Knidos Doğu Batı Caddesi
Knidos Izgara planı dediğimiz bir planla teraslar üzerine inşa edilmiş bir antik kent.Yatay geniş vaddeleri merdivenli dik caddeler kesiyor.En ünlü caddelerinden birisi bu arkeologların Doğu-batı caddesi dedikleri cadde ve burada şehir ikinci defa kurulmuş gibi,görkemli tapınaklar,önemli kişilerin evleri,stoa,kent meclisi,odeion vs bu cadde üzerinde.
Yolunuza devam edince bu yapıyla karşılaşıyorsunuz,su deposu olabilir veya başka bir amaçla da olabilir,bununla ilgili bir bilgiye şimdilik ulaşmadım.İçi sıvalı,.Sol tarafta görüldüğü gibi büyük bir pencere var,burada toplanan nesnenin başka bir yere akması için olabilir.

Bu çukurun biraz ilerisinde bu mermerden yapılmış delik var,içerisi bir kanal gibi,büyük ihtimalle çukurla ilintili.Kanalizasyon olayı o zamanlarda nasıldı zamanla öğreneceğiz umarım.
Datça-Knidos Korint Tapınağı

Yukarıdaki resmi ,daha önce bahsettiğim dor tapınağı ve şimdi bahsedeceğim korint tapınağı ile ilgili verilen bilgilere göre çizdim.Eski Yunan mimari nizamlarından olan bu iki tarz bir çok yönden birbirinden ayrılıyor,kaide üzerindeki basamaklar.sütunların şekli,oturuş şekilleri, sütun başlıkları vs.Bu çeşit yerleri gezerken bu bilgiler ışığında mimari elemanları ve yapıları tanıyabiliriz. (bu nedenle sitemde antik tanımlarla ilgili bir sayfa hazırladım.)Şekiller biraz kabaca oldu ama o günkü görünüşleri ile ilgili bir bilgi verebilir sanırım.Çünkü Knidos'taki tüm bu tapınaklardan sadece temeller ve kırık dökük mimari parçalar kalmış.Bu yapıların teraslar üzerinde o günkü hallerini bir gözünüzün önüne getirin;beyaz mermerleri güneşte parlayan görkemli yapılar,merdivenler ve inanılmaz güzellikte bir doğanın içinde kente ilk kez gelen insanların hayranlık ifadesini duyabiliyorum sanki. Bu tapınaklar "Megaron dediğimiz dikdörtgen şeklindeki ege ev tipinden çıkmış ,zamanla önüne bir dehliz,etrafına sütunlar,dehlizin önüne sütunlar,etraftaki sütun sayıları gittikçe artmış falan ama ana şekil megaron.Dor tapınakları için bir erkeğin gücünü gösterir derler biraz kaba ve hantal görünüşleri yüzünden,ege kıyılarında görülen İyon nizamı ise bir kadının güzelliğinden çıktığını söylerler(Korint nizamıhelenistik döneme aittir,iyon nizamının sadeliğine karşın abarmayı,süslemeyi sever)..Evet gerçekten antik dönemdeki oranlar insan vücudu ile ilgilidir.İnsan her şeyin kaynağıdır onlar açısından.Ve tanrıları da insanlar gibidir.Bunları yazarken öğretmenlik yıllarım aklıma geldi,20 sene sanat tarihi derslerine girdim,antik çağ sanatı şimdi olduğu gibi en severek işlediğim konulardı.Batı ülkeleri de kendi kültürlerinin kaynağının bu sanatlar olduğunu ifade ederler ve onlardaki Yunan hayranlığı buradan geliyor.Ama zaman zaman işleyeceğim, bu uygarlıkların kaynağı da Anadoludur.


Korint nizamına özgü çokça sütun parçası sağlam olarak duruyor,temeller de yerinde bu sütunlar ayağa kaldırılamaz mı derken Knidos'a iyi bir el uzandığında buraların çok değişeceğini düşünüyorum.Alttaki fotoğrafda çevreye gelişigüzel dağılmış mimari parçalardan bir friz görülüyor.


Korint tapınağı içinde duran korint sütun başlığı.Korint nizamı daha öncede söylediğim gibi Hellenistik dönemde ortaya çıkmıştır..Başlıklardaki desen antik çağlarda evleri kötülükten koruyacağına inanılan Akantus bitkisinden esinlenmiştir.Bazı yerlerde kenger yaprağından esinlendiği yazılsa da Akantus'un fotoğraflarına bakınca daha mantıklı geldi.falan ,başlık sepet şeklinde yapraklardan oluşuyor.
Knidos Güneş saati

Hemen Korint tapınağının yakınında güneye doğru bu güneş saati duruyor.Benzer örneğini Efes müzesinin bahçesinde gördüm, çubuk olarak metal koymuşlar zamanı göstermekteydi. Hellenistik döneme ait.

Güneş saati
Knidos Dorik Stoa-Kilise B

B kilisesi Dor nizamı bir stoanın yerinde yapılmış,Korint tapınağının güneyinde , biraz ilerisinde.Bu yüzden çevresinde korint tapınağının devasa sütunları bulunmakta. Stoalar halkın güneşten ve yağmurdan korunduğu,bir araya geldiği, dükkan gibi alışveriş yerlerinin olduğu mekanlar.Sütun ve sütun başlıklarının dor nizamında olmasından dolayı bu stoaya dorik stoa deniyor.Sonradan yerine bizans döneminde kilise yapılmış.

Kiliseden kalan içinde haç bulunan , madolyon desenli mermer ,yerde kırık bir vaziyette uzanıyor.

Knidos Kilise B
Kilise B nin içi temizlense bir şeyler ortaya çıkacak,bu kadar zor mu, bunun için arleologmu olmak gerek bilemiyorum. Dairesel basamaklardan oluşan kısmın üzeri molozlarla kapanmış.

Kilise B nin tabanında iki adet yazılı taş görmüştüm bunlardan bir tanesinde Arapça yazılar var.MS 7.yyda araplar buralara gelmişler ve bir zaman bu toprakları işkal etmişlerdi.Numan hoca bu Arap saldırılarından sonra Knidos'un bir daha toparlanamadığını söylemişti.
Knidos Bouleuterion(Meclis Binası )

Gezdiğim antik kentlerin hepsinde Bouleuterion denilen meclis binası var.Bazılarında bayağı anıtsal yapılmış.Antik Yunanda Kent meclisinin toplantılarının yapıldığı bina olarak tanımlarda geçiyor.Knidos'daki Bouleuterion'un dıştan bakıldığında görülen kısmı bu.Yine korint tapınağına yakın.Knidos'un ilk kurulduğu yıllarda oligarşik bir yönetimin olduğu daha sonra bir kral tarafından yönetildiği yazılır.M.Ö 300 lü yıllarda demokrasiye geçildiği belirtiliyor.George F.Bean Karia kitabında Knidos'tan bahsederken Matematikçi,felsefeci Eudoksos'a kent için bir yasa hazırlatıldığından bahseder.Ve bu yasanın demokrasi ile yakın ilgisinin olabileceğini yazar. Barışçı ve ticaretle geçinen bir toplum olan Knidos'lular zamanının en modern toplumlarındandı.Önemsedikleri tanrılara baktığımızda da bu konuda bir şeyler söyleyebiliriz.Apollon önemli bir tanrıydı ve onun adına şenlikler yapılırdı.Apollon mitolojide güneşin,müziğin ve sanatların tanrısıydı. Aphrodite,aşk ve güzellik tanrıçası,Demeter bereket tanrıçasıdır.Knidos'da heykelleri dikilen Dionysos da bağ ve şarap tanrısı ,eğlenmenin ,barışın, yaratıcılığın simgesi,Eski Yunan'ın sert huysuz,savaşçı tanrıları yok.

Knidos Boueuterion'da giriş merdiveni ve yan taraflardaki oturma basamakları zor seçiliyor.Bouleuterion larda çoğunlukla yarım daire biçiminde , küçük bir tiyatro gibi basamaklar oluyor.
Knidos Büyük Tiyatro

20 bin kişiye yakın insanı aldığı söylenen büyük tiyatrodan geriye bu duvarlar kalmış.Mermerlerinin gemilerle Mısır'a götürüldüğü biliniyor.Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya saray yapmak için,bir kısmı'da Dolmabahçe sarayında kullanılmış. Demeter kutsal alanını ararken karşıma çıktı bayağı yukarılarda.
Musalar Kutsal alanı

Musalar Kutsal alanında tapınağın temelleri kalmış.Musalar Eski Yunan Mitolojisinde sanatın perileridir.İlham verirler.Buranın Musalar için yapılmış kutsal bir yer olduğunu düşünmemize neden;burada bulunan bazı yazılı taş ve heykelcikler.1850 li yıllarda buraya gelip kazılar yapan newton burada bir çok Nymphe heykeli bulup Londra British müzesine götürmüştür.Nymphe'ler mitolojide doğada çeşitli yerlerde bulunan perilerdir,güzel kadınlar olarak tasvir edilirler,bulundukları yere göre isimlendirilirler.(çeşme nymphesi gibi)


14 Aralık 2009 tarihinde Knidos'a giderek Musalar kutsal Alanını,Demeter Kutsal alanını görüp fotoğrafladım.Fotoğrafların çok olması nedeniyle gezi ile ilgili ayrıntı ve fotoğrafları ayrı bir sayfada topladım.Fotoğraf ve ayrıntılar için tıklayınız.
Demeter Kutsal alanı

Kutsal alanı (Temenos)çevreleyen duvarların(peribolos) bir kısmı duruyor.Çoğu yer bu şekilde çukurlar şeklinde açılmış vaziyette.İngiliz Newton burada Bereket tanrıçası Demeter'in heykelini bularak savaş gemileriyle ülkesine götürdü,şimdi British müzesinde sergileniyor..


Akropolün hemen aşağısında,Demeter Kutsal alanının arka tarafında insan eliyle düzeltilmiş gibi duran büyük bir kaya var,kayada düzgünce yapılmış nişler(oyuklar)bulunmakta)Newton bu nişlerin içinde heykeller bulunduğunu tahmin ederek kısa bir araştırma sonrasında oyukların altında ünlü Demeter heykelini bulmuştur.

Büyük olan nişte büyük olasılıkla Demeter heykeli bulunuyordu,küçük olan da Kızı Persopele'ye ait olabilir
.
Datça'da yaşayan Heykeltraş Elbruz'un yaptığı Demeter heykeli.

Knidos teraslar üzerine kurulmuş bir kent.Bu yüzden her tarafta duvarlarla karşılaşıyorsunuz.
Akropol
Knidos'tan götürülen heykeller
Knidos ile ilgili çalışmalarım devam etmekte.
Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.
|

Webmaster
|
|