Datça yarımadasındaki eski yaşam bulguları ile ilgili bilgileri;Knidos,Burgaz ve Kap Krio sayfalarım ile vermeye çalışıyorum.Yarımada'da Datça mahallesinden başlayarak Knidos'a kadar devam eden, etrafa hakim tepeler üzerine yapılmış, Kale diye isimlendirilen, etrafı surlarla çevrili kalıntılar bulunuyor. Bunlarla ilgili fazla bir bilgimiz yok, ben bunların bazılarının Knidos'a kadar uzanan gözetleme, haberleşme gibi amaçlarla oluşturulduklarını düşünüyordum , Burgaz kazılarını yürüten Prof.Dr.Numan Tuna'ya sorduğumda bunların çoğunun Knidos'tan daha sonraki dönemlere dayandığı bilgisini aldım. Kendisi Datça Mahallesindeki ve Yazı köydeki kalelerin daha eski olduğundan bahsetmişti (Burgaz Kazıları ile ilgili Bilgilendirme gezisinde) Yöreyi iyi bilen bir arkadaşımdan aldığım bilgi doğrultusunda bu kaleler Eski Datça , Hızırşah,Sındı,Kumyer,,Cumalı ,Yazı diye Bunlardan Eski Datça, Hızırşah,Sındı ve Kumyer, Yazı Kalelerini gördüm. Gördüğüm kalelerde ortak olan özellik bütün yollara hakim tepelerin seçilmesiydi , Denizden de gelebilecek herhangi bir vasıta rahatlıkla görülebilir durumda. Bu kaleler anlaşıldığı kadar bir saldırı durumunda halkın sığındığı yerler, yarımada uzun bir süre korsan saldırılarına açık kalmış.
ESKİ DATÇA KALESİ

Eski Datça Mahallesinin arkasındaki tepelere tırmanışımız başlıyor.Buraları çok kişinin doğa yürüyüşleri yaptığı yerler.
Yıllar önce buralardan çok geçtim ama bu kalıntılardan haberim yoktu.Önünüzden alay alay kekliklerin kalktığı yıllar ,şimdi rastlayamadım.
Yaklaştıkça duvar ve taşlar belli oluyor.Bu kısımdaki duvarlar çok büyük taşlardan ve oldukça geniş olarak örülmüş.Bu kısım zaman olarak Knidos'a kadar gidiyor olabilir.

Yan taraflara konulan büyük taşların arası bu şekilde doldurulmuş,1,5 metreden geniş bir duvar.
Duvarların çevrelediği alan oldukça geniş.Ama içinde doğal kayalardan başka bir kalıntı göremedim.


Doğuya bakan tarafta duvarlar bu şekilde.
Aşağıda verimli arazilerin olması,değişik dönemlerde insanların buralarda yaşadıklarını gösteriyor.
Hemen aşağıda Eski Datça Mahallesi ve ileride Reşadiye mahallesi görülüyor.
Burada Kalenin aşağısında Eski Datça daha toplu olarak görülüyor.İyice ileride Kızlan köyü görülmekte.
Güney Doğuya baktığımda Datça Merkez ve Deniz görülmekte.Datça'daki kalelerin bir çoğunda olduğu gibi Buradan da deniz ve karadan sağlanan ulaşım yoları çok net olarak görülüyor.
Yüzlerce yıl önce insanoğlunun eliyle ,binbir zorluklarla yaptığı bu duvarları görmek,bu eşsiz manzaraları seyretmek ,doğanın içinde sessiz bir yolculuk yapmak için Datça'da görülecek yerlerden.
HIZIRŞAH KALESİ
Hızırşah Kalesi,adı üstünde Hızırşah köyü arazisi içinde bulunuyor,Hızırşah Köyüne bir iki kilometre mesafede.Doğrudan Hızırşah köyünden gidileceği gibi,Knidos'a giden yol üzerinde Puslular mevkiinden sola sapılarak da gidilebilir.Bu gezi beni en çok şaşırtan bir gezi oldu;tırmanma amacım Tarihi Kale ile ilgili kalıntıları görmekti en çok,sonra biraz da spor yapmak,ama Burada rastladığım bitki örtüsü ve doğal güzellikler hesapta yoktu.Karşıdan bakınca sıradan bir Dağ gibi görünen yarık dağın etekleri sık bir bitki örtüsüyle kaplı,yürüyüşte aşılması gereken engellerden.
Hızırşah Kalesi Yarık Dağ'ın üzerinde,Knidos'a giderken görürsünüz,sağdaki Yüksek Dağ:Kocadağ(Haritalarda Bozdağ diye de geçiyor),hemen karşısındaki dağ da Yarık Dağ.
Yarık Dağ yarımadanın Batısında uzaklardan da görülen ve dikkati çeken bir dağ.Sırt üstü yatmış bir kızılderili reisini andırıyor.Hep ilgimi çekmiştir,etrafı da doğa harikası görüntülere sahip,bir gün gelip de tırmanacağım hiç aklıma gelmemişti.
Knidos -Mesudiye yolu üzerinde Kocadağın hizasına gelince soldaki yola saparak dağın yanından geçen yolda durduk.Bu yolda bir müddet sonra sola dönerseniz Hızırşah köyüne kadar gidersiniz sola dönerseniz Kısık denilen yere ve Kartal vadisine varırsınız.Doğa yürüyüşlerinde buralardan bahsediyorum.

Dağa Tuğrul arkadaşımla tırmandık,650 m yüksekliğinde,yolu kaybederseniz bayağı yolunuz uzar.Yol dediğim keçi yolu,köylülerin ve hayvanların kullandığı.O gün dağa bizden önce bir inek grubu çıkarılmış biz onların izini takip ettik.Karşıda görünen Kocadağ.

Tırmandıkça mola vererek manzarayı seyrediyoruz.Ben bu gezimde antremansız olduğum için bayağı zorlandım.mevsim olarak da buralarda biraz geç kaldık,bayağı sıcak vardı.(Nisan sonu).Karşıda görünen köy Hızırşah köyü.

Buralar 4-5 yıl önce yangın geçirmiş,öyle olduğu halde sık bitkilerle kaplı.Fotoğraftakilere buralarda Melengiç deniliyor,yabani çitlembik gibi bir bitki.


Sandal ağaçları da sıkça karşımıza çıkıyor.
Bazı yerler balta girmemiş ormanlar gibi,aşağıdan bakınca böyle bir bitki topluluğuyla karlaşışacağımı ummamıştım.

Yolunuz üzerinde bir çok değişik çiçekle karşılaşıyorsunuz,orkideler köklenmiş. Bunu birisinin yaptığını sanmıştık ama köylülerin dediğine göre domuzlar yapmış.

Gördüğümüz bir çok bitki ve çiçek burada olduğu gibi ya kaya kovuklarında ya da hemen kayaların dibindeydi.


Karşıda görüne dağ da 750 m yüksekliğindeki karadağ,bir gün oraya da tırmanmayı düşünüyorum.
Zirveye yaklaşırken güney tarafında kısık'taki dik kayalar görülüyor.Aşağısı dimdik uçurum.

Kalenin doğu tarafındaki surları görülüyor.Buradaki surlar sağlam kalmış ;en güçlü duvarlar burada yapılmış çünkü,burası kalenin en zayıf yanı.Diğer taraflar zaten uçurum.

Aşağıda Mesudiye ve Knidos'a kadar giden yol görülüyor.Kocadağ'ın eteklerinde yapılılaşmalar başlamış.

Mükemmel bir yer,Akdeniz ve Ege aynı anda görülüyor,bütün yollara hakim.
Güneydoğu'da Datça,Kızlan Ovası ve önündeki koy belli oluyor.

Kuzeybatıda Kocadağ elinle tutuverecekmişsin gibi.
Batıya bakınca da böyle,aşağısı dik bir kaya.
Kayanın dibinde otlayan keçileri seyretmek de hoş oldu.Zemin sırf sarı çiçeklerle kaplı,keçiler bunları yiyordu.(Kameramla zumladım)

Bu .çiçekleri daha önce Kartal vadisinde de görmüştüm.bu yöreye özgü olduğunu sanıyorum.Sol tarafta ege denizi görülüyor.
Yarık Dağın üzerindeyiz,kalenin içinde,bayağı geniş bir alan,kayalar ve ağaçlar var.
Bu şekilde örülmüş yuvarlak yapılar var.
Keçiler de kısa bir zamanda kaleye ulaştılar,sahip olarak kimse yok,bizi görmekten şaşkınlar.

Dağa çıkarılan ineklerden bir tanesi gölgede dinleniyor.Kalenin çıkılabilen bir yeri var,orayı çalılarla kapatıyorlar,inekler burada bir müddet kalıyorlar.
Kalenin bir çok yerinde yıkılan yapılardan kalmış taşlar var.
Kısık denilen bölge,vadiye girişte kapının dikmeleri gibi dik iki kaya var.
Kartal vadisine bakan yüz dik bir uçurum,buralardan tırmanmak imkansız.
Köylülerden kaledeki sarnıçlar hakkında bilgi almasam ,sarnıçları belki göremiyecektim.Doğuya doğru gidince sacayağı gibi üç sarnıç.Bir tanesinin kapı kısmı falan kalmış.

Sarnıçlar bayağı geniş,burada bayağı bir insanın yaşadığını düşündürüyor.
Bir tanesinin içinde hala su var,köylüler bu mevsimde hayvanlarını buraya bırakıyor,günlerce kalıyorlar.Bunda suyun varlığı önemli.Diğer yandan bu dağın çok değişik kendine özgü bir iklimi olduğunu düşünüyorum.Çevrede bir çok yerde otlar sarardı,bahar kendini yaza bıraktı.Burada tam bir bahar vardı,inanılacak gibi değil,hertaraf çiçek,yemyeşil. Buranın özellikle korunması gerektiğini düşünüyorum.
Dağdan inmek de bayağı dikkat istiyor,her an kaymak olasılığı var.


Yarık Dağ'dan kalan görüntüler bunlar.
KUMYER KALESİ

Kumyer Datça Yaka Köyünün bir mahallesi , Knidos yolu üzerinde , Yaka Köyüne geldikten sonra Palamutbükü yazan tabeladan sola dönerek bir km kadar gidiliyor. Datça'daki tarihi kaleleri araştırırken burada da bir kale olduğunu söylemişlerdi. Ne zamandır görmek istiyordum , çarşamba günü hava tam yürüyüş havasıydı , rüzgar da fazla yoktu arkadaşım Ahmet beyle Kumyer'e gelerek kaleye tırmandık . Hızırşah kalesinde olduğu gibi çok dik ve sarp bir yer değil . Kumyer adına bir de ,okuduğum George E.Bean'ın "Karia"isimli kitabında Knidos kısmında rastladım . George E.Bean"Betçe'de geniş bir sulak alan ve büyük bir antik kasabaya ait ören yeri var"diyerek akropol olarak bu kaleden söz etmekteydi . Prof.Dr.Numan Tuna hocamız da Datça'daki bu kalelerden Kumyer ve Yazı kalelerinin eski olduğunu diğerlerinin daha yakın zamanlara ait olduğundan söz etmişti . Kalede Knidos dönemine ait duvarlar belli oluyor daha sonra kullananların yapmış olduğu duvarları da görebiliyorsunuz.

Kumyer, Yaka köyü'nün mahallesi oluyor.Doğa yürüyüşlerine uygun bir havada Kumyer'e geldik . Köylülerle sohbet ederek çayımızı yudumladık

Bu yola devam ederseniz Palamutbükü'ne varıyorsunuz.
Oturduğumuz kahvenin hemen bitişiğindeki dar toprak yol Kaleye gidiyor.


Patika yollardan geçerek tırmanışa başlıyoruz.

Tırmanırken bir yandan da çevredeki manzaraların fotoğraflarını çekiyorum.Çam ağaçlarının kokusunu içinize çekerek yürümenin zevkine diyecek yok .

Aşağıda Palamutbükü görülüyor.

Kaleye yaklaştıkça kalenin kuzey tarafındaki duvarlar görülüyor.
Kumyer kalesi de Hızırşah Kalesine benziyor , etrafa hakim bir yerde , ortada düz bir alan var, bayağı geniş bir kale .

Doğu tarafında sur duvarları.

Duvarların arkasından manzaralar.

Güney'de Palamutbükü

Güneybatıda her yer zeytin ağaçlarıyla kaplı

Kale'nin içindeki zeytin ağaçlarından birinin altında biraz dinlendik.


Kalenin Güneybatısında böyle bir boşluk var,kapı olduğunu düşünüyorum.

Biraz ileride köşede duvar kalıntıları var,oraya gidebilmek için bu sur duvarlarının üzerinde yürüyoruz . Buralarda dikkatli olmak gerekiyor, surların genişliği 2 m ye yakın. Ben burada 2 çeşit duvar örgüsüyle karşılaştım´, birincisi bu sur duvarları Knidos'a kadar gittiğini düşünüyorum.

Yanımdaki arkadaşım Ahmet bey kalenin güneybatı ucundaki kalıntıya doğru tırmanıyor.Yine sur duvarlarının üzerinde yürüyoruz.


Kalenin en güzel yeri burası , kalenin gözetlemeye mahsus bir kulesi olabilir. Bütün her yer ayaklarının altında.

Buradan Palamutbükü ve ovanın görünüşü.

Sur duvarları ve Kumyer'in görünüşü.

Kuzey tarafındaki görünüş.


Kalenin içinde ayrı bir kale gibi görünen bu tepe Kuzeydoğuda , oraya doğru tırmanıyoruz.

Buradaki sur duvarları.

Hemen sağ tarafta bir su sarnıcıyla karşılaşıyoruz . Sıvalı kısımları görülüyor.


Biraz ileride 2. bir sarnıç var, üstü kapalı.


Sarnıca yağmur sularının girmesi için yapılan deliklerden birisi duruyor.

Sarnıçları inceledikten sonra tepeye tırmanıyoruz , bayrağımız bütün güzelliğiyle dalgalanıyor.

Kalenin en yüksek kısmı burası,burada da bir gözetleme kulesi var.Burası özellikle doğu ve kuzey kısımlara hakim. İki tür duvar örgüsüyle karşılaştım demiştim 2.si bunlar .Surlara göre daha yeni yapıldıkları belli oluyor.Taşlar harç ve tuğla parçalarıyla tutturulmuş.

Bu kuleden de bir çok yer görülüyor.

Çevredeki bir çok köyü görebiliyorsunuz.




Kalenin güneydoğu köşesinde yine yapı kalıntıları var yanında da bir kısmını fotoğraflayabildiğim oval duvarlarla örülü bir kısım var.

Bu köşedeki kısma yol olmadığı için gidemedim.Yandan bu şekilde görünüyor.

Tepeden inişe geçiyoruz. İnerken de bastığınız yerlere iyi dikkat etmek gerekiyor.

Kalenin etekleri çam ağaçlarıyla kaplı.

Bu gezim de böylece hoş bir şekilde noktalanıyor. Datça'nın sağlıklı havasında tertemiz havayı soluyarak,güzel fotoğraflar çektim , Datça da yeni bir tarihi eseri daha tanımış oldum . Darısı sizin başınıza.
Datça Yazı Köyü Kalesi

19 Şubat Günü Datça Kalelerinden Yazı Kalesine çıktım . Kaleden geriye etrafını çeviren duvarlardan başka bir şey kalmamasına rahmen çevreyi görmek , hoş bir doğa yürüyüşü yapmak açısından iyi bir gezi oldu. Biraz ilerideki tepeye de çıkarak buradaki yel değirmeni kalıntısının fotoğrafını çektim ve yılın ilk yılanıyla burun buruna geldim.Ayrıntılar ve fotoğraflar için tıklayın.
Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. |

Muzaffer Özgen Datça
muzafferözgen48@hotmail.com
|