www.datcadetay.com

Datça'da görülecek yerler

 

 

Ana Sayfa
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Datça Köyleri
Ilıcasu su değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
Datça Resim Şenliği
Karaköy Gezisi
Datça Kaleler
Soğuksu Vadisi
Datça Değirmenderesi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar  
 

Muzaffer Özgen -Datça

Webmaster

Free web page counter

DATÇA'DA GÖRÜLECEK YERLER

Datça'ya gelen kişiler çoğunlukla denizden yararlanmak amacıyla gelirler,bu arada denizden kalan zamanlarında Datça'nın ilginç yerlerini gezenler de vardır.Günübirlik turlarla gelenler veya sadece gezmek görmek amacıyla gelenlerde oluyor. Deniz ve güneş için gelenlerin bir çoğu akşam yemeklerini yedikten sonra Limana inerek çay bahçelerinde otururlar,bir kısmı turlayarak evlerine giderler.Bazı tatilciler yarımadanın uç kısımlarındaki koylara giderek hem denizden yararlanırlar hem de değişik yerlerini görmüş olurlar.Gelmişken Knidos'a uğrayanlar da vardır.

 

Önce Datça Limanından başlayayım,burada görecekleriniz , limana bağlı teknelerin oluşturduğu manzara her zaman güzeldir.Her limanın da kendine özgü bir güzelliği vardır . Limanda barlar,lokantalar, çay içip etrafı seyredebileceğiniz çay bahçeleri var.

 

Limandan anfitiyatro'ya doğru gittiğinizde Elbruz ustanın yaptığı Aslan heykeliyle karşılaşacaksınız.Biliyorsunuz Knidos'un aslanı British Museum'da ; Datça Belediyesi Elbruz ustaya bu heykeli yaptırarak anlamlı bir iş yaptığını düşünüyorum .Tonlarca ağırlıktaki mermer aslan limana doğru beklediği birini arar gibi bakmakta.

Çocukların ilgisinden ne kadar memnun görünüyor.

Datça Yerel Tarih Evi- Ilıcasu su değirmeni

Taşlık Plajına doğru devam ederseniz Datça Yerel Tarih Derneğinin va Datça Belediyesinin çalışmaları sonucu ortaya çıkan Ilıcasu Değirmen Evini gezebilirsiniz.Değirmen kısmındaki aygıtlar zaman zaman çalıştırılıyor. Değirmencinin kaldığı ev aslına uygun olarak Datça Yerel Tarih Derneğince döşendi.

 

 

 

Ilıcasu göleti

Sularının şifalı olduğu söylenen göletin suları yer altından kaynıyor.

Alttaki fotoğraftaki göletten kaynayan sular buradan denize akmakta . Devamlı akan bu suyun altına yazın giren tatilciler hem masaj yaptırmakta hem de üzerlerindeki tuzdan arınmaktalar.

Çevre yolundan baktığınızda ılıcasu ve değirmen bu şekilde görünüyor . Değirmenin çalışması buradan sağlanan suyla oluyor. Bu su değirmeni Datça'da tek çalışır vaziyetteki değirmen . Hemen bitişiğindeki Kent Park (belediye parkı)da oturup çayınızı yudumlamanızı öneririm. Buradan denize de girebilirsiniz.

Göletle park arasında duran Demeter Heykeli Datça'da yaşayan Elbruz ustanın çalışması, Belediye tarafından ısmarlanan Bu çalışma ve Limanda'ki Aslan heykeli Knidos'tan gemilerle götürülen asıllarını beklemekteler.

Kent park maviler ve yeşiller içinde ,Datça'da görülesi yerlerden.

Kent Parktan Limana gelen tekneleri izleyebilirsiniz.

Belediye parkının arka taraflarında, Askeriye lojmanlarının önünden geçen çevre yoluna çıkıp manzarayı seyretmelisiniz..

Kargı koyu

Belediye parkına 4 km mesafedeki Kargı koyu da Datça'da görülecek yerlerdendir . Yukarıdan koyun görünüşünü seyretmek bütün yorgunluğunuzu alır.

Kargı koyunda tarihi yapılar da var.

Eski Datça Mahallesi

İskele'ye (Merkeze) 3 km mesafedeki Datça Mahallesi de Datça'ya geldiğinizde mutlaka göreceğiniz yerlerdendir . Özenle korunmuş mimari dokusunun yanı sıra Can Yücel hayranları da Şair Can Yücel'in evini görebilir.

Şair Can Yücel'in adı verilen sokağındaki Can Yücel evi.

Mehmet Ali Ağa konağı

 

Merkeze 4 km ye yakın bir mesafede bulunan Reşadiye Mahallesindeki Mehmet Ali Ağa konağı da görülecek yerlerden. Mimari tarzı 18. yy la dayanan tarihi konak restore edilerek konaklama tesisi olarakhizmet veriyor. Gezip çayınızı içebilirsiniz.

 

 

 

Olive Farm

Marmaris tarafından gelirken hemen Reşadiye mahallesinin girişinde tabelası görülüyor. Daha önce bir Amerikalıya ait olduğu için "Amerikalı'nın çiftliği " diye biliniyordu. Oldukça geniş bir alana ekili zeytinlerden alınan ürünler burada işlenip pazarlanıyor.

 

Mağaza kısmının hoş bir yapısı var. Demek ki diyorum sorun yapılılaşmaktan çok doğaya uygun, onunla barışık yapıların seçilmemesinde.

Zeytinden üretilen ürünler sergileniyor.

 

Naturel zeytinyağları

Tesisleri oldukça modern.

 

Kızlan Yel Değirmenleri

Kızlan köyü yolu üzerindeki tarihi yel değirmenleri de ilginç yerlerden. Değirmenlerden bir tanesi Kaymakamlık tarafından restore edilerek , kiraya verildi ve şu an Zeynep restoran olarak hizmet veriyor. İçindeki aygıtlar aslına uygun olarak duruyor, değirmen gezilebiliyor.

 

KIZLAN-Gereme

Yarımadanın Akdeniz'e bakan taraflarının çoğuna karayolundan ulaşabilirsiniz ama Ege tarafına bir kaç toprak yolla ulaşılan yerler var, buralar filmlerdeki gördüğümüz ıssız adalardakilere benzer güzelliklerle dolu . Bu yerlerden biri Kızlan Köyünün hemen arka tarafındaki Gereme mevkii. Pırıl pırıl sularda yüzebilirsiniz, Ulaşım toprak bir yolla sağlanıyor.

Meriç-Alavara

Emecik Köyünün arka taraflarında yer alan bu sahiller de görülmeye değer yerlerden. Buraya Meriç deniyor, sağ tarafa devam ederseniz Alavara'ya varılıyor, orası da çok güzel.

 

Benim gittiğim yol biraz zorlu bir yoldu, kolay ulaşılan bir kaç yol varmış, araştırıp buraya yazacağım.

HAYITBÜKÜ

Yarımada'nın en güzel yerleşimlerinin yer aldığı kısımlara giderken çam ağaçları ve aşağılardaki manzaralar çok güzeldir.Yarımadanın bu kısmı orman alanıdır.

Yarımada'nın Akdenize bakan kısmında,ortalarında yer alan koylardan Hayıtbükü görülecek, oturup bir çay içilecek yerlerden. Bir de el ayak çekildikten sonraki sessiz güzelliği anlatılacak gibi değil.

Hayıt bükünden Palamutbükü'ne kıyıdan giderseniz birbirinden güzel bu koyları ve mavinin en güzel tonlarını barındıran denizi görebilirsiniz.

 

Yarımadanın bu kısımları özellikle dantel gibi şekillere sahip.

OVABÜKÜ

Bu yerler hakkında "koylar"sayfamda daha geniş olarak bilgi veriyorum.

Palamutbükü'ne giderken kıyı yolunu değil de içerdeki yolu seçerseniz buralarda da birbirinden ilginç görüntülerle karşılaşırsınız. Mesudiye Köyü'nün yukarıdan görülüşü.

Palamutbükü de Datça'ya geldiğinizde görülecek yerlerden.

KNIDIA ÇİFTLİĞİ ve DEĞİRMENBÜKÜ

Datça'dan yazı köyüne varmazdan biraz önce sola doğru sapan toprak yoldan giriyorsunuz.Oraya geldiğinizde çevredekilere de sorarsanız yanlış bir yola girmemiş olursunuz.12 şubat 2010 tarihinde yağmurların yağdığı bir mevsimde buraya gittiğim halde yol gayet düzgündü.Arabamızla çiftliğin biraz ilerisindeki değirmen bükü denilen koya kadar gittik. Yazı köyünden 3-4 km mesafede. Çiftliğin yoldan görünüşü böyle.

İçinde bağlar ve zeytinyağı işleme tesislerinin bulunduğu çiftlik eşssiz güzellikte bir vadide bulunuyor.Çiftlikte konaklama imkanları da sunuluyor. Bu vadi eski su değirmenlerinin bulunduğu bir yer, iki tanesi de çiftliğin arazileri içinde. Değirmen odaları restore edilerek çeşitli işler için kullanılıyor.İlki zeytin işleme tesisi.

Çiftlikte görevli arkadaşımız zeytinyağı işleme tesisi ile ilgili bilgi veriyor. Bu işlem eski yöntemlerle yapılıyor.

 

Çiftlikte bağlar bulunmakta,bu topraklar eski Knidos'un tarım arazileri idi.

Çiftliğin sahibi Ali Soner kendisini Datça'ya geldiğim ilk yıllardan tanırım,yaratıcı bir insan;burada hayallerini gerçekleştirmiş . Japon bahçelerini andıran görüntüler var.

Buradaki değirmen yapıları konaklama için kullanılıyor. Herşey doğayla uyumlu, huzur verici görüntüler var.

 

Her şey en ince ayrıntılarına kadar düşünülmüş,fotoğrafta yöresel bir fırın görülmekte.Çiftlikten 700 m kadar ileride Değirmenbükü koyu var çektiğim fotoğraflarda bir sorun olduğu için koyamadım.Çok güzel yerler.Tabii buralar Datça'nın Ege denizi tarafında.

KNİDOS

Datça'ya gelip de Knidos'u görmeyenler vardır ama biraz antik eserlere merakınız varsa mutlaka göreceğiniz yerlerden .Yolu asfalt, bu konu da bilgisi olmayanlar için taş parçaları aslında zamanının en güzel ve medeni kentlerinden.

 

Knidos sahip olduğu doğal güzellikler açısından dünyada eşi benzeri olmayan bir kenttir.Bu yıl 100 bin kişinin ziyaret ettiği belirtiliyor bu sayı gelecekte katlanarak artacaktır.Eğer zamanınız ve gücünüz varsa Knidos fenerine kadar da gidin derim.

Knidos feneri Kapkrio(deveboynu)yarımadasının ucunda,yürüyerek 20dakika kadar sürüyor. Tabii bunda yer yer zorluklarla dolu patika bir yolun etkisi büyük . Fotoğrafta Knidos'un Ege denizine bakan antik limanından çıkan balıkçıları görüyorsunuz.

 

Burada böyle bir tarihi kalıntı da var,eski bir fener olabilir mi bilmiyorum.

Bir zamanlar bu fenerde yaşayan insanların öyküsü yayınlanmıştı , şimdilerde elektronik aygıtlar fenercilerin işini zora soktu.

Fenerden Knidos tarafı böyle.

Bunlar da, feneri ziyaret edenler, heyacanları yüzlerinden okunuyor.

Datça'nın görülecek yerleri o kadar çok ki 25 yıldır görmediğim bir çok yeri yeni görüyorum.Gezdiğim yerleri fotoğrafladıkça burada izleyebilirsiniz.

Fotoğraf ve metinler izinsiz kullanılamaz.

Ana Sayfa

 

 

 

 

 

 

 

            

www.datcadetay.com