Diğer Konular için tıklayınız.
|
| |
Muzaffer Özgen-Datça
ressam48@gmail.com

|

7 Mart pazar günü arkadaşlarımla buluşarak yola çıktık , rüzgarsız fakat kapalı bir hava vardı . Aslında doğa yürüyüşü için bu havalar çok uygun , güneşli havalarda yürümek zorlaşıyor. Knidos'a doğru gidiyoruz , yolumuzun üstündeki Knidos Akademiye uğrayarak yeni gelen arkadaşlarla tanıştık . Var güçleriyle toz duman içinde çalışıyorlardı.

İçlerinden bazıları hoca ama kıyafetlerine bakınca bunlar mermer işçileri . Sabırlı , yorucu bir çalışmanın sonunda ortaya bir sanat eseri çıkacak. Kazanılan bilgiler, tecrübeler , hissedilenler emeğin teriyle birleşecekler. Fotoğrafta Okan Sabuncular Bursa Uludağ Üniversitesinden , Öğretim Görevlisi . Akdeniz ve Ege Konulu sempozyuma altı heykeltraş katılıyor .

Mustafa Yılmaz , Özgür Özberkan ve soyadlarını bilemediğimden özür dileyerek sadece isimlerini yazacağım Okan , Güven ve Ayşe arkadaşlar. Bunların bazıları da lisans eğitimlerini tamamlıyorlar.

Korkut arkadaş özel bir sipariş olan çalışmasını bitirmek üzere.


Ferit Yazıcı Mimar Sinan'da doktora yapmakta.

Knidos Akademiden ayrıldıktan biraz sonra bu manzaranın fotoğrafını çektim . Kumyer 'deki üç tepe ve yemyeşil badem ağaçları.

Biraz daha gidince arkadaşlarımı Fatma hanımla sohbet ederken buldum , bu arada yılın ilk oğlak resmini de burada çekmiş oldum.

Rahat durmadı ki şöyle güzel bir fotoğrafını çekeyim , zıplayıp durdu.

Arkada yaka köyündeki turistik işletme görülüyor.

Benim korkum yağmura yakalanmaktı ama baktım henüz yağmur falan yok, arkadaşlarıma sizi bir tepeye götüreceğim gelin dedim ve yola çıktık . Aklımda Knidos Aslanının kaidesini bulmak var. Bağlar özüne inerken toprak bir yola girdim , ilk görüntümüz bu . Burada bu koya Gıyrap koyu deniyormuş , ilerisi Knidos toprakları, Kapkrio yarımadası görülüyor.


Yolumuza biraz daha devam edince bu kalıntılara rastladık , tabii ben heyacanlandım ama aradığım kaidenin bu olmadığını daha görünce anladım; kaide yazılanlara göre piramit şeklindeydi.

Kalıntının yanına geldiğimizde köpek sesleri geldi , hemen arkasında betonarme tek katlı bir yapıyı görünce şaşırdık.Yoldan bakınca görünmüyor iki tepenin arasında . Geniş bir alan temizlenerek ağaçlar dikilmiş , fotoğraftaki çalılar bahçe sınırı. Orada çalışan bir bey vardı , uzaktan selamlaştık , burası gözetleme kulesi imiş. .

Maalesef Knidos Allaha emanet , zaman zaman tarihi eser kaçakçılarının yakalandığını basından duyuyoruz ama bu geniş araziyi kontrol etmek güç.

Mevsimin bu ayında dağlar yemyeşil , ve çeşitli çiçeklerle kaplı.

Tepeye kadar geldiğimiz toprak yol .

Kulenin etrafında temeli kalmış duvar kalıntıları var

Kuleden bakınca da görülüyor , aslan kaidesi karşı tepede.

Buralarda eşek çokça kullanılıyor.


Geçen haftalardaki yılan olayından sonra biraz dikkat ediyorum . Çalılar ve sık birkiler yürümeyi zorlaştırıyor .Yazın buralarda yürümek çok zor. Bugün hep önden gittim Mehmet Emin bey'in inişini fotoğraflıyorum.

Arada bir kaç tepe var çıkıp iniyoruz.

Arada bir çevrenin fotoğrafını çekiyorum.

Bu çiçeklere dağ gülü deniyormuş , şimdi dağlarda çokça görülüyor.

Bunlar da sıkça görülen ayrı bir çiçek.

Dağ Gülleri bir kaç renk oluyor burada bu renk olanlar var.

Kaideye biraz daha yaklaşıyoruz .Yaklaştıkça heyacanlanıyorum , bu gezi bir yıldır planlayıp ancak yapabildiğim bir gezi.



Evet sonunda Şu an İngilterede Biritish Müzesinde bulunan Knidos Aslanının kaidesi. Bu yapı bir anıt mezar , kime ait olduğu anladığım kadarıyla tam olarak bilinmiyor, çeşitli rivayetler var.

Knidos Aslanı buradan bütün endamıyla Akdeniz'e doğru bakmaktaydı.Haritada bu burna Aslanlı Burun deniyor.

Anıttan güneydoğuya bakınca bu burun görülüyor , deniz kaplumbağasına benziyor.

Kaide oldukça büyük taşların örülmesiyle oluşmuş.Taşlar hava şartlarından bayağı zarar görmüşler. Anıtla ilgili kısmı ayrı bir sayfa olarak yayınlayacağım , çokça foroğraf ve ayrıntı var. Bizim arkadaşlar anıtın üstünde ama kimseye tavsiye etmem. Anıtın üstü yıkılmış , daha yüksekmiş. En üstünde de aslan heykeli.

Dönüyoruz , ben yine önde.

Anıttan biraz ileride bu şekilli kızıl kayalar var.

Kırmızı beyaz desenli kayalar ilgi çekici.

Aslında buraya gelmenin en kolay yolu deniz yolundan bu koya gelmek. Geçen yıl okuduğum Oktay Sönmez 'in"Knidos Mavide Uyuyan güzel " kitabında burayı tarif ediyor ve buraya gelmenin en kolay yolunun denizden olduğunu belirtiyor. Ben karadan geleceğim için bulabilirmiyim diye tedirgin oluyordum , birden her şey kolayca oluverdi. Anıttan bahsederken yine bu kitaba değineceğim.


Her taraf dik uçurumlardan oluşuyor.

Tuğrul hocam napıyon , bu işler tehlikeli.

Aşağıdaki bu kısım bayağı ilginç , denize dar bir boğazla bağlı özel bir havuz gibi.


Bu bitki örtüsünün de kendine özgü bir güzelliği var. Aslında yarımadanın bir çok yeri ağaçlandırılmaya müsait ama ..

Buradan bakınca düzgün örülmüş duvarlar gördük, aslan anıtının önünde.

Koyun girişinde, burundaki bu taş hepimizin ilgisini çekti ,çeşitli şekillere benzetik .

Tuğrul hocam gorile benzetti .


İlk geldiğimiz yerden anıta kadar bayağı yürümüşüz , giderken yakın gibi görünüyordu .

Makro çekim yaptığım makinem arabada kaldı , fotoğraf fazla net değil. İlk kez beyaz renkli adaçayı çiçeği gördüm . Sadece bir kök.

Sayfamın başında bahsettiğim ev ve kule buradan görülüyor.

Ana yola çıkıp Yazı köyüne geldik , bu arada söylemeyi unuttum anıta vardığımızdan bu yana hafif bir yağmur var. Bu kapalı mekan mola verip karnımızı doyurmak için çok uygun . Knidos'tan gelirken yazı köyüne girmeden önce sol tarafta . Burada bir lokanta var şu an kapalı.

Bahçesinde çocuklar için oyuncaklar ve büyükler için de spor aletleri bulunuyor.

10 gün önce buraya geldiğimizde madem ağaçları çiçek içindeydi , şimdi yapraklanmışlar her tarafı otlar, çiçekler kaplamış . Yazı köyü kalesi tam karşımızda .


Datça 'ya dönerken durarak doğayı görüntüledim.

Bir masallar ülkesi gibi güzel ama onunla ilgili de planlar başladı.


Bu koyun sürüsü de benim için ayrı bir sürpriz oldu , Datça Mahallesine geldiğimizde karşılaştım.


Yaramazlığın sırası mı?

Çobanla bu ikinci karşılaşmam , bir gün daha yanına gidip ayrı bir sayfa hazırlayacağım.

Burada kuzu gelip köpeğin burnuna dokundu köpek en küçük bir tepkide bulunmadı . Çoban köpekleri vazifelerinin ne olduğunu çok iyi biliyorlar.



Datça'daki bahar hiç bir yerde olmaz , apayrı bir ışık içinde çiçekler, yapraklar size gülümser. İlginç ,sürprizli bir günü daha yaşadık ve geriye anılar ve bu fotoğraflar kaldı . Datça'da yaşam hızla akan bir nehirde sürüklenmek gibidir.
Metinler ve fotoğraflar izinsiz ve www.datcadetay.com adresi belirtilmeden kullanılamaz. |
|