<%@LANGUAGE="JAVASCRIPT" CODEPAGE="1254"%> Datça Divan Burnu

www.datcadetay.com

DATÇA DİVAN BURNU

                 
 

Ana Sayfa

DiğerSayfalar
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Görülecek yerler
Nihat Akkaraca
Ilıcasu değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
resim şenliği
Datça'dan götüreceklerimiz
Datça Köyleri
Datça Karaköy
Datça Kaleleri
Kemer Köprüsü
Soğuksu vadisi
Değirmen deresi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar  
 

Muzaffer Özgen-Datça

muzafferozgen48@hotmail.com

 

Free web page counter

 

 

Divan Burnu Yarımadanın Akdeniz'e bakan kısmında en uç noktada yer alan bir burun . Burunlar çoğunlukla değişik akıntı ve dalgalar yaparlar , bu gezimizde bize rehberlik eden Datça Yerel Tarih Derneği Başkanı Akın Pilavcı Divan Burnunun zaman zaman sert denizlere sahip olduğunu adını da buradan aldığını söyledi . Datça merkezden çıkarak katettiğimiz yolu siyah renkle gösterdim.

Yanımda bir çok kez birlikte gezilere gittiğim Mehmet Emin Berber Divan Burnunu görmek üzere Palamutbüküne geldik . Akın Pilavcı ile buluşup yola çıkacağız , Akın bey bu yöreleri ve öykülerini çok iyi bilen Datça'lı arkadaşımız . Sağolsun işinin yoğun olduğu bir zamanda bizi kırmayarak bu güzel geziyi yapmamıza yardımcı oldu. Onu beklerken bahçesindeki kara dutlardan yiyerek yılın ilk dutunu yemiş olduk.

Haritada gösterdiğim gibi limanın biraz ilerisinde bir dere yatağına girdik ,bir müddet buradan gittikten sonra sol taraftaki bu dar toprak yola saptık . Buraya kadar araba ile geldiğimiz için ancak burada fotoğraf çekmeye başladım. Yoldaki ıslaklık biraz sonra varacağımız su kaynağını gösteriyordu. Buralarda antik dönemde de Knidos'un verimli arazileri bulunuyordu.

Her taraf badem ağaçları ile kaplı , yeşilin en güzel tonlarını bu mevsimde madem ağaçlarında görebiliyorsunuz.

Evet nutkum tutuldu derler ya , ben de öyle oldum , burada böyle bir tarihi eserle karşılaşacağım aklıma gelmezdi. Antik bir çeşme gürül gürül akan bir su.

Akın bey gezide kullanacağı suyu çeşmeden dolduruyor, sudan dönüşte de bolca içtim çok nefis bir lezzete sahip

Bir insanın rahatlıkla yürüyebileceği bir yürüme koridoru görülüyor.

Knidosla ilgili hiç bir kaynakta bu çeşme ile ilgili bir bilgiye rastlamadığım için bayağı şaşırdım . Buraya yörede Muharin deniyormuş ama Akın beyin söylediğine göre yöresel dilde bu zamanla marin diye geçer olmuş , söylerken a harfi biraz uzatılıyormuş.

Çeşmeden sonra da duvar örgüsü devam ediyor

Bu gezimde Mehmet bey benim bolca fotoğrafımı çekmiş . Bu kısımda duvardan dışa doğru çıkmış iki taş var.

Duvarın sağında bu şekilde ,üstte ve altta olmak üzere boşluk bulunuyor. Tabii biraz bizim boyumuzu aşan bir konu ama yine çeşme ile ilgili olduğunu düşünüyorum .

Dikkat ederseniz üst taraftaki taşın aşağı doğru eğikliği suyun aşağı tarafa akması için yapılmış diyorum.

Bu kısmın aşağısında yine bir insanın yürüyebileceği yükseklikte bir dehliz görülüyor. Bu çeşit yerlerde şimdiye dek bu gibi yerlere hiç girmedim , içerisi esrarengiz , yılan vs de olabilir.Ama böyle önemli bir eserin kendi kaderine terkedilmesi acı , yetkilileri bu konuda uyarmak isterim.

Marin'deki çeşmeyi görür görmez İzmir Bayraklı Smryna'da gördüğüm antik çeşme gözümün önünde canlandı , bazı benzerlikler olduğunu düşündüm. Arşivimi tarayarak fotoğrafları bulup sizlerle paylaşıyorum. Bayraklı Smyrna İzmir'in ilk kurulduğu İon kenti.

Bu antik çeşme bayağı önemli bir eser , tabelada M.Ö 7. yy da yapıldığı ve batı uygarlığının günümüze değin bilinen en eski taş çeşmesi diye yazıyor. Bindirme tekniğinde yapıldığı belirtilerek bölümlerinin;eşik taşı , yürüme koridoru ,su toplama haznesi ve suyun çok dolduğunda bir boşaltma haznesinden bahsediliyor.Su önce su toplama haznesinde toplanıyor.Bizim çeşmede de buna benzer bölümlerin olduğunu sanıyorum. Marin'deki çeşmede Yürüme koridorunun sonunda böyle bir hazne olabilir ,ve çeşmenin diğer ucundaki kısımlar bu hazneye su sağlamak için olabilir. Bizim çeşmenin yürüme koridorunda da bindirme tekniği görülüyor. Smyrna'daki çeşmede yapılan restorasyon çalışması belli oluyor , dileğimiz Marin'deki bu değerli eserin uzmanlarca güçlendirilmesi. Çünkü o zamanın bilgi ve malzemeleri olmadan yapılan bakım çalışmaları o eseri yok ediyor.

Heyacanımı yenerek yolumuza devam ediyoruz , burada hala çağla toplama devam ediyor.

Biraz daha gidince deniz görülüyor,

Akın bey ilerideki koyamı yoksa Divan Burnuna mı gitmek istersiniz diye sorunca Divan Burnu dedik . Epey bir zamandır bu burundan çevreyi görüp fotoğraf çekmek istiyordum. Dağa tırmanmaya başladık.

 

Adaçayları çiçekte .Burada yolumuza bir çok çiçek çıktı bazılarını ilk kez gördüm.

Akın beyin söylediğine göre adı "delikanlı çiçeği"imiş.

Bunun adını bulamadık.

İleride küçük bir koy var.

Sayfamın başında belittiğim gibi Mehmet Emin Berber arkadaşım bolca fotoğrafımı çekmiş , çoğu habersiz . Makinamdaki pozları silmeyi unutmuşum , bir baktım makinada fotoğraf çekmek için yer kalmamış, tek tek silip fotoğraf çektim.

Uzaktan bir taş birikintisi görüldü.

Akın bey çevrede bir çok yeri gezdiği halde bu taşlı yeri yeni görüyor ve burada kelebek diye tabir edilen , yatay dönen bir pervaneye sahip değirmen olduğunu düşünüyor.

Bir de taşlarla örülü iki çukur dikkati çekiyor.

Sır bu taşların altında ama burası yılan yuvası gibi.

Burada taşlar bayağı düzgünce örülmüş.

Taş birikintisinin biraz ilerisindeki çiçekler ilgimizi çekti .Yine Akın bey'e göre Roma'lılar bunları yemeklerde kullanırmış.

 

Mehmet bey beni çiçek fotoğrafı çekmeye çalışırken görüntülemiş . Güneş tepemizde olduğu için gölgelerden kurtulmaya çalışıyordum.

Çok hoş görünen bir çiçek ama adını bilmiyorum.

Teşekkürler Mehmet bey , bu güzelliklerin içinde iyi bir fotoğraf olmuş.

Benim "Doğadan tablolar Datça " diye bir bloğum var , sayfamda linki var , son zamanlarda bayağı ziyaret eden oluyor. Orada Datça doğasında çektiğim çiçek fotoğrafları bulunuyor.

Bu da Mehmet Emin Bey'in çektiği çiçek fotoğraflarından. Bir tablo gibi.

 

İlerde Palamutbükü koyu ve önündeki ada görülüyor. Haritada Palamutbükü adası diye geçiyor.

Karşıda Yunan Tilos adası

 

Divan burnu denize başını uzatmış bir fok gibi duruyor. Bir çok kişinin ancak haritalarda görebileceği Divan Burnu'nun yakınında duruyorduk. Akdeniz'in mavi ve yeşilinin birbirine karıştığı bir noktasında .

Akın beyle manzaranın güzelliğine dalmışken Mehmet bey tarafından yine görüntülenmişiz.

 

 

Hep beni habersiz çekmişsin Mehmet bey , şimdi de ben.

 

Buradan koya ineceğiz , çok çetin bir zemin var, dikkatli olmak gerekiyor .

Akın bey yine bir şeyler açıklıyor , onunla gezmek büyük bir zevk

 

Knidos'a doğru sıralanan burunlar , hepsinin yanında şirin koylar var.

Bu yıl böyle giderse bahar kısa sürecek , mart ayında yağmur yağmadı . Bir bahar yağmuru bir çok bitkinin daha çıkmasını sağlar.

Mehmet beyin çektiği bu fotoğrafta doğa ile mücadelem görülüyor , aşağısı uçurum , çalıların , taşların arasından yol bulmaya çalışıyorum . Yanımda duran yeşil bitki buralarda çok fazla , ilk kez burada gördüm ve dağdan inerken ona tutunarak ancak inebildik. Dikenleri yok , yumuşak bir bitki.

İneceğimiz koyun yanındaki yarımada da ilginç bir görünüme sahip.

Yeşil sarı bitki örtüsü bu dağlara çok yakışıyor.

Bu dağ tırmanışlarında taşıdığım ağırlıklar bayağı zorluyor, özellikle her kaymada önce fotoğraf makinalarımı korumaya çalışmam benim için tehlikeli bir durum oluşturuyor.

 

Mehmet bey tam burada durun bir fotoğrafınızı çekeyim dedi ve biz bu pozu vermişiz , ne hikmetse Akın beyle sırtlarımızı dönmüşüz , yer biraz dikti ondan mı kimbilir.

Ben de Mehmet bey'in makinasıyla onların fotoğrafını çektim.

Kızılderililer olsaydı Datça Şahini derlerdi.

İnmeye çalıştığımız koy , yukarıdan böyle görülüyor. Adı bükceğiz iimiş yörede söylenirken "bükcez " de deniyor.

 

Ben burada arkadaşlarımdan ayrılarak daha yukarıdan , emniyetli bir yoldan gideyim dedim ama başıma da bayağı iş açtım. Dağlar geçit vermiyordu , bu dik kayayı tırmanarak bayağı zorlukla fotoğrafı çektiğim bu kısma indim. Burada biraz korktum , dar uçurum kıyılarından geçmek zorunda kaldım.

Nihayet koya inebildim , yüzmek için ideal . Sağ taraftaki gölgede bir saat kadar dinlendik , arkamdaki çantada taşıdığım öğlen yemeğini çıkarak yedik.

Artık dönüş zamanı , uzunca dik bir yolu tırmanıyoruz . Moladan sonra bu yokuş beni bayağı zorladı.

İki dağ v şeklinde buluşuyor.

Arabanın yanına geldiğimizde Datça'dan tanıdığım Tufan Karaman ile karşılaştık. Çağla topluyorlardı . Böyle yerlerde bir tanıdığa rastlamak çok hoş oluyor.

 

Bu yoldan giderek tekrar Marin'deki çeşmeye geldik , burada çeşmenin suyundan doya doya içtim .

Akın bey'e teşekkür edip ayrıldık.Palamutbükü'nden Datça'ya kıyı yolundan gelirken arabayı durdurup bu fotoğrafı çektim. Buralarda bu şekilde bir kaç tane daha koy var , ve hepsinde yüzen , güneşlenen insanlar vardı . Bu pazar gezimiz de böyle geçti , güzel bir Datça zamanı daha yaşadım .

 

 

Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.

       

   

www.datcadetay.com