|
|
|

Muzaffer Özgen -Datça
muzafferozgen48@hotmail.com
Webmaster
 |

Köyleri harita üzerinde rakamlarla gösterdim. Marmaris'ten geliş yönünden başlayarak 1- Emecik 2 -Kızlan 3-Hızırşah 4-Karaköy 5- Mesudiye 6-Sındı 7-Yaka 8-Cumalı 9- Yazı köyleri. Çeşme Köy Cumalı köyüne bağlı bir mahalledir.
Datça köylerinde ilgimi çeken birbirlerine yakın olmalarına karşın her köyün kendine özgü bir sosyal dokusu ve doğal yapısının olması . Yarımadanın uç tarafındaki köyleri kapsayan bölgeye Datçalılar arasında " Betçe"denilmekte bu köyler; Yakaköyü , , Sındı ve Cumalı , Yazı köyleri . Bu köyler arasındaki benzerlikler daha fazla.
EMECİK KÖYÜ


Datça'ya 20 km mesafedeki bu köy Datça'ya gelirken ilk köy. İnternette araştırdığınızda köyle ilgili tek bir ağızdan çıkmış rivayetler var, bilimsel bir gerçekliliği olduğunu sanmıyorum . Emecik dağının eteklerinde kurulmuş bir köy, daha sonra kıyılara doğru inilmiş . İlk Datça'ya geldiğimde tek tük evler varken şimdi her taraf bina ile doldu . Karaincir ve Sarıliman koyları arasındaki bu düzlükler Emeciğin en verimli alanları oysa.

Ovaya inmenin öyküsü o yıllarda gazeteleri epey meşkul etmişti zamanla unutulup gitti . Köyü heyalan bölgesi göstererek düzlüklerde yapılaşma sağlanıyor ama köy dağın eteklerinde sapasağlam duruyor. Bence zemini düzlüklerden sağlamdır. Maalesef Datça'da bir çok eşsiz koy , sahiller, verimli ovalar çeşitli şekillerde yapılarla dolmuş vaziyette .
Emecik köyünün Hem Ege'de hem de Akdenizde birbirinden güzel sahilleri var .Yukarıdaki yere yeni gittim, insan kendisini o western filimlerinin çekildiği ıssız doğada gibi hissediyor, burası Ege tarafında Gökova körfezine balıyor. Bir kaç yolu varmış benim gittiğim yol bayağı bozuktu Sahile indiğinizde yol düzeliyor ve iki yöne ayrılıyor.Ben sol tarafa gittim. Burasının adı "Meriç" eğer sağa doğru devam etseymişim "Alavara"ya ulaşılıyor,arkadaşlar burada korunaklı bir koy olduğunu söylediler. Bozuk yola rahmen bir daha gitmem gerekecek anlaşılan .
Yol boyunca arı kovanlarıyla karşılaştım, geçerken arabaya hücum ettiler .

Akdeniz tarafında Hisarönü körfezine bakan Sarıliman'dan görünüş . Sarı limandan önceki Karaincir koyunun etrafında Özil tatil sitesi var burası da yapılarla çevrilmiş vaziyette. Emecik sahilleriyle ve dağlık alanlarıyla eşsiz doğal güzelliklere sahip gelecek yıllarda fırsat buldukça buraları gezmeye çalışacağım.
KIZLAN KÖYÜ
Kızlan köyü Datça merkeze 10 km mesafede ,datçaya gelirken 2. köy, ana yoldan saparak 1 km kadar gidiliyor. Çok geniş tarım arazilerine sahip , Kızlan ovası yörenin en verimli ovalarından. Köy sırtını dağlara yaslamış arkası ege denizi .

Datça köylerinde nereye gitseniz parke taşlı pırıl pırıl bir görünüm var , kızlan da böyle . Zaman zaman kıskanmıyor değilim hani; biz merkezde hala toprak yollarda yaşıyoruz . İşin gerçeği köylerimizin bu görüntüsü bizleri sevindiriyor . Köylerde zaten okuma oranı da oldukça yüksek . Şehir merkezinde işi olan bazı Kızlanlılar da köyde oturmayı tercih ediyorlar .

Köyün girişi , burada bulunan meydan bir çok etkinliğin yapıldığı bir yer, düğünler de burada yapılıyor. Bir çok köyde olduğu gibi yanyana kahveler bulunuyor.

Doğa yürüyüşleri yapan gruplar köyden geçerken.

Köyün yeni görüntülerinden biri bu dönen pervaneler, hemen köyden başlayarak Emecik dağının eteklerine kadar yayılmışlar.

Tepenin arkası köyün sahilleri .Yeni bir yol da yapılmış ama arabanın 4 çekerli olması lazım.

İnsanların büyük bir kısmı tarımla uğraşıyor. Hala tarlaya gitmek için eşekler kullanılıyor fakat bir çok köylünün traktörü var .


Köyün doğa yürüyüşleri için çok uygun parkuları var.

Baharda buralardan geçmek bu güzellikleri görmek demek. Bir çok alan zeytin ve badem ağaçlarıyla kaplı . Köyde iki tane zeytin yağı üretim tesisi var.

Yel değirmenleri de Kızlan köyünün sembollerinden.

Köyün Ege tarafında Gereme mevkiinde çok güzel manzaralara sahip sahilleri var. Akdeniz'den Ege'ye yürüyüşünün sonlandığı yer, hafta sonlarında piknikçilerin uğrak yeri . Yolu toprak ama her araba gidebiliyor.
HIZIRŞAH KÖYÜ (Batır)
Merkeze 6 km uzaklığı ile en yakın köy, okuma oranının oldukça yüksek olduğu köylerden ve kendine özgü bir sosyal yapısı var. Eski yapılar bir çok yerde duruyor. İnsanların ilişkisi çok sıcak, her erkek mutlaka kahveye çıkar ve birbirlerini sıkça görürler . Yaz akşamları kadınlar evlerinin önüne çıkarak Anadolu havasını yansıtıyorlar .

Hızırşah köyüne iki yoldan gidilebiliyor, bir tanesi Knidos yolu üzerinden. Buraya gelenler görmüştür; bu palamutun altında köylüler ürünlerini satarlar.
Palamut ağacının hemen yanından köye giden yol ve köy görünüyor. Beyaz badalı ve birbirine yakın yapılmış köy evleri Akdeniz mimarisini yansıtıyorlar.
Datça'nın su ihtiyacı kuyulardan sağlanmakta o yüzden gelecekte Datça'yı ciddi sorunların beklediğini görmek için kahin olmaya gerek yok . Ama hızırşah köyünün şimdilik su sorunu yok , Kocadağ'ın eteklerinden çıkan kaynak sularını kullanıyorlar .

Hızırşah Köyü'nün diğer bir girişi bu yol; Datça merkezden gelirken ilk petrol istasyonundan sola dönüyorsunuz . Yol üzerinde küçük bir meşe koruluğu var.
Yine bu yol üzerinde tarihi bir kilise bulunmakta .

Evler birbirine bitişik , bundan şikayetçi olan da yok, birbirleriyle ilişkileri çok sıcak.


Yapılan yeni evler de eski dokuyu bozmuyor.

Hızırşah köyü dağlık bir araziye sahip, çevresi yüksek dağlarla çevrili . Birbirinden güzel vadilerde eşsiz doğal zenginliklere sahipler,dileğim buraların korunması diyeceğim ama işin içine para girince insanlar her şeyi unutuyorlar.
Böyle dağı yarıp giden yol bir tek ev için açılmış durumda , insanların yükseklere çıkmak ihtiyacından mı bilmiyorum ama doğaya batırılan bir kama gibi.

Gelirleri büyük ölçüde bademe dayalı, zeytin ağaçları da bayağı var. Arıcılığın en yaygın olduğu köylerden.

Sırt üstü yatmış Kızılderili başını andıran bu dağ "yarık dağ"(615 m) üstünde tarihi bir kalenin kalıntıları var.

Bademler çiçek açtığında da görüntüler daha değişik oluyor.

Hızırşah köyü halkının uğraşlarından biri de arıcılık

Hızırşah kalesi

Yarık dağın etekleri de sık bir bitki örtüsüyle kaplı, tepeden bütün bölge görülebiliyor. Karşıda görülen dağ , Karadağ (786 m) da Hızırşah sınırları içinde.

Yarık dağın arka tarafındaki Kartal vadisi de ilginç yerlerden. Bu yol Mesudiye köyüne kadar gidiyor .

Hızırşah köyü etkinliklerle anılan bir köy, Anneler günü kutlamalarından bir görüntü

8 Mart Dünya kadınlar gününde yaptıkları Kermes



En son olarak Hızırşahlı bayanların eserlerinden oluşan keçe işlerini srgilediler. Eski okul binasına dokuma tezgahları kurularak yöreye özgü ipek dokumacılığı canlandırılmaya çalışılıyor. Hızırşah köyü çalışmasıyla, insanlarıyla örnek bir köy . Kendilerini kutluyor aynı gayreti çevrelerinin korunmasında da göstermelerini diliyorum .
KARAKÖY(Körmen)
Karaköy Datça yarımadasının Ege Denizine bakan kısmında ve Datça merkeze 10 km mesafede .İlk kuruluş yeri denizden içerde olmasına karşılık son yıllarda yapılaşma kıyıya yakın düzlüklere yapılıyor .Köy halkının büyük bir kısmı geçimini tarımdan karşılar.Verimli topraklarında her tür sebze ve meyva yetişir, zeytincilik ve badem üretimi de yaygındır. Her tarafı ayrı güzellikte bir köyümüz . Sahiline gelince , her yerden denize girilebilir fakat burası yazın kuzey rüzgarlarına açık olduğu için deniz biraz dalgalıdır .Yat limanına Bodrum'a sefer yapan feribotlar yanaşır. Ayrıca bir de balıkçı barınağı vardır

Karaköy sulak bir alan üzerinde olduğu için Kızlan köyüyle birlikte Datça'nın sebze ihtiyacını karşılayan köylerdendir.


Köy'ün asıl kurulu olduğu kısım biraz içerde.

Kuzey rüzgarlarına açık olan Karaköy'de deniz çoğu zaman dalgalı.

Karaköy'ün etrafı dağlarla çevrili .
Kocadağ bütün heybetiyle Karaköy'ün her tarafından görülür.

Karaköy balıkçı barınağı , biraz ilerisinde feribotların yanaştığı bir liman daha var.

Karaköy Limananına varmadan sağdaki toprak yola saparsanız , yukarıda görülen sahilin kenarından giderek bir koya varıyorsunuz . Sakin göründüğüne bakmayın yarımadanın Akdeniz tarafında Lodos varken burası sakin oluyor.
Sahilin sağ tarafındaki geniş düzlükler domates tarlası, Datça'ya özgü olan güz domatesi bazen aralık ayının sonuna kadar toplanır. Türkiye'nin bir çok yerinden gelen kamyonlar domateslerle gidiyorlar. ( bugün 7 Kasım 2009 )

Ben buraya aslında yel değirmeni fotoğrafı çekmek için gelmiştim ama şimdiye dek bilmediğim bu kalıntılarla karşılaştım. Bizans dönemi falan olabilir gibi geldi . Bugünkü gezim için ayrı bir sayfa yapıyorum . Kalıntıları orada daha detaylı görebilirsiniz .


Karaköy'de sözü edilen yel değirmeni, bir yabancı almış ev olmuş .
MESUDİYE
Mesudiye deyince aklımıza hemen koyları aklımıza geliyor. Datça merkeze 18 km uzaklıkta . Sırasıyla kızılbük , Hayıtbükü , Ovabükü . İnerken Mezgit mahallesinden geliyorsunuz devam ederseniz Hayıtbükü ve Ovabükü sahillerine ulaşırsınız . Mesudiyenin asıl merkezine "Avlana"deniyor, muhtarlık burada. Biraz yukarı çıkarsanız "Damarası" mahallesi var. Bu kısımlar dağlık bir arazide. Mesudiye'nin arazilerinin büyük bir kısmı dağlık, buralarda çam ağaçları, zeytin ağaçları doğaya ayrı bir güzellik katıyor. Son zamanlarda buralarda da yapılaşma hızlandı, gösterişli taş evler dikkat çekiyor. Mesudiye ovası da Datça'nın verimli ovalarından. Badem ağaçları da bolca , onlar biraz daha düzlüklerde.
Çam ağaçları arasından kıvrılarak akan bir dere gibi mesudiye yolu.
Mesudiye yolu rampa ve virajlı ama eşsiz güzelliklerle dolu. İnerken Mezgit görülüyor.
Knidos'a giderken çektiğim fotoğraflardan. Bir çok kısmında fotoğraftaki gibi yapılar yer almaya başladı.
Datça'nın taş ihtiyacı mesudiye'den karşılanıyor, bir doğanın nasıl yok edildiğini izliyorsunuz . Bu yüzden bu yıl ağır kamyonlar nedeniyle yollarda bayağı tahribat vardı.

Damara'sında eski evler.

Knidos yolundan Mesudiye ve Ovabükünün görünüşü . Koyun hemen yanındaki kara parçası başını denize uzatmış bir kaplumbağa gibi durmakta.
Datça'nın bir çok yeri gibi Mesudiye de yürümek için çok güzel parkurlara sahip. Burada en temiz denizlerde yüzüp en temiz havayı soluyup yürüyüşünüzü yapmanız , ovada yetiştirilen en taze meyva ve sebzeleri bulmanız mümkün . Burası aynı zamanda narenciye deposu . Buraların geliri Turizm'den başka Badem ve zeytin tarımı ile sağlanıyor Arıcılık da önemli bir gelir kaynakları .Yolunuzun üzerinde bir çok arı kovanına rastlarsınız.
13 Şubat 2010 tarihinde Knidos yolu üzerinden Mesudiye'ye saparak bir çok fotoğraf çektim.İzlemek için tıklayınız.
Hayıtbükü ve Ovabükü ile ilgili bilgileri "Datça Koyları" sayfamda verdim.
SINDI KÖYÜ

Daha önce de bahsettiğim gibi köylerimiz pırıl pırıl ,Sındı da benim sık gittiğim köylerden. Datça merkeze 20 km mesafede. Etrafı dağlarla çevrili ana yoldan içerde . Çok değişik bir iklimi var vadiden gelen serin rüzgarlar yazın da hoş bir serinlik yaratıyor. Çok güzel doğal güzelliklere sahip, köyün su sorunu var , buralarda su bulmak kolay değil . Arazilerin bir çoğu yabancılara şimdiden satılmış.
.JPG)

Her uğrayışımızda köy kahvesinde çayımızı içer sohbet ederiz , sıcak insanlar.


Köyün dış mahallelerinden

Bir zamanlar oturulan taş ev

Her taraf zeytin ve badem ağacı ile kaplı , bu ağaçlar yağmur sularıyla yetinirler, herhangi bir sulama yapılmıyor.

Dağlar, tepeler ,vadiler bir ressamın elinden çıkmış gibi . Bazen gelenlerden soranlar oluyor, Datça'nın yeşilliği neden az diye . Yeşillik derken sık ormanları kastediyorlarsa evet ayrılan orman alanına göre ormanlar az bir yer tutuyor ama sanıyorum o kişiler biraz da zeytin ve bademleri ağaçtan saymıyorlar . Oysa bu doğaya çok yakıştıklarını düşünüyorum .

Sındı köyünde yağmur sularının oluşturduğu bir Kanyon var. Kışın buralardan kuvvetli bir derenin aktığı bitkilerin açığa çıkan kçklerinden anlaşılıyor.
Ben gittiğimde mart ayıydı zayıf olsada akan bir dere vardı.


İki bahardır Sındı köye geliyorum Datça'da baharı en güzel buralarda görebilirsiniz . Sındı Köyüne 9 ocak 2010 tarihinde yaptığım ve eski taş evleri , ağa konağını görüntülediğim sayfam için tıklayınız.
YAKA KÖY
Betçe bölgesinin küçük köylerinden ; son yıllarda turizmin gelişmesiyle birlikte insanlar taş evlerini satarak köyün sahil kesimlerine doğru kayıyorlar. Datça merkeze 20 km mesafede.



Yaka köy yüksek bir dağın yamacında kurulmuş.
Zeytinyağı imalathanesinden de yağımızı aldık , gerçekten çok lezzetli bir yağı vardı.


Yağ sıkım fabrikasının yanındaki Camiin yanından inen yol Palamutbükü'ne çıkıyor.

Yaka Köyünden Datça'ya doğru çıkışta yapım aşamasındaki bu bina Knidos Akademisi olacak. Sanatçılar burada Heykel, resim, seramik alanında çalışacaklar.

Şimdiden Heykel sanatçıları çalışmalara başlamış.

Kumyer'e giden yol'un Yaka köyden görünüşü

Bir kilometre uzaklıktaki mahallesi Kumyer antik bir alanda kurulu . Tepelerinde yel değirmenleri görülüyor ben Knidos dönemine kadar giden tarihi kalesine çıkmak için gelmiştim.
Kumyer Palamutbükü yolu üzerinde,Palamutbükü de Yaka köyüne bağlı

Yukarıdan bakıldığında düz ovada arka arkaya üç tepe var, ortadaki tepenin üzerinde Tarihi Knidos'a kadar uzanan Kumyer Kalesi var. George A.Bean Karia kitabında buradan bahsederken, Antik yerleşimin Akropol'ü diyor.

Kumyer Kalesi
CUMALI KÖY

Datça merkeze 25 km mesafede, mersincik koyuna giderken geçmiştim , fotoğrafı o zaman çektim. Her tarafı diğer Betçe köyleri gibi badem ve zeytin ağaçlarıyla kaplı. Buldukları her yeri değerlendirmişler.
Burada tepeler,dağlar ve zeytinler hoş bir görüntü yaratıyor. İnanılacak gibi değil uçsuz bucaksız bir alan zeytin ve badem ağaçlarıyla kaplı.
Köyün geçim kaynaklarından biri de arıcılık.
ÇEŞME KÖY
Çeşme köy aslında Cumalı köyüne bağlı ama hane olarak daha kalabalık ve işlek , cumalı içerde kalıyor. Çeşme köy Palamutbükü yolu üzerinde.

Çeşme Köy tabelasından devam ettiğinizde eski taş evlerle de karşılaşı-yorsunuz.


Çeşmeli Meydanda pazar da kuruluyor.
Yeni yapılan bir çok yapıda malzeme olarak taş kullanılıyor. Bunlar genel-likle diğer illerden buraya gelip yerleşenler.

Zeytin toplamaya gidenler.
Bir tane de ağa konağı varmış ama yakınına gitmek nasip olmadı.

Çeşme köy sanırım ismini bu çeşmeden alıyor. Meydanın ortasında,suyu her zaman akıyor, kaynak suyu.


Son zamanlarda Betçe köylerinin evlerine rahbet var, bir çok yabancı restore ederek buralara yerleşiyor.

Yel değirmenleri buralarda çokça görülen manzaralardan.

Buralarda gördüğüm diğer bir değirmen, yoldan yukarıda bir zeminde olduğu için ancak uzaktan görülebiliyor.

M.Ö 3.yyla ait olduğu sanılan üçgen kemerli köprü Çeşme hudutları içinde. Knidos'la Palamutbükü'nü bağlayan antik yol lüzerinde. Bu köprü ile ilgili ayrıntı ve fotoğraflar için tıklayınız.
YAZIKÖY
Datça merkeze 28 km uzaklıkta .Yarımadanın en son köyü , buradan sonra Knidos ile ilgili kalıntılar görülmeye başlıyor. Bir kalesi var fırsat olduğunda çıkacağım .


Knidos'a giderken köyün içinden geçmek ilginç oluyor,bir arabanın zor geçtiği yolda bir çok insanla karşılaşıyorsunuz. Bir çok Datça köyünde olduğu gibi buralarda da okuma oranı yüksek.


Çok az kalan eski taş evlerden

Knidos'a bakan taraftan köy böyle görünüyor. Bu köyün geçimi de badem tarımına bağlı, arıcılık da rahbet gören işlerden.

Köylerle ilgili yazılarım yeni yerler gördükçe devam edecek. Fotoğraflar ve metinler izinsiz kullanılamaz.
|
|