Diğer Sayfalar
Nihat Akkaraca
Knidos
Kap Krio
Antiktanımlar
Datça Koyları
Görülecek yerler
Datça Plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Datça Köyleri
Soğuksu vadisi
Datça Değirmenderesi
Datça Kaleleri
Datça Resim Şenliği
Karaköy Gezisi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da bahar
Datça'dan Götüreceklerimiz
Datça Haritaları
|
Datça yarımadasındaki yaşam bulguları M.Ö 9.yy la kadar gider.Karya sınırları içinde bulunan Datça yarımadası Ege Adalarından gelen Dorların hakimiyetine girmiştir. Dorlar Datça merkeze 2 km uzaklıktaki Dalacak-Burgaz mevkiine Knidos'u kurarlar. M.Ö 4.yy ortalarında Knidos Datça Yarımadasının ucunda , bugünkü kalıntıların bulunduğu Tekir burnuna taşınmıştır. Bu taşınmada Deniz ticaretindeki gelişmeler etkili olmuştur. Knidos Akdeniz ve Ege ticaret yolları üzerinde önemli bir kent olmuştur.Tabii bu taşınma öyle hemen olmamıştır yeni kentin kurulması bir kaç nesil sürmüştür. Knidos zeytinyağı, şarap, metal ihraç eden bir kentti. Knidos mühürlü amforalar Karadenizden doğu Akdeniz'e kadar bir çok yerde bulunmuştur. M.Ö6.yy da Knidos zengin bir şehir olarak tüm datça yarımadasını kapsıyordu. M.Ö 4. yy tam bir dünya şehri olduğu dönemdir

Burgaz kazı alanına geldiğinizde bilgilendirme tabelasında;" 1980 lerden sonra Datça Yarımadasında görülen doğal çevredeki dramatik gelişmeler Burgaz mevkiinde bulunan kırılgan yapıdaki arkeolojik kültür varlıklarını da etkilemiştir. Kısa sürede yol olma tehlikesi karşısında bulunan Burgaz sit alanının belgele-nerek kurtarılıp korunması için O.D.T.Ü Tarihsel çevre değerlerini Araştırma merkezi tarafından 1993 yılında Burgaz Arkeolojik Kurtarma Çalışmaları başlatılmıştır " deniliyor ama
23.02.2010 Tarihinde kazı alanına gelerek çektiğim fotoğraflar burasının nasıl korunduğunu gösteriyordu . Fotoğraf sanatı açısından güzel olan bu fotoğraflar maalesef ören yerinin sular altında kalması açısından üzücüydü.

Bir kanal açılarak bu durumun önlenmesi mümkündür herhalde.

08.09.2009 tarihinde Prof. Numan Tuna ilgi duyan Datça'lılarla birlikten Burgaz kazı alanındaydı. Bayağı kalabalık bir izleyici topluluğuna Burgaz kazılarından çıkan sonucu , burasının Arkeoloji dünyası ve Datça açısından önemini anlattı . Sabırla sorulan soruları dinledi ve tek tek cevapladı.Ve Datça için ne kadar önemli bir bilim adamı olduğunu gördük, bir çok projesi var, hepsi birbirinden ilginç, yeterki Datça bu fırsatı değerlendirsin. Bütün konuşmaları videoya aldım ama rüzgarın ters yönden esmesi videolarda sorun yaratıyor. Ben de sayfamda Numan Hocamızın vermiş olduğu bilgileri ve mesajları yazarak sizlere iletmeye
çalışacağım.

Prof.Dr.Numan Tuna
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi şehir ve bölge planlama bölümü öğretim görevlisi . Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarihsel Çevre Değerlerini Araştırma Merkezi tarafından 19993 yılında Datça Burgaz mevkiinde başlatılan kazılara başkanlık etmekte .Datça ile ilgili çalışmaları 1980 li yıllara dayanmakta , yine kendisinin verdiği bilgiye göre Hızırşah köyü yakınlarında bir kilisenin kazısını yönetmiştir. Diğer bir yönettiği kazı Emecik Köyü yakınlarındaki "Apollon Kutsal alanı kazısıdır. Bu arada tapınak ve Bizans dönemi bazilika ortaya çıkarılmıştır.

Datça'ya ilk geldiğimde burada gördüğüm ilk antik kalıntılar bu duvarlar oldu. Geldiğim yıllarda (25 yıl oldu) bu yıkıntılar yoktu ,dalgaların etkisiyle bu kalıntılar yavaş yavaş denize karışmakta.


Bu duvarlar Burgaz kazı alanının doğusunda Dalacak burnu dediğimiz yerde yer alıyorlar.Sparta'lıların yardımıyla yapılmış duvarlar. George.E.Bean Karia isimli kitabında burayı tarif ederek arkasındaki tepenin Akropol olabileceğini yazmakta, orada bir su deposu bulunmakta. Biraz ileride de bir liman bulunuyordu.

Duvarların üstündeki tepeye çıkmak için yapılmış merdivenler.
Burgaz yedi kat
Bu çukur Halk arasında 7 kat diye biliniyor , Numan Hoca'ya göre su deposu . Sparta duvarlarının hemen üstündeki tepede yer alan bu su deposunun dip kısmında sıvaları duruyor.


Tepeden kazı alanına doğru bu yapı kalıntılarını görüyorsunuz.

Büyük ihtimalle şarap üretim yerlerine ait , içleri kalın bir sıvayla kaplı

Knidos Burgaz'dan yarımadanın ucuna taşındıktan sonra da çeşitli atölyeler çalışmaya devam etti.

Bu kalıntılar etrafı tellerle çevrili Burgaz kazı alanının dışında kalıyor.

Datça Burgaz Liman odaları
Antik yerleşim M.Ö 4. yy da kısmen terkedildikten sonra kıyı kesiminde depolama , liman yükleme gibi faaliyetlerin devam ettiği görülür.

Kıyı boyunca giderseniz yarısı denizin içinde kalmış bu limana ait olduğunu düşündüğüm odalarla karşılaşıyorsunuz. Bunlar da deniz tarafından tahrip ediliyor , çok kısa bir zaman sonra yok olacaklar gibi görünüyor.Özellikle bu yıl lodoslar çok zarar verdi.

Yanyana bir çok oda bulunuyor

Dalacak burnuna doğru kıyıdan gidince çeşitli oda ve duvar kalıntıları karşınıza çıkıyor.Bunların çoğu lodoslarla gelen dalgalarca ortaya çıkarıldı.

Büyük bir ihtimalle şarap işletmelerine ait yapı kalıntıları.
Denizin bu yıl (2010) ortaya çıkardığı üzüm ezmekte kullanılan pres altlıkları ,ve depolama kısımlarına bakarak bu kanıya varıyorum.

Bu kısımlarda içi horasan harcıyla sıvanarak sıvı depolamakta kullanılıyordu. Bunlarla ilgili yaptığım sayfanın linkini alt kısımlarda veriyorum.


Sparta duvarlarının biraz ilerisindeki sığ sularda antik limandan kalma taşlar görülüyor.

Kazı alanının yanına gittiğinizde çevrede dağ gibi yığılı kamyonlar dolusu toprakla karşılaşıyorsunuz . Oysa ben temmuz'un( 2009 )başlarında buraya geldiğimde hiç bir faaliyet yoktu. Bu sene çalışma olmayacağını düşünerek bloğuma da yazmıştım.Kısa bir zamanda topraklardan da anlaşılacağı gibi bayağı bir çalışma yapılmış. Numan Hoca bir ara"bu arkeologların kaderi" dedi "binlerce yıllık zemine ilk siz dokunuyorsunuz, ortaya çıkarıyorsunuz ama onun bir zaman sonra yok olacağını biliyorsunuz. Ne yaparsak yapalım bir zaman sonra bulduklarımız yok olacak , onun için çalışmalar iyi belgelenmeli ve sonra yazılarak yayınlanmalı. Numan hoca'nın diğer bir yakınması buluntuların buraya giren hayvan ve insanlarca bozulduğu yönünde, hayvan otlatıldığından yakı-narak Belediye'den yardım istedi.Tabii yukarıda yayınladığım gölet fotoğrafları da ayrı.
Bu yıl bulunan bina kalıntılarının yıkılıp kaybolmaması için bir takım çalışmalar yapıldı. Numan hoca'ya bulunan bu temellerde harç kullanılıp kullanılmadığını sorduğumda "kullanılmadı"cevabını aldım. Bunu bilhassa sordum çünkü bildiğimiz harç kullanımı Roma ile başlıyor. Anadolu'nun bir çok yerinde hala bu çeşit taşların üstüste konulması şeklinde veya taşları çamur ile tutturarak yapılan yapılar var. Buradaki Yapıların temelleri taş üst kısımlar kerpiç olarak yapılmış.Kazı alanının bitişiğinde kapalı bir mekanda bulunan kerpiç duvarlar koruma altında, orasını şimdiye dek görmek nasip olmadı. İleride orasının ayağa kaldırılarak sergilenmesi düşünülüyor.

Bilgilendirme tabelasında" 1993 ve 2003 yıllarında yapılan kazıların yerleşimin yaygınlığı ve zamandizimi üzerine ön bilgi edinilmesi üzerine yoğunlaştığı "belirtilmekte . Kazılarda M.Ö 8.yyla tarihlenen antik yerleşim katları ortaya çıkarılmış. (Geometrik dönem yerleşim katları)

Arkaik ve Klasik çağ tabakaları içinde yayılım gösteren avlulu konut yapıları, taş döşemeli yollar ve yaklaşık M.Ö 4.yy da yapılmış olan savunma sistemi ortaya çıkarılmış.

Prof.Dr.Numan Tuna'dan kazı alanı ile ilgili bilgiler

"M.Ö.8.yy dan beri yapılanmanın olduğu Burgaz ören yerinde kent dokusu 6.yy da belirgin hale gelmiş.Sokaklar devamlı yenilenerek, mülkiyet çizgileri değişmeden tabanlar devamlı yenilenmiş. Klasik çağda(M.Ö 5. yy da )tekrar bir yenilenme oluyor.4.yy da (geç klasik) yenilenme sürüyor. M.Ö 4. yy ortasından sonra kent yavaş yavaş terkedilerek Knidos yapılanmaya başlıyor.Tabii bu yeni kentin oluşması bir iki kuşak sürüyor.O dönem zenginleşiyorlar ve bağımsız bir şehir devleti olarak Knidos'u kuruyorlar. Su ve tarım kaynaklarının uzaklığına rahmen deniz ticaretinin iştah kabartan çekiciliği onları oraya çekmiş.Burgaz da serbest ticaret alanı gibi atölyeler, işlikler olarak Knidos'un ticaretine katkıda bulunmuş"

Yine Prof.Numan Tuna'ya göre M.Ö 9.yy ortasına kadar Tunç çağında da burada yerleşim vardı.Tahminen volkanik bir felaketle yok oldu ."Demir çağından beri iskan izleri var. M.Ö 9. yy dan itibaren iskan görmüş. 4.yy ortasında Knidos'a gidiliyor ama burası da dahil yarımadanın Balıkaşıran kısmına kadarki bölümü Knidos toprakları. Gitme nedenleri Ticaret , gemi teknolojisi gelişiyor düzenli ticaret yapacak koşullar oluşuyor, her limana uğramayan büyük tekneler nedeniyle Knidos Burgazdan Tekir'e taşınıyor.Tarımın yapıldığı , şarabın üretildiği yer yine burgaz, aynı zamanda ihracat limanı da burada. İmalathaneler, atölyeler, şarap, metalörjü de burada yapılıyor.Şarap üretimi Roma döneminde de yapılıyor hatta erken Bizans döneminde de devam ediyor.Araplar M.S 7.yy ortalarında buralara geldiğinde her şeyi yakıp yıkıyorlar ve bu antik kültür yok oluyor. Ondan snrasında arkeolojik konut görmüyoruz. Burgaz'da hayat bitiyor ancak dağ tepelerinde, yazı köydeki ve Datça mahallesindeki kale o dönemlere ait."

Fotoğraftaki çukurlar katmanları anlamak için açılmış sondaj çukurları .Tabelada Toprak seviyesinin 2 m altında gömülü M.Ö 4.yy ve öncesi yaygın ve ortogonal düzenli (birbirini dik açılarla kesen )bir antik yerleşim görüldüğü belirtilmekte.
Numan Tuna ile kazı alanında

Düzgün kesme taştan yapılan yapılar kamusal alanlarla ilgili
"Burası küçük bir yarımada, güneyde bir liman var ;klasik dönemin geç döneminde yapılmış. Spartalılar deniz üssü olarak yapmışlar. Kuzey doğudaki liman daha eski ve dolayısıyla iki liman arasında bir yerleşim var. Etrafı surlarla çevrili 40 hektarlık bir yerleşim. 40 hektar da yaklaşık 7 bin kişiye tekabül ediyor.Yani 7 bin kişinin oturabileceği bir yer.Knidos'ta öyle söylendiği gibi 70 bin kişi falan değil, maksimum 14 bin kişinin yaşayabileceği bir yer. Buradaki surlar daha geç bir dönemde M.Ö 4.yy başına doğru spartanın yardımıyle yapılıyor. Peleponnes savaşları sırasında burası büyüyor iki defa yapılanma geçiriyor. Buradaki yerleşim dokusu mülkiyet çizgileri değişmeden sokak dokusu devamlı yükseltilmiş . M.Ö 4. yylın başı ve ortalarına kadar taş döşeme, daha öncesinde ise sıkıştırılmış toprakla yükseltilmiş sokak zeminleri var. "(Numan Tuna'nın ören yerindeki açıklamaları)

"Burada konut dokusu içinde kamusal alanlar var. Kamusal alanlarda Hellenistik dönemde olduğu gibi agoralar, anıtsal tapınaklar falan yok.Kesme taştan kamusal yapılar var. Birbirini dik kesen biraz diagonal açılı bir kent dokusu görülüyor. Küçük avlulu evler,10x15 m ölçülerinde,duvarlarla çevrili girişte bir avlu var. Avluya açılan odalar var, kuyusu var.Yiyecek hazırlama ve bir çok iş avluda yapılıyor. Evlerin su basmanı taş üstü kerpiç çatı kremitle kaplı, kimilerinde pişmiş topraktan bezemeler bulundu. Caddelerin kavşak kısımları genişletilmiş ki bunlar günümüz kentsel planlarında uygulanan şeyler. Kıyı boyunca büyük bir liman var, Hellenistik dönemde bu limanın yapımı için buradan da taşlar sökülmüş , bir tahribat olmuş. Kazı alanı 40 hektar. Yarımadanın ucundaki Knidos'a göre kıyaslanınca bayağı büyük bir alan"

İzleyicilerden birisinin "bugünkü aletlerle bile bu toprağı işlemek zorken o günkü şartlarda bu kadar insanı beslemek işini nasıl yapmışlar?"diye sorması üzerine "iyi organize olmuşlar" diyen Numan Tuna" bin yıl önce sistem kurulmuş, 40 bin kişi yaşatılıyor ama Arap akınlarından sonra sistem çöküyor ve bir daha topar-lanamıyorlar nüfus 5 bin kişiye düşüyor bütün bunları kazdığımız kadar bilebiliriz ama artık Burgaz netleşti. İngiliz araştırmacılar buranın eski yerleşim olduğunu iddia ediyorlardı .İris Love da en eskisi Knidos'ta sandı ve bir çok yeri kazdı ama eskisi yok.Sadece limanın oralarda biraz melzeme bulunduğu söylendi ama bulunanları göremedik. Ramazan bey'de kazdı ama yok. "

Numan Tuna'nın öğrencilerinden Nadire Atıcı,bu yapı adasının tamamının ortaya çıkarıldığını belirterek asıl amaçlarının adanın tamamını sınırlayan taş döşemenin durumunu görmek olduğunu belirtti.Fotoğraftaki gibi açılmış çukurlar katman-larda ne olduğunu anlamak için açıldılar. Basamak şeklinde inen çukurda M.Ö 4. yy ortalarına ve daha erkene giden bir yapılaşma süreci var."

Kazı alanında gördüğüm düzeni, açılan çukurların düzgünlüğü, gözümün önüne Knidos'taki köstebek yuvalarını andıran çukurları getirdi .Yabancı arkeologların açmış olduğu çukurlar acelece bir şeyler bulup kendini dünyaya duyurmak sevdasından başkası değil . Numan Tuna'ya bu durumu hatırlattığımda ekibimdeki bayanların tertipli oluşundan diyerek gülümsedi.

Numan Tuna'nin ögrencilerinden Nadire Atıcı'nın
verdigi bilgilere göre M.Ö 4.yyıldaki atölyeleşme sürecini daha çok cadde kenarindaki konutlarda görüyoruz.Konutlar bozularak veya birleş-
tirilerek atölyelere dönüştürülmüş Daha içeride
kalan konutlarda bu etkilenme yok . Özellikle metal
işlikleri fotoğrafta görülen caddenin köşesinde
yoğunluklu olarak demir ve bronzun işlenmesi
söz konusu. Dokuma atölyesi olarak düsünülen bir
mekan daha ileride bulunuyor .Yine zeytin işliği
olarak düşündükleri M.Ö 4.yy ortalarina tarihlenen
işlikler çıkarilmıs .
Caddenin diğer caddeye açıldığı köşesinde
görülen yuvarlak taştan yapılmış çıkıntıların
Numan Tuna'nın verdiği bilgi ile arabalarin
yapıya çarpmamasi için bilhassa yapıldığını
öğrenmiş olduk, bu benim için de yeni bir bilgiydi


Nadire Atıcı'nın verdigi bilgilere göre;
kamusal yapıların olduğu alanda ortak
kullanılan ve yapı adasının ortasına denk
gelecek şekilde boş bir meydan var. M.Ö 5.yy
arasindaki yapılanma sürecinde yapılar iptal
edilerek ortak kullanıma açık, içinde iki tane
kuyusu olan bir meydana dönüştürülüyor

Nadire Atıcı fotografta görülen tabelanın
altında bir platform bulundugunu belirterek
buradan içki kaplarının bolca çıkarılmasının
törensel bir etkinliğin belirtisi olduğunu
buradaki yapının 4.yy da iptal edilip
oranın daha kamusal bir amaçla kullanıldığınıi
düşündüklerini belirtti.


Su kuyusuna benzeyen bu örülerek yapılmış çukurlar metal işliklerine aitmiş, bronz dökümünde kullanılıyor.

metal işliği

Metal işliğinin biraz ilerisinde bulunan diğer kuyu
Datça Burgaz Şarap fabrikası

Kazı alanının kuzey kısmında bulunan hellenistik döneme ait olduğu sanılan şarap işliğine gidilerek Numan Tuna'nın verdiği bilgileri dinledik.

Prof.Numan Tuna çuvallara konulan üzümün
çiğnendigi taşin üzerinde bilgi veriyor,
aynı şekilde bir taş da sağ tarafda var.
Görülen kanallar yoluyla sıvı depolama
alanıina kadar gidiyor.Burasının ilk kez
1952 yilinda Ingiliz araştirmacilar tarafından bulunduğunu ve burasını bir zeytin
yağı üretilen yer olarak düşündüklerini
oysa Buranın bir şarap fabrikası olduğunu
belirten Numan Hoca bunu depo oldugu tahmin
edilen kısımda bulunan karbonlaşmış üzüm tanelerinden anladıklarını, bir zeytinyağı imalathanesinin de bunun benzeri oldugunu söyledi.
Bu yeri 1980 li yıllarda ölçtügünü, planını çizdiğini 1995 de kazmaya başladıgını,2003
de bir daha kazdıklarını belirtti. Bu fabrikanın
çevre duvarları ve kapalı bölümleri olan büyük
bir komleks olduğu ortaya çıkmış.Kıyılarımızda
bulunan en düzgün şarap fabrikasının bu olduğunu
belirten Numan Tuna iyi korumak gerektigini
hatta biraz da ayağa kaldırmalı diyerek
izleyenleri bilgilendirdi .Yine Numan Hocamıza göre
Burada bulunan anfora mühürleri M.Ö 3.yyla
ve M.S I.yylın başına kadar tarihlenmekte .Yani
yaklaşık 400 yıl bu fabrika çalışmış.Teknik olarak
orjinal Hellenistik dönemini gösteriyor. Çünkü roma
döneminde daha karmasık bir teknolojik sistem var.

Fotoğraftaki çukurlar içi sıvalı, büyük bir amfora gibi ,sıkılan üzüm suyunun depolandığı kaplar . Zarar görmemesi için Numan Hoca içini mıcırla doldurtmuş.
Üzüm suyu bu kanallardan geçerek küp şeklindeki depolama çukurlarına gidiyordu.
Burası da ayrı bir bölüm,sıkılan nesne oluktan aşağdaki depolama alanına gdiyordu. Burada karşılaştığım,kendisini arkeolog olarak tanıtan bir kişi burasının şarap değil zeytinyağı imalathanesi olduğu konusunda oldukça ısrarcıydı.
Yine bu arkeolog arkadaşın demesi bu taşlardaki kanalların darlığı bu işin zeytinle ilgili olduğu yönünde .Tabii artık orası uzmanlara kalmış bir konu. Şahsen iki ürünün de işlendiği tesisler birbirine benziyor zaten . Sağda ve solda üzüm çiğneme taşları var ve ortalarında üzümü preslemeye yarayan vidalı bir düzenek bulunuyordu. Üzüm yığını önce bu taşların üzerinde çiğnenir, şıranın büyük kısmı bu çiğneme anında kanallardan bir alt seviyedeki küp şeklindeki çukurlara akarlardı, oradan da taş kanallarla sıvanmış anfora şeklindeki çukurlara gelirdi .En iyi şarap ilk çiğnenmede alınırdı, çiğneme ve sıkma işlemleri tekrarlandıkça , daha kalitesiz bir şarap elde edilirdi.

Numan Tuna'nın en büyük isteklerinden biri burasının ayağa kaldırılması,tabii bunun için de bir maddi kaynak lazım.Aslında Hocanın belirttiğine göre çok fazla bir para da değil bu .Ben ayağa kaldırmaktan vaz geçtim layıkıyla korunabilse. Kışın bir kaç kez yanından geçtim kapısı açık , korumasız bir şekildeydi.

Şarap fabrikasının önünde ürünü teknelere yüklemek için bir rıhtım bulunuyordu . Bugün bu rıhtımdan taşlar ve duvarlar var. Bu kış burgaz'da dalgalar toprağı alarak bazı yağ ve şarap fabrikalarını açığa çıkardılar. Gidip fotoğraflarını çektim. Sayfayı gezmek için tıklayınız.
Datça-Emecik Apollon Kutsal Alanı

Emecik köyünü geçtikten sonra keskin bir virajı
döner dönmez "apollon kutsal alanı" yazan tabelayla karşılaşıyorsunuz.Yukarıda fotoğrafta görülen
sur duvarları görülüyor sadece , duvarların arkasına
çıktığınızda apollon kutsal alanındaki kalıntılarla
karşıilaşıyorsunuz, bir süredir süren kazılar bu yıl
durdu.Her yeri otlar kapladığı için fotoğraflardan
da pek bir şey belli olmuyor.Burayı bu yıl domuzlar
talan etmis alanın her tarafında izleri var,
arkeolojiye merak sardılar demek.Yoldan biraz yüksekçe
bir tepe üzerinde bulunan alan arkada Emecik dagına ,
ön tarafta Sarı liman'a ve Özil'e bakmakta.Aşağıda
fotoğrafını yayıinladığım tabelada anlatıldığı gibi
buradan bayağı önemli buluntular çıkmış ama su anda
temel taşlarından baska bir şey yok.Burayı gezdikten
sonra buradan çıkarilan buluntuları da görebilseydik
konu daha bir anlam kazanacaktı,işte müzenin önemi
burada ortaya çıkıyor.

"Emecik Apollon Kutsal alanı 1998 yılından beri T.C kültür Bakanlığı adına O.D.T.Ü tarafından Alman Bilimsel Araştırma kurumu ile işbirliği içinde Gerda-Henkel Vakfı'nın katkılarıyla kazılmaktadır"deniliyor alandaki tabelada.Kazılar Yukarı teras ve aşağı teras olmak üzere yapılmış.Yukarı terasta Hellenistik dor tapınağı ile Erken Hıristiyan döneme ait bazilika ortaya çıkarılmış .Yine tabelada burasının Dor kentlerinin toplandığı Triopion için uygun bir konumda olduğu belirtiliyor. Bazilika üç nefli bir yapı, apsis ve narteks denilen bölümleri ortaya çıkmış. Bu yaz gittiğimde bu kısımları farkedemedim, her tarafı otlar kaplamıştı. Hellenistik tapınağın Peripteros planlı kısa kenarında 6 uzun kenarında 11 sütunlu bir Dor tapınağı olduğu belirtiliyor.
Alt terasta ise adak sunma törenlerinin yapıldığı belirtiliyor.Kutsal alanın M.Ö 4.yy la kadar Klasik çağ boyunca terkedilmesinin ilginçliğine de değiniliyor.Kazılarda Mısır,Fenike Etrüsk
malı ithal mallarla Knidos malı olduğu kesinleşmiş heykeller ve keramik eserler bulunmuş.Bulunan eserler Marmaris müzesine teslim ediliyor.

Emecik Apollon Kutsal Alaninin kazisini da O.D.T.Ü ünüversitesi Arkeoloji bölümü ögretim üyesi Prof.Dr.Numan Tuna yapti.Burada artik kazi yapılma-yacagını belirten Numan hoca, buranın M.Ö 6.yy la tarihlenen arkaik döneme ait oldugunu belirtti.Yine Herodot'unda bahsettigi Triopionlu Apollon senliklerinin yapıldiğı, dor kent devletlerinin bir araya geldigi Triopion da Numan Tuna'ya göre Emecikte.



|

Webmaster
Muzaffer Özgen - Datça
muzafferozgen48@hotmail.com
|
|