|
|
|
|

Datça yarımadasında ilk yerleşim şehir merkezine 2 km uzaklıktaki Dalacak Burnundaki Burgaz mevkiinde olmuştur daha sonra M.Ö 4. yy da Yarımadanın Ucuna taşınılmıştır.
|

Muzaffer Özgen -Datça
Webmaster
|
Datça yarımadasındaki yaşam bulguları M.Ö 9.yy la kadar gider.Karya sınırları içinde bulunan Datça yarımadası Ege Adalarından gelen Dorların hakimiyetine girmiştir.Dorlar Datça merkeze 2 km uzaklıktaki Dalacak-Burgaz mevkiine Knidos'u kurarlar.M.Ö 4.yy ortalarında Knidos Datça Yarımadasının ucunda ,bugünkü kalıntıların bulunduğu Tekir burnuna taşınmıştır.Bu taşınmada Deniz ticaretindeki gelişmeler etkili olmuştur.Knidos Akdeniz ve Ege ticaret yolları üzerinde önemli bir kent olmuştur.Tabii bu taşınma öyle hemen olmamıştır yeni kentin kurulması bir kaç nesil sürmüştür.Knidos zeytinyağı,şarap,metal ihraç eden bir kentti.Knidos mühürlü amforalar Karadenizden doğu Akdeniz'e kadar bir çok yerde bulunmuştur. M.Ö6.yy da Knidos zengin bir şehir olarak tüm datça yarımadasını kapsıyordu.M.Ö 4.yy tam bir dünya şehri olduğu dönemdir

Burgaz kazı alanına geldiğinizde bilgilendirme tabelasında;"1980 lerden sonra Datça Yarımadasında görülen doğal çevredeki dramatik gelişmeler Burgaz mevkiinde bulunan kırılgan yapıdaki arkeolojik kültür varlıklarını da etkilemiştir.Kısa sürede yol olma tehlikesi karşısında bulunan Burgaz sit alanının belgelenerek kurtarılıp korunması için O.D.T.Ü Tarihsel çevre değerlerini Araştırma merkezi tarafından 1993 yılında Burgaz Arkeolojik Kurtarma Çalışmaları başlatılmıştır" deniliyorBaşlatanlara bu çalışmalarda emeği geçen herkese Datça'da yaşayan ve tüm insanlığın malı olan bu eserleri önemseyen biri olarak teşekkür ediyorum..

08.o9.2009 tarihindeProf. Numan Tuna ilgi duyan Datça'lılarla birlikten Burgaz kazı alanındaydı.Bayağı kalabalık bir izleyici topluluğuna Burgaz kazılarından çıkan sonucu, burasının Arkeoloji dünyası ve Datça açısından önemini anlattı.Sabırla sorulan soruları dinledi ve tek tek cevapladı.Ve Datça için ne kadar önemli bir bilim adamı olduğunu gördük,bir çok projesi var,hepsi birbirinden ilginç,yeterki Datça bu fırsatı değerlendirsin.Bütün konuşmaları videoya aldım ama rüzgarın
ters yönden esmesi videolarda sorun yaratıyor.Ben de sayfamda Numan Hocamızın vermiş olduğu bilgileri ve mesajları yazarak sizlere iletmeye
çalıştım
Prof.Dr.Numan Tuna
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi şehir ve bölge planlama bölümü öğretim görevlisi.Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarihsel Çevre Değerlerini Araştırma Merkezi tarafından 19993 yılında Datça Burgaz mevkiinde başlatılan kazılara başkanlık etmekte .Datça ile ilgili çalışmaları 1980 li yıllara dayanmakta,yine kendisinin verdiği bilgiye göre Hızırşah köyü yakınlarında bir kilisenin kazısını yönetmiştir. Diğer bir yönettiği kazı Emecik Köyü yakınlarındaki"Apollon Kutsal alanı kazısıdır.Buarada tapınak ve Bizans dönemi bazilika ortaya çıkarılmıştır.

Datça'ya ilk geldiğimde gördüğüm ilk antik kalıntılar bu duvarlardı.O zamanlar biraz daha düzgündüler,25 yıl içinde hiç bir önlem alınmadığı için çökmeler,yıkılmalar çoğaldı.Burgaz kazı alanının doğusunda Dalacak burnu dediğimiz yerde yer alıyorlar.Sparta'lıların yardımıyla yapılmış duvarlar.George.E.Bean Karia isimli kitabında burayı tarif ederek arkasındaki tepenin Akropol olabileceğini yazmakta,orada bir su deposu bulunmakta.
Datça Burgaz Liman odaları



Sparta duvarlarının biraz ilerisindeki sığ sularda antik limandan kalma taşlar görülüyor.
Burgaz yedi kat
Halk arasında 7 kat diye bilinen bir çukur var,Numan Hoca'ya göre su deposu

Sparta duvarlarının hemen üstündeki tepede yer alan bu su deposunun dip kısmında sıvaları duruyor.

Kazı alanının yanına gittiğinizde çevrede dağ gibi yığılı kamyonlar dolusu toprakla karşılaşıyorsunuz.Oysa ben temmuz'un başlarında buraya geldiğimde hiç bir faaliyet yoktu.Bu sene çalışma olmayacağını düşünerek bloğuma da yazmıştım.Kısa bir zamanda topraklardan da anlaşılacağı gibi bayağı bir çalışma yapılmış.Numan Hoca bir ara"bu arkeologların kaderi" dedi "binlerce yıllık zemine ilk siz dokunuyorsunuz,ortaya çıkarıyorsunuz ama onun bir zaman sonra yok olacağını biliyorsunuz.Ne yaparsak yapalım bir zaman sonra bulduklarımız yok olacak ,onun için çalışmalar iyi belgelenmeli ve sonra yazılarak yayınlanmalı.Numan hoca'nın diğer bir yakınması buluntuların buraya giren hayvan ve insanlarca bozulsuğu yönünde,hayvan otlatıldığından yakınarak Belediye'den yardım istedi.Tabii bu tüm insanlığın malı olan değerlerin korunması hepimizin görevi.


Bu yıl bulunan bina kalıntılarının yıkılıp kaybolmaması için bir takım çalışmalar yapıldı.Numan hoca'ya bulunan bu temellerde harç kullanılıp kullanılmadığını sorduğumda "kullanılmadı"cevabını aldım.Bunu bilhassa sordum çünkü bildiğimiz harç kullanımı Roma ile başlıyor. Anadolu'nun bir çok yerinde hala bu çeşit taşların üstüste konulması şeklinde veya taşları çamur ile tutturarak yapılanyapılar var.Buradaki Yapıların temelleri taş üst kısımlar kerpiç olarak yapılmış.Kazı alanının bitişiğinde kapalı bir mekanda bulunan kerpiç duvarlar koruma altında,orasını şimdiye dek görmek nasip olmadı.İleride orasının ayağa kaldırılarak sergilenmesi düşünülüyor.

Güneye bakan caddenin sonu

Bu yıl caddelerin çoğu ortaya çıkarılmış
Prof.Dr.Numan Tuna'dan kazı alanı ile ilgili bilgiler

"M.Ö.8.yy dan beri yapılanmanın olduğu Burgaz ören yerinde kent dokusu 6.yy da belirgin hale gelmiş.Sokaklar devamlı yenilenerek,mülkiyet çizgileri değişmeden tabanlar devamlı yenilenmiş.Klasik çağda(M.Ö 5. yy da)tekrar bir yenilenme oluyor.,4.yy da(geç klasik)yenilenme sürüyor.M.Ö 4.yy ortasından sonra kent yavaş yavaş terkedilerek Knidos yapılanmaya başlıyor.Tabii bu yeni kentin oluşması bir iki kuşak sürüyor.O dönem zenginleşiyorlar ve bağımsız bir şehir devleti olarak Knidos'u kuruyorlar. Su ve tarım kaynaklarının uzaklığına rahmen deniz ticaretinin iştah kabartan çekiciliği onları oraya çekmiş.Burgaz da serbest ticaret alanı gibi atölyeler,işlikler olarak Knidos'un ticaretine katkıda bulunmuş"

Yine Prof.Numan Tuna'ya göre M.Ö 9.yy ortasına kadar Tunç çağında da burada yerlrşim vardı.Tahminen volkanik bir felaketle yok oldu."Demir çağından beri iskan izleri var.M.Ö 9.yy dan itibaren iskan görmüş.+.yy ortasında Knidos'a gidiliyor ama burası da dahil yarımadanın Balıkaşıran kısmına kadarki bölümü Knidos toprakları.Gitme nedenleri Ticaret, gemi teknolojisi gelişiyor düzenli ticaret yapacak koşullar oluşuyor,her limana uğramayan büyük tekneler nedeniyle Knidos Burgazdan Tekir'e taşınıyor.Tarımın yapıldığı,şarabın üretildiği yer yine burgaz,aynı zamanda ihracat limanı da burada.İmalathaneler,atölyeler,şarap,metalörjü de burada yapılıyor.Şarap üretimi Roma döneminde de yapılıyor hatta erken Bizans döneminde de devam ediyor.Araplar M.S 7.yy ortalarında buralara geldiğinde her şeyi yakıp ykıyorlar ve bu antik kültür yok oluyor. Ondan snrasında arkeolojik konut görmüyoruz. Burgaz'da hayat bitiyor ancak dağ tepelerinde,yazı köydeki ve Datça mahallesindeki kale o dönemlere ait."

Fotoğraftaki çukurlar katmanları anlamak için açılmış sondaj çukurları
Numan Tuna ile kazı alanında

Düzgün kesme taştan yapılan yapılar kamusal alanlarla ilgili
"Burası küçük bir yarımada,güneyde bir liman var;klasik dönemin geç döneminde yapılmış.Spartalılar deniz üssü olarak yapmışlar.Kuzey doğudaki liman daha eski ve dolayısıyla iki liman arasında bir yerleşim var.Etrafı surlarla çevrili 40 hektarlık bir yerleşim.40 hektar da yaklaşık 7 bin kişiye tekabül ediyor.Yani 7 bin kişinin oturabileceği bir yer.Knidos'ta öyle söylendiği gibi 70 bin kişi falan değil,maksimum 14 bin kişinin yaşayabileceği bir yer. Buradaki surlar daha geç bir dönemde M.Ö 4.yy başına doğru spartanın yardımıyle yapılıyor.Peleponnes savaşları sırasında burası büyüyor iki defa yapılanma geçiriyor.Buradaki yerleim dokusu mülkiyet çizgileri değişmeden sokak dokusu devamlı yükseltilmiş. M.Ö 4. yylın başı ve ortalarına kadar taş döşeme,daha öncesinde ise sıkıştırılmış toprakla yükseltilmiş sokak zeminleri var. "(Numan Tuna'nın ören yerindeki açıklamaları)

"Burada konut dokusu içinde kamusal alanlar var.Kamusal alanlarda Hellenistik dönemde olduğu gibi agoralar,anıtsal tapınaklar falan yok.Kesme taştan kamusal yapılar var.Birbirini dik kesen biraz diagonal açılı bir kent dokusu görülüyor.Küçük avlulu evler,10x15 m ölçülerinde,duvarlarla çevrili girişte bir avlu var.Avluya açılan odalar var,kuyusu var.Yiyecek hazırlama ve bir çok iş avluda yapılıyor.Evlerin su basmanı taş üstü kerpiç çatı kremitle kaplı,kimilerinde pişmiş topraktan bezemeler bulundu. Caddelerin kavşak kısımları genişletilmiş ki bunlar günümüz kentsel planlarında uygulanan şeyler.Kıyı boyunca büyük bir liman var,Hellenistik dönemde bu limanın yapımı için buradan da taşlar sökülmüş ,bir tahribat olmuş. Kazı alanı 40 hektar.Yarımadanın ucundaki Knidos'a göre kıyaslanınca bayağı büyük bir alan"

İzleyicilerden birisinin "bugünkü aletlerle bile bu toprağı işlemek zorken o günkü şartlarda bu kadar insanı beslemek işini nasıl yapmışlar?"diye sorması üzerine"iyi organize olmuşlar"diyen Numan Tuna"bin yıl önce sistem kurulmuş,40 bin kişi yaşatılııyor ama Arap akınlarından sonra sistem çöküyor ve bir daha toparlanamıyorlar nüfus 5 bin kişiye düşüyor bütün bunları kazdığımız kadar bilebilriz ama artık Burgaz netleşti.İngiliz araştırmacılar buranın eski yerleşim olduğunu iddia ediyorlardı.İris Love da en eskisi Knidos'ta sandı ve bir çok yeri kazdı ama eskisi yok.Sadece limanın oralarda biraz melzeme bulunduğu söylendi ama bulunanları göremedik.Ramazan bey'de kazdı ama yok.

Numan Tuna'nın öğrencilerinden Nadire Atıcı,bu yapı adasının tamamının ortaya çıkarıldığını belirterek asıl amaçlarının adanın tamamını sınırlayan taş döşemenin durumunu görmek olduğunu belirtti.Fotoğraftaki gibi açılmış çukurlar katmanlarda ne olduğunu anlamak için açıldılar.Basamak şeklinde inen çukurda M.Ö 4.yy ortalarına ve daha erkene giden bir yapılaşma süreci var."
Kazı alanında gördüğüm düzeni,açılan çukurların düzgünlüğü,gözümün önüne Knidos'taki köstebek yuvalarını andıran çukurları getirdi.Yabancıarkeologların açmış olduğu çukurlar acelece bir şeyler bulup kendini dünyaya duyurmak sevdasından başkası değil. Numan Tuna'ya bu durumu hatırlattığımda ekibimdeki bayanların tertipli oluşundan diyerek gülümsedi.

Numan Tuna'nin ögrencilerinden Nadire Atıcının'ın
verdigi bilgilere göre M.Ö 4.yyıldaki atölyeleşme sürecini daha çok cadde kenarindaki konutlarda görüyoruz.Konutlar bozularak veya birleş-
tirilerek atölyelere dönüstürülmüs.Daha içeride
kalan konutlarda bu etkilenme yok.Özellikle metal
işlikleri fotoğrafta görülen caddenin köşesinde
yoğunluklu olarak demir ve bronzun işlenmesi
söz konusu.Dokuma atölyesi olarak düsünülen bir
mekan daha ileride bulunuyor.Yine zeytin işliği
olarak düşündükleri M.Ö 4.yy ortalarina tarihlenen
işlikler çıkarilmıs.
Caddenin diğer caddeye açıldığı köşesinde
görülen yuvarlak taştan yapılmış çıkıntıların
Numan Tuna'nın verdiği bilgi ile arabalarin
yapıya çarpmamasi için bilhassa yapıldığını
öğrenmiş olduk,bu benim için de yeni bir bilgiydi

Nadire Atıcı'nın verdigi bilgilere göre;
kamusal yapıların olduğu alanda ortak
kullanılan ve yapı adasının ortasına denk
gelecek şekilde boş bir meydan var.M.Ö 5.yy
arasindaki yapıilanma sürecinde yapılar iptal
edilerek ortak kullanıima açık,içinde iki tane
kuyusu olan bir meydana dönüştürülüyor

Nadire Atıcı fotografta görülen tabelanın
altında bir platform bulundugunu belirterek
buradan içki kaplarinin bolca çıkarılmasının
törensel bir etkinliğin belirtisi olduğunu
buradaki yapinin 4.yy da iptal edilip
oranın daha kamusal bir amaçla kullanıldığınıi
düşündüklerini belirtti.


Su kuyusuna benzeyen bu örülerek yapılmış çukurlar metal işliklerine aitmiş,bronz dökümünde kullanılıyor.

metal işliği


Metal işliğinin biraz ilerisindeki bu kuyu su kuyusu da olabilir diyorum.
Datça Burgaz Şarap fabrikası

Prof.Numan Tuna çuvallara konulan üzümün
çiğnendigi taşin üzerinde bilgi veriyor,
aynı şekilde bir taş da sağ tarafda var.
Görülen kanallar yoluyla sıvı depolama
alanıina kadar gidiyor.Burasının ilk kez
1952 yilinda Ingiliz araştirmacilar tara-
findan bulunduğunu ve burasını bir zeytin
yağı üretilen yer olarak düşündüklerini
oysa Buranın bir şarap fabrikası olduğunu
belirten Numan Hoca bunu depo oldugu tahmin
edilen kısımda bulunan karbonlaşmış üzüm tanelerinden anladıklarını,bir zeytinyağıi imalathanesinin de bunun benzeri oldugunu söyledi.
Bu yeri 1980 li yıllarda ölçtügünü,planını çizdiğini 1995 de kazmaya başadigini,2003
de bir daha kazdıklarini belirtti.Bu fabrikanın
çevre duvarları ve kapalı bölümleri olan büyük
bir komleks olduğu ortaya çıkmış.Kiıyılarımızda
bulunan en düzgün şarap fabrikasinin bu olduğunu
belirten Numan Tuna iyi korumak gerektigini
hatta biraz da ayağa kaldırmalı diyerek
izleyenleri bilgilendirdi.Yine Numan Hocamiza göre
Burada bulunan anfora mühürleri M.Ö 3.yyla
ve M.S I.yylın başına kadar tarihlenmekte.Yani
yaklaşıik 400 yıil bu fabrika çalışsmış.Teknik olarak
orjinal Hellenistik dönemini gösteriyor.Çünkü roma
döneminde daha karmasik bir teknolojik sistem var.

Fotoğraftaki çukurlar içi sıvalı,büyük bir amfora gibi,sıkılan üzüm suyunun depolandığı kaplar.Zarar görmemesi için Numan Hoca içini mıcırla doldrtmuş.
Üzüm suyu bu kanallardan geçerek küp şeklindeki depolama çukurlarına gidiyordu.
Burası da ayrı bir bölüm,sıkılan nesne oluktan aşağdaki depolama alanına gdiyordu.Burada karşılaştığım,kendisini arkeolog olarak tanıtan bir kişi burasının şarap değil zeytinyağı imalathanesi olduğu konusunda oldukça ısrarcıydı.
Yine bu arkeolog arkadaşın demesi bu taşlardaki kanalların darlığı bu işin zeytinle ilgili olduğu yönünde.Tabii artık orası uzmanlara kalmış bir konu.Şahsen iki ürünün de işlendiği tesisler birbirine benziyor zaten. Sağda ve solda üzüm çiğneme taşları var ve ortalarında üzümü preslemeye yarayan vidalı bir düzenek bulunuyordu.Üzüm yığını önce bu taşların üzerinde çiğnenir,şıranın büyük kısmı bu çiğneme anında kanallardan bir alt seviyedeki küp şeklindeki çukurlara akarlardı,
oradan da taş kanallarla sıvanmış anfora şeklindeki çukurlara gelirdi.En iyi şarap ilk çiğnenmede,alınırdı,çiğneme ve sıklama işlemleri tekrarlandıkça,daha kalitesiz bir şarap elde edilirdi.
Numan Tuna'nın en büyük isteklerinden biri burasının ayağa kaldırılması,tabii bunun için de bir maddi kaynak lazım.Aslında Hocanın
belirttiğine göre çok fazla bir para da değil bu .


Şarap fabrikasının önünde ürünü teknelere yüklemek için bir rıhtım bulunuyordu.Bugün bu rıhtımdan taşlar ve çüçük duvarlar var. Bu kış burgaz'da dalgalar toprağı alarak bazı yağ ve şarap fabrikalarını açığa çıkardılar. Gidip fotoğraflarını çektim. Sayfayı gezmek için tıklayınız.
Datça-Emecik Apollon Kutsal Alanı

Emecik köyünü geçtikten sonra keskin bir virajı
döner dönmez "apollon kutsal alanı"yazan tabelayla karşıilaşıiyorsunuz.Yukarıda fotoğrafta görülen
sur duvarları görülüyor sadece,duvarların arkasina
çıktığınızda apollon kutsal alanındaki kalıntılarla
karşıilaşıyorsunuz,bir süredir süren kazılar bu yıil
durdu.Her yeri otlar kapladığı için fotoğraflardan
da pek bir şey belli olmuyor.Burayı bu yıil domuzlar
talan etmis alanin her tarafinda izleri var,
arkeolojiye merak sardılar demek.Yoldan biraz yüksekçe
bir tepe üzerinde bulunan alan arkada Emecik dagına,
ön tarafta Sarı liman'a ve Özil'e bakmakta.Aşağıida
fotoğrafını yayıinladığım tabelada anlatıldığı gibi
buradan bayağı önemli buluntular çıkmış ama su anda
temel taşlarından baska bir şey yok.Burayı gezdikten
sonra buradan çıkarilan buluntuları da görebilseydik
konu daha bir anlam kazanacakti,işte müzenin önemi
burada ortaya çikiyor.


"Emecik Apollon Kutsal alanı 1998 yılından beri T.C kültür Bakanlığı adına O.D.T.Ü tarafından Alman Bilimsel Araştırma kurumu ile işbirliği içinde Gerda-Henkel Vakfı'nın katkılarıyla kazılmaktadır"deniliyor alandaki tabelada.Kazılar Yukarı teras ve aşağı teras olmak üzere yapılmış.Yukarı terasta Hellenistik dor tapınağı ile Erken Hıristiyan döneme ait bazilika ortaya çıkarılmış.Yine tabelada burasının Dor kentlerinin toplandığı Triopion için uygun bir konumda olduğu belirtiliyor.Bazilika üç nefli bir yapı,apsisve narteks denilen bölümleri ortaya çıkmış.Bu yaz gittiğimde bu kısımları farkedemedim,her tarafı otlar kaplamıştı.Hellenistik tapınağın Peripteros planlı kısa kenarında 6 uzun kenarında 11 sütunlu bir Dor tapınağı olduğu belirtiliyor.
Alt terasta ise adak sunma törenlerinin yapıldığı belirtiliyor.Kutsal alanın M.Ö 4.yy la kadar Klasik çağ boyunca terkedilmesinin ilginçliğine de değiniliyor.Kazılarda Mısır,Fenike Etrüsk
malı ithal mallarla Knidos malı olduğu kesinleşmiş heykeller ve keramik eserler bulunmuş.Bulunan eserler Marmaris müzesine teslim ediliyor.

Emecik Apollon Kutsal Alaninin kazisini da O.D.T.Ü ünüversitesi Arkeoloji bölümü ögretim üyesi Prof.Dr.Numan Tuna yapti.Burada artik kazi yapilmayacagini belirten Numan hoca,buranin M.Ö 6.yy la tarihlenen arkaik döneme ait oldugunu belirtti.Yine Herodot'unda bahsettigi Triopionlu Apollon senliklerinin yapildigi, dor kent devletlerinin bir araya geldigi Triopion da Numan Tuna'ya göre Emecikte.



İlk Knidosla ilgili bilgiler şimdilik bu kadar yeni bilgiler öğrenip fotoğraflar çektiğimde sayfama yükleyeceğim. Burgaz ören yerine gitmek için Öğtretmen Evinin önünden hiç bir yere sapmadan kıyıdan gidebilirsiniz.Diğer bir yol Özbel yolunu takip etmektir.Kazı alanı biraz içeride kaldığıiçin görünmeyebilir,etrafı telle çevrili bir alan.
Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz |
|
|