www.datcadetay.com

DATÇA HIZIRŞAH CAMİİ

 

                 
 

Ana Sayfa

Diğersayfalar
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Görülecek yerler
Nihat Akkaraca
Ilıcasu değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
resim şenliği
Datça'dan götüreceklerimiz
Datça Köyleri
Datça Karaköy
Datça Kaleleri
Kemer Köprüsü
Soğuksu vadisi
Değirmen deresi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar  

 

Muzaffer Özgen-Datça

muzafferozgen48@hotmail.com

 

Free web page counter

 

Datça Hızırşah Köyünde bulunan tarihi camiii Datça'da yaşayan bir çoğumuz duymuşuzdur, bazıları da gidip görmüşlerdir. Geçen yıllarda arkadaşlarımdan bana bu konuda bir mail gelmişti ve bu konuda bayağı geniş bilgi veriyordu , ama ne yazık ki o maili kaydettiğim halde bulamadım 20.04.2010 tarihinde Hızırşah Camiine giderek fotoğraflar çekmeye başladım , internetten de bu konuda aydınlatıcı bir şeyler bulabilirmiyim diye de araştırdım.Sayfamı gezdiğiniz taktirde bu cami ile ilgili aydınlatıcı bilgilere ve görüntülere sahip olacağınızı düşünüyorum.Gittiğimde caminin içi yağmur sularından rutubet içinde , halı ve kilimler sağa sola atılmış vaziyette idi. En son olarak Camide 17 Temmuz 2010 tarihinde Hacı Bektaş Veli Derneği Datça Şubesinin düzenlediği "Cem ve Kurban Lokması"etkinliği yapıldı.

 

İçerisi temizlenmiş,halılar pırıl pırıl parlıyordu.

Bu etkinliğin ardından İnternette araştırırken Hızırşah camii ile ilgili kafamda bir fikir oluşmasını sağlayan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim üyesi Prof.Dr Remzi Duran Hocama yazarak bilgi istedim. Remzi Hocamın Gönderdiği maili buraya aktarıp, kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Sevgili Muzaffer Bey, Hızır Şah Menteşeoğullarının bir beyidir. Menteşeoğlu Orhan Beyin oğludur. Bugünkü Aydın ilinin Çine ve havalisinin beyi olarak kaynaklarda yer almaktadır. Menteşeoğulları beyliği adına Ege adalarının bazılarının (Girit-Rodos) hakimleriyle yapılmış gümrük anlaşmalarında beylik adına imza koyanlar arasında adı geçmektedir. Bana göre mezarı da Eski Çine'de Ahmet Gazi Camiinin yanındaki eyvan türbededir. Kardeşi Menteşeoğlu İbrahim Beyle aynı türbede yatmaktadır. Menteşe Beyliği Oğuz boylarından oluşan tebası ile Türkmen bir beyliktir. Bu beyliğin beylerinin mezarları Alevi-Bektaşi geleneğindeki "Dede" anlayışı içinde yatır veya ziyaretgah olarak değerlendirilmektedir. Mesela Menteşe beyliğinin ilk üyesi Menteşe bey'in Fethiye'deki türbesi, Menteşeoğlu Ahmet Gazi'nin Milas-Beçin'deki Medresenin ana eyvanındaki türbe mezarı aynı düşünce ile ziyaret edilmekte ve törenler düzenlenmektedir. Ortaçağda, özellikle uçlarda Bizanstan toprak kopartan bu Türkmen Beyler gittikleri yerleri Türkleştirme ve İslamlaştırma çabaları içerisinde zaviye, imaret gibi yapılar kurmuşlar-kurdurmuşlardır. Bu çerçevede Hızırşah Camii çevresinde bir zaviyenin bulunduğunu düşünmekteyim. Kaynaklarda başka yapılardan bahsedilmekle beraber toprak üstünde pek bir kalıntı yoktur. Caminin kuzey batı tarafında, yolun altındaki tarlalarda evvelce bazı duvar kalıntıları vardı. Şimdi duruyor mu bilmiyorum. Alevi derneklerinin orada tören yapması yukarıda bahsettiğim anlayıştan dolayıdır.Ama orada bir cem evi vb. herhangi bir şey yoktur. Zaviyelerde genellikle bir toplantı-konaklama salonu, mutfak ve mescit-cami buluınur. Buraları dini ibadet mekanları değildir. Ancak zaman içerisinde bu genel işlevi ortadan kalkıp ya cami-mescit, ya da varsa baninin (binayı-zaviyeyi kuranın) türbesi kalmakta ve o işlevi ile varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler inşallah yararlı olur. Sağlıcakla kalın, Prof. Dr. Remzi Duran Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü KONYA  

Hızırşah Köyüne yaklaşırken yolun solunda duvarları ve kubbesi görülüyor. Bu sayfamda yapıyı ilk girişinden başlayarak sırasıyla gezdirmeye çalışacağım.

Bu yapıdaki bilinmezlikler , insana huzur veren sade atmosferi beni bu camiye çekti.Mimari elamanlarının özelliklerine bakarak , devrindeki diğer yapılarla karşılaştırarak bir yerlere varmaya çalıştım.

Yapı duvarlarını geçince bu toprak yola giriyorsunuz.

Toprak yoldan biraz gidince iki adet akan kaynak suyu var, bu su yapının buraya yapılmasında etken olmuş olabilir.

Hızırşah Camiine ne zaman gitsem Hızırşah Köyünden Şahin Temel hemen yanınıza geliyor.Elindeki su kaplarıyla cami içindeki çiçekleri suluyor. Kendisi karşı tarlada naylondan bir baraka içinde yalnız yaşıyor.

Girişte hoş bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz , asırlık pinar ağacı yapıya ayrı bir güzellik katıyor.

Önce yapının dışından değişik yönlerden çektiğim fotoğraflarını göstereyim. Önünde üç küçük kubbeli bir son cemaat yeri bulunuyor. Yapı biraz basık görünüyor.

Yapıyı daha görür görmez beylikler dönemi bir camii izlenimi aldım. Kare planlı , tek kubbeli bir camii , bir çok yönden Beylikler döneminin karekteristik özelliklerini taşıyor. Beylikler dönemi tek kubbeli yapılarıyla daha sonra Osmanlı mimarisine ilham vermiştir. Bu dönem Selçuklu ve Osmanlı dönemleri arasında bir geçiş teşkil etmektedir.

Camide 1998 yılında bir restorasyon çalışması olmuş (Muhtarın demesi) , bu tarih biraz oynayabilir.. Yapının dışındaki desenler , kiremit çatılar da dahil bir çok eklemeler aslına uygun olmamış. . Ülkemizdeki bir çok eser gibi Hızırşah Camii de bu konuda uzman olmayan ustalardan nasibini almış.

İnternette araştırırken Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Remzi Duran'ın bir makalesini okuyunca cami ile düşüncelerim daha netleşti diyebilirim . Makale tarihi 1966,Sosyal Bilimler Enstitüsü dergisinde yayınlanmış.. Remzi Hoca Çine Ahmed Gazi camii ile ilgili makalesinde " Yapı, inşâ tekniği , malzemesi , örtü şeması ve kubbe geçiş elemanları ile , Datça'da şimdiki adı Hızırşah olan köyde bulunan ve muhtemelen Orhan Bey oğlu Hızır Bey tarafından inşâ ettirilmiş olan Hızırşah Câmii ile , hacim olarak daha büyük tutulmuş olması ve son cemaat mahalli bulunmaması dışında, yakın benzerlik göstermektedir. Mimârî ve inşâî özellikleri bakımından XIV. yüzyıl ilk yarı karakteri göstermesi ve bu dönemde Çine hakimi olarak Orhan Bey'in oğlu Hızır Bey'in görünmesi bu tarihi destekler mahiyettedir."denmekte ve makalede şahıslarla ve Ahmed Gazi camii ile ilgili bilgiler ayrıntılı olarak veriliyor.

 

Yani Hızırşah camii Menteşeoğulları beyliği döneminde yapılmış , sekizgen kubbe kasnağı ve kare planlı tek kubbeli bir yapı olarak Beylikler Mimarisi özellikleri göstermektedir . Menteşeoğulları Muğla ili ve çevresinde hüküm sürmüş , Akdeniz ile Ege arasında denizlere hakim olmuş bir beylik .

 

Görüldüğü gibi tamir işini yapanlar kafalarına göre desenler yapmışlar.Yapının taş duvarları kaybolmuş.

Kubbe restore edilmeden önce taşmış, kiremit örtü restore çalışmasında yapılmış., zamanında ikinci bir koruyucu kubbe örtüsü de vardır herhalde.

Tek üniteli camiler Beylikler mimarisinin karakteristik yapılarıdır.Tek kubbe ve kubbeli son cemaat yerleri bulunur.Hızırşah camii sade ve fazla büyük ebatlarda bir yapı olmamasına karşılık bu özelliklerinden dolayı önemli bir tarihi yapıdır.

Caminin son cemaat yeri

Buradaki kemerler orjinal taşlarını korumuşlar.

Ortadaki ve sağdaki kemerde taşlar restore edilirken değişmiş ,orjinal şeklini vermeyi becerememişler. Anladığım kadarıyla cami restore edilmeden önce bayağı harap haldeymiş.

 

Sonradan yapılan kemerdeki biçim bozukluğu görülüyor.

Şahin Temel her zaman buralarda.

Yapıyı sağlamlaştırıyoruz derken bambaşka bir esere dönüştürmüşler

Alçak kemerli bir kapısı var.

 

İçi iyice berbat durumda , yağmur almış duvarlardaki yeşil renk rutubetten. Mihrap ve minber. Minber sonradan yapılmış orjinalinde ahşaptır sanırım. Yapıda herhangi bir yazılı kısma rastlamadım.

Remzi Duran hocamızın bu makalesinde Çine Ahmed gazi camii ile ilgili verdiği şu bilgi "Kubbeye, içten köşelerde cephe duvarlarının orta seviyelerinden çapraz olarak atılmış , içleri tek eşkenar üçgenli sivri kemerli tromplarla geçilmektedir. İçeride bir sekizgen meydana getiren sivri kemerlerin tepe noktaları beden duvarlarının üst seviyesini aşmamaktadır. Bu haliyle kubbe beden duvarları üzerine oturuyormuş intibaını vermektedir . "Hızırşah Camii ile büyük benzerlik göstermektedir.

 

Çatı kiremitle kapatılmadan önce yalıtımlı bir malzeme ile kapatılsaydı , su alması engellenebilirdi. Çatıda yer yer çatlaklar görülmekte.

Köşelerdeki Cephe duvarlarından başlayan sivri kemerler kubbeyi taşımakta.

Köşelerde çapraz bir şekilde atılan sivri kemerler yapıya sekizgen bir biçim kazandırmakta . Köşelerde geniş nişler görülmekte .

Mihrap

Mihraptaki tuğla kısımlar bayağı yıpranmış

 

Basit ve sade elemanlardan oluşan bir yapı ,internette restladığım diğer bir iddia da bu yapının bir Bektaşi Tekkesi olduğu yönünde. Buna da bahçesindeki mezarlardaki başlıklardaki bölümlerin 12 dilimli olmasına bağlıyorlar.Külliye lafı geçiyor bir de;külliye cami ile birlikte medrese,imaret ,kitaplık ,hamam gibi yapılar bütünü oluyor.Burada şu an karşısındaki bir duvar yıkıntısından başka bir şey görmedim. Daha önce bir hamam olduğu söyleniyor ama böyle bir şey olsaydı mutlaka temelleri olurdu diyorum.Çünkü bu yapılar taştan ve cami kadar sağlam örülüyor.

Buradaki sütun gibi parçanın bir özelliği vardır herhalde

Caminin doğu tarafında iki pencere var, pencereler köşeli basit

Pencerelerde üstteki taşıyıcı taşlar (lento ) ağırlığı dağıtmakta, caminin batı tarafındaki pencere

Bakım sırasında yapılan bu çıkıntılı derzler kemerleri sağlamlaştırmak için yapılmış , duyduğuma göre bu tamirat sıradan taş ustalarına yaptırılmış.

Son cemaat yerindeki kubbelerin içten görünüşleri , sıvanmadan önce ana kubbe de böyleymiş. Beyaz lekeler sızan yağmur sularından.

Caminin arka bahçesinde bazılarında başlıklar olan mezarlar var. Buraları restorasyon çalışmalarında tahrip edilmiş , kepçeyle çalışılmasından dolayı.

Şahin dede çiçekleri suluyor.

Başlıklarda mühür gibi işaret var

Yine , ilçemizde önemli bir mimari eserin düştüğü durumu görerek hüzünlü bir şekilde sayfamın sonuna geldim. Datça yarımadasının tarihi içinde önemli bir yeri var.Çoğu kez yarımadanın antik zenginliklerinden bahsettim , günümüzde çok az bulunan Ortaçağ Türk Sanatına ait bir yapının Datça'da bulunması büyük bir zenginlik. Bunun korunması , gelecek kuşaklara aktarılması hepimizin görevi. Ama önce Hızırşah köyünün bu eserin bilincinde olması gerekir.İçinin temizlenip , turizm sezonunda gelenlere gururla gösterilmeli.

Bu sayfaya katkıda bulunabilecek kişiler mail gönderebilirlerse sevinirim..

 

Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.

 

          

www.datcadetay.com