<%@LANGUAGE="JAVASCRIPT" CODEPAGE="1254"%> Datça Aslanlı Mezar

www.datcadetay.com

Aslanlı Mezar - Knidos Aslanı

                 
 

Ana Sayfa

Diğer Konular
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Görülecek yerler
Nihat Akkaraca
Ilıcasu değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
Datça resim şenliği
Datça'dan götüreceklerimiz
Datça Köyleri
Datça Karaköy
Datça Kaleleri
Kemer Köprüsü
Soğuksu vadisi
Değirmen deresi
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar

 

 

Muzaffer Özgen-Datça

muzafferozgen48@hotmail.com

 

Free web page counter

 

Anıtın çevresine yayılmış değişik taş bloklar görülüyor.

Knidos Aslanlı anıta gelişimi bir önceki sayfada anlatmıştım. Anıtın yapılış tarihi M.Ö 3. ve 4. yy arasında tahmin ediliyor. İngiliz Charles Newton 1850 li yıllarda Deniz Yolundan Knidos'a geliyor, kampını kurarak kazmaya başlıyor ve bulabildiği her şeyi savaş gemilerine yükleyerek İngiltere'ye götürüyor. O zamanki yetkililerden izinler alınıyor ve ferman çıkartılıyor.. Götürülen eşsiz eserlerden birisi de Knidos Aslanı . Newton onu burada anıtın dibinde buluyor .

Ben bu anıtla ilgili ilk bilgiye yıllar önce Datça Şehit Ersoy Yorulmaz Lisesinde çalışırken rastladım. Okul kütüphanesinde türkçe bir kitap ve Knidos aslanının ve diğer eserlerin götürülüşünü anlatıyordu . Anlatan kişi bu Charles Newton'du. Kitap okulun kütüphanesinde tesadüfen elime geçmişti , üzülerek , kızarak ve merakla okudum . Şu an o kütüphane ve kitap aynı şekilde duruyor mu bilmem. Bilsem not alırdım neyse kitapla ilgili bir çok bilgi internette var.Orada aslanların iki tane olduğundan falan bahsediliyordu . Biri taşınırken kırılmış.

Son olarak benim buraya gelmemi sağlayan olay Oktay Sönmez'in " KNİDOS Mavide Uyuyan Güzel " kitabı oldu . İzmir'de kitapçılarda antik kitaplar ararken elime geçti ,oysa Datça'da da kitapçıda varmış sonradan önünden geçerken gördüm. Kitabı okurken bayağı heyacanlandım ,defalarca okudum .Tabii ben devamlı Knidos'a gelip incelediğim için kitabı okurken kitapda bahsedilen bir çok yeri görmenin avantajını yaşadım . Demeter Kutsal Alanını , Akropol ve Aslanlı anıtı görmemiştim . Kitapta bu yerler tanıtılıyor , tarif ediliyor o tariflere göre bu yerlere ulaştım ve daha bilinçli olarak gezmemi sağladı. Çünkü Knidos ile ilgili kaynaklar internette benzer veya birbirinin aynısı. Oktay Sönmez'e bu açıdan teşekkür ediyorum.

Newton Aslanlı tepenin hemen arkasındaki bu koya kürekli bir filika ile geliyor ilk gelişinde . Aslan binlerce yıldır kıpırdamadan yüzükoyun yattığı yerdedir. Buralara da o gelinceye kadar kimseler gelmemiştir büyük ihtimalle.Yine bu koydan alıp Aslanı götürüyorlar , ve bekleyen savaş gemisine yüklüyorlar.

11 Tonluk Knidos Aslanı vinçlerle arkada görülen koya yanaşan küçük bir tekneye arkasından da İngiliz savaş gemisine yüklenerek götürülüyor. Fotoğraftaki şahıs ünlü Charles Newton'dur.Daha sonra bu tarihi eser başarılarından dolayı kendisine sör ünvanı verilmiştir.Bodrum'dan da çok kıymetli eserleri İngiltereye götürmüş. Üzülerek kaçırmış diyemiyorum herkesin bilgisi dahilinde oluyor her şey. Hatta o zamanın Ağası Mehmet Ali Ağa'dan da insan gücü ve malzeme açısından yardım alıyor. Kitabında Ağa ile olan dostluğunu anlatıyor .

Bu fotoğrafı Newton'un yukarıdaki resimde bulunduğu yerden çektim.

Anıtın alt kısımlarında belirli eğimlerde yapılmış açıklıklar var. Kullanılan büyük taşlar rüzgar ve güneyden gelen denizlerin etkisiyle bayağı aşınmışlar.

 

 

 

Anıtın batıya bakan tarafında da aynı eğiklikte dehlizler var.

Anıtın bulunduğu burun Aslanlı Burun , bazı yerlerde de aslan burnu diye geçiyor.

Şu an Londra British Museumda özel bir bölümde sergilenen Knidos aslanı. Anıtın yapılış yıllarına bakılarak Spartalılar ile Atinalılar arasında yapılan ve Atina' nın Pers donanmasının da yardımıyla kazandığı bu savaşta ölen ve kahramanlık gösterenlerin anısına yapıldığı bir çok yerde yazmakta ama bununla ilgili bir kanıt , belge bulunduğuna rastlamadım.

Son yıllarda Datça'da Aslanımızı istiyoruz gibisinden sesler duyuluyor. İngilizler de doğruysa Aslanı versek sergileyecek yeriniz mi var gibisinden laflar ediyormuş . Ben de bu sesleri inandırıcı bulmuyorum siz önce Knidos'a ait çevre müzelerde bulunan eserleri Datça'ya getirin, toprak üstünde kalan bu eserleri koruyun.

Yine de bu Aslan'ın yerinden yurdundan uzak mahzun duruşu Datça'lılara bugün limanda duran aslına yakın boyutlardaki mermer aslan heykelini yaptırtmıştır. Datça'da yaşayan heykel ustası Elbruz'a göre aslan gözü limana giren gemilerin üzerinde özlemle yurduna döneceği günleri beklemektedir.

Anıtın şu andaki yüksekliği 5- 6 m arasındadır sanırım . Anıtın denize bakan bu kısmı rüzgarların ve güneyli denizlerin etkisiyle oldukça aşınmış , kayaların cinsinin de bu aşınmada rol oynadığını düşünüyorum. Anıtın en az 15 m ye varan bir yüksekliğinin olduğu tahmin ediliyor.. Dor tarzında yapılan yapının etrafı sütunlarla çevrili imiş.Duvarlarda kullanılan taşlar 30 - 40 cm yüksekliğinde.

Burnun her tarafı dik, kayalık.

İleride Yunan adaları görülüyor , bir yük gemisi de oradan geçerken fotoğrafını çektim. Bugün yine bir arkadaşla konuşurken Knidos için taş yığınıymış falan diye laflar etti . Hayal gücü olmayan sadece maddeye önem veren insanlar için bu böyledir. Onun için de o arkadaşa şöyle böyle demedim , onun yapısı öyle boşa konuşmak olacaktı. Oysa bu manzaraya bakınca ben binlerce yıl ötelere gittim , o anıtın o günkü durumunu ve buradan geçen gemilerin içindeki insanların heyacanla bu görüntüye odaklanışlarını gözlerimin önüne getirdim. Bunlar taş parçası değil , böyle bir yere nasıl getirildiklerine bile hayret edilecek yüzlerce insanın emeğiyle oluşturulmuş eserler. Ve bu eserlerin göz göre göre harap olması da bizlere mahsus. Bunlar bu toprakların en büyük hazineleri. Bugün Datça'yı dünyada tanıyan çok az insan vardır ama Knidos Afroditini ve Aslanını bilen çok insan.

Oktay Sönmez buraya 1996 yılında Newton'un geldiği yoldan;deniz yoluyla geliyor. (Elimdeki kitap 2007 basımı - Arkeoloji ve Sanat Yayınları) Benim biraz önce rastladığım gibi bir gemi geçmekte .Bakın benzer duyguları nasıl yaşamısız "Uzakta Nisiros ve Tilos adalarının arasında nokta gibi bir gemi süzülüyordu batıya doğru sessizce. İçimde, çağlar öncesi ile çağlar sonrası birlikte ,o anda yaşayan biri , " inanılır anlatılır gibi değil "diye mırıldanıp duran biri , ağlamak üzereydi . Öylesine bir büyünün içinde , bir büyük rüyanın sonsuzluğundan bakıyordum , kırmızı bazalt kayaların tepesinden dünyanın en güzel denizine."İşte Oktay Sönmez'den 14 yıl sonra aynı yerde benzer bir görüntüyle benzer duyguları yaşadım . Bir yazar için, bir sanatçı için ölümsüzlük de budur bence , kitaplarının her okunuşunda , eserine her bakılışında bir başka yüreğin heyacanla atması , duygular denizine yelken açmak.

Fotoğraflar biraz uzaktan çekildiği için anıtın görkemi hakkında yanıltıcı olabilir. Yakından bakınca inanılmaz etkileyici.

Yerlerde duran taşlar çevreye dağılmış durumda.Oktay Sönmez burada sütunlar gördüğünden bahsediyor.14 yıl sonra bu çeşit bir kaç taş var.

Batıda Kapkrio yarımadası burnun tam karşısında.

 

 

 

Yapının çevresinde de duvarlar bulunmakta . Burasının bir kutsal alan olabileceğini düşünüyorum.

 

 

 

 

Heyt iki tane aslan birden.

 

Bu yapıda en ilgimi çeken iç kısmı oldu;İç kısım mükemmel çizilmiş bir daire şeklinde şekil verilmiş taşlardan oluşuyor . İç kısım dışardaki taşlara göre düzgünlüğünü koruyor.

Dışardan bakınca köşeli içerden dairesel bir şekil , çok şaşırtıcı.

Alt kısımda belirli bir açıda devam eden dehliz gibi pencereler veya boşluklar diyeyim var.

Anıttan uzaklaşıyoruz

Ve kırmızı beyaz desenli bu ilginç kayalar karşımıza çokıyor.

 

 

Bu eserler taş parçası değildir ve korunmaya,bakılmaya ihtiyaçları vardır.

 

Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz

         

 

 

www.resimhocasi.com