Metin ve fotoğraflar www.datcadetay.com adresi belirtilmeden kullanılamaz. Sayfamı Web sitenizde paylaşmak isterseniz sadece linkini veriniz.
Tarihi yerleri , müzeleri gezerken , bir takım tanımları ve bilgileri bilmemiz gerekiyor. Bilgimiz olmazsa bir çoğunun dediği gibi taş parçası der çıkarız. Arkeoloji geçmişte yaşayan toplulukların bırakmış olduğu maddi kalıntıları keşfeden , çıkaran ve inceleyen bilim dalıdır. Bunu yaparken bir çok bilim dalıyla işbirliği yapar. Eserlerin kronolojik olarak tasnifini yaparlar bir kısmını müzelere gittiğimizde görürüz ,yine arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan antik kentlere ait buluntuları yerinde gidip görürüz. Bunların bir kısmı yine arkeoloji yardımıyla restore edilerek o günkü durumları hakkında geniş bir bilgimiz olur.Knidos gibi antik kentlerde restore çalışmaları yapılmadığı için özellikle mimari eserlerin o günkü durumları hakkında hayalimizde canlandırarak bir şeyler oluşturabiliriz. Bunun için de oradaki mimari özellikler hakkında bir bilgimizin olması gerekir.Sanat Tarihi derslerinde insanlığın geçmişte bırakmış olduğu görsel (mimari-resim-heykel) sanatların tarih içindeki geçirmiş olduğu evrimi öğrenmiş oluruz.
Antik:Eski yunan ve Roma sanat eserlerine verilen ad.
Antik kenti gezerken
Genelde bir antik kenti gezerken karşımıza benzer uygarlıklarda aynı eserler çıkıyor.Bir karya kentini gezdiğinizde diğer Karya kentlerinde olan görsel eserlerin benzerlerini görebiliyorsunuz.Bir çoğunda bir Tiyatro, Agora, Stoa,Caddeler,Gmynasium,akropol bulunuyor,bunların da kendi içinde bir çok parçaları var bu tanımlar hakkında bilgimiz olduğu zaman bu yerleri gezmek daha bir zevk verir.
TİYATRO
Antik bir roma veya yunan tiyatrosu birbirine benzer.Normalde tiyatrolar bir tepenin yamacına yapılırlar,oturma basamakları da bu yamaca uygun olarak yarım dairesel bir biçimde aşağı doğru iner.Bazı yerlerde Amfi Tiyatro diyorlar, amfitiyatrolar düz bir alana kemerler vasıtasıyla yükseltilen tiyatrolardır. Romalılar zamanında vahşi hayvanları ve gladyotörleri dövüştürmek için yapıldılar. Ülkemizde ben bugüne gelmiş bir kaç tane olduğunu biliyorum.En meşhuru Roma'daki Koleseum.Bu tiyatrolarda çoğunlukla ses en yukardakilere kadar duyulabiliyordu.
Bir Yunan veya Roma tiyatrosu 3 temel bölümden meydana gelir.
1-Oturma basamakları (Cavea:seyircilerin oturduğu bölümün tamamı)

Oturma basamakları merdivenlerle parçalara ayrılmıştır bu bölümlere Cunei deniyor. Efes antik tiyatrosunda diazomalar ,mermerli panellerin olduğu kısımlar. (3 Diozomalı)

Knidos Küçük Tiyatro
Diazoma:Oturma basamaklarını(cavea)yatay olarak bölen yürüyüş yolu.Normal bir tiyatroda iki tane diazoma olur,büyük tiyatrolarda fotoğraftaki Efes tiyatrosundaki gibi üç diazoma vardır.Fotoğrafta bu yürüyüş yolu arkasındaki mermer duvarla daha iyi görülmekte.En üstteki diazomanın sağ ve solunda çoğunlukla seyirci giriş ve çıkışları vardır.(Parados deniyor)
2-Sahne binası (Antik adı Skene)
Oyuncuların oyunlarını oynadıkları kısım,bu kısım günümüze gelen tiyatroların bir çoğunda yıkılmış vaziyettedir.
3-Orkestra
Orkestra yarım daire biçimindeki kısımdır,koro burada bulunur,önemli kişilerin oturduğu yerler de burada bulunur.

Çine Alabanda tiyatrosunda orkestra yarım daireden biraz büyüktür.Bazılarında at nalı şeklinde de olabilir.Oturma basamakları da orkestranın biçimine uygun olarak sıralanır.Burada sahne binasından sütunlar ve duvarlar kalmış.Sahne binasının iki tarafında artistlerin girip çıkması için kapılar ve soyunma odaları bulunur.

Alabanda antik tiyatrosunda tiyatronun en üst kısmında sağ ve sol köşelerinde yer alan, seyirci giriş ve çıkışlarında kullanılan tonozlu kısımlar.

Kerkides:Antik yunan tiyatrosunda seyirci oturma yerlerini dikine kesen merdivenli kısımlar.

Bouleuterion (meclis binası) :Bouleuterion'lar kentler için önemli mekanlardı,devlet işlerinin tartışıldığı, görüşüldüğü bu yerler de fotoğraftaki Efes Bouleuteion da olduğu gibi küçük bir tiyatro biçimindedir.Yarım daire bir meydan ve buna uygun sıralanan oturma basamakları. Her yerde böyle günümüze sağlam gelmişini bulmak zor,çoğunun sadece duvarları kalmış.Efes'teki bu yapı aynı zamanda konserler için de kullanılmaktaydı.

Stratonikeia bouleuterion'da basamaklara oturmuş rehberlerini dinleyen turistler.

Knidos Knidos Odeion
Odeon:Odeonlar müzik gösterilerinin yapıldığı,zaman zaman kısa oyunlarında oynandığı tiyatroyu andıran daha küçük yapılar.

Gymnasium:Antik çağda bedensel ve zihinsel etkinliklerin yapıldığı yapılar.O çağların okulları.
Stratonikeia'da çok büyük bir mermer gymnasium var.Anlaşıldığı kadarıyla açık bir avlu ve onun etrafında odalar bulunmakta.Üstü açık olan bu avluda spor faaliyetleri yapılırdı,küçük erkeklerle gençler ayrı bölümlerde çalışırdı.Kapalı mekanlar derslikler,soyunma odaları vediğer işler içindi.
Tapınaklar:Antik çağlarda çok tanrılı bir din vardı,her toplum önemsediği tanrılar için tapınaklar yaprırırdı.Tapınak tanrının evi idi,tapınmak için içine girilemezdi ,sella dediğimiz bölümde Tanrının heykeli bulunurdu.Yunan tapınak planı megaron dediğimiz dikdörgen planlı ege ev tipinden gelişmiştir.

Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi megaronların önünde bir dehliz vardır,önce buraya iki sütun,daha sonra tapınağın önüne 4 sütun,daha sonra tapınağın etrafına da sütunlar sıralanıyor daha sonraki dönemlerde bu sütun sıraları iki derken üç sıraya kadar çıkıyor.Sella dediğimiz dikdörtgen bölüm bütün tapınaklarda vardır,daha önce de dediğim gibi tanrının heykeli ve ona getirilen değerli eşyalar burada korunurdu.
Daha sonra çağlara ve bölgelere göre değişik mimari stiller gelişiyor.gezdiğimiz bir tapınaktaki mimari elemanlara bakarak onunla ilgili bir çok bilgiye sahip olabiliriz.
Yunan mimarlığında 3 çeşit nizam vardır.
Dor Nizamı-Peloponnes'de ortaya çıkmış ,Güneybatı anadoludaki dor şehirlerinde etkisi olmuştur.Anadolu'da sağlam olarak günümüze gelmiş Dor tapınağı pek azdır.(Assos Behramkale)Tapınağa 3 basamaklı bir kaide ile çıkılır,sütunların kaidesi yoktur zemine doğrudan otururlar.Sütunlar yayvan çanak şeklinde bir başlıkla çatıya bağlanır.Sütunlar yukarıya doğru incelirler.Diğer nizamlara göre kaba sert bir görünüşleri vardır,Spartalıların gücü yücelten yapısına uygundurlar.
İyon nizamı-Bu nizam Anadolu'nun batı kıyılarında ortaya çıkmıştır.Dor tapınaklarına göre daha zarif bir görüntüsü vardır.5 basamaklı bir kaidesi vardır,sütunların oturduğu bir altlık vardır,ince,uzun yivli sütunlar iyon nizamının özelliklerini taşırlar.Koç boynuzu şeklinde bir başlıkları vardır.Tabii farklılıklar üçgen alınlıklarda ve diğer elemanlarda da var ama en çok karşılaştığımız elemanlar; sütunlar,başlıkları,tapınağın temel kaidesi.
Korint Nizamı-Hellenistik dönemde ortaya çıkmıştır,Anadolu'daki bir çok tapınakta bu nizamı görüyoruz.İyon nizamının biraz daha süslü hali.Sütun başlıkları akantus yapraklarını andıran bir sepet şeklinde.

Çine Lagina'da hekate tapınağı.Korint nizamında yapılmış.
Paye ile sütun arasındaki fark
Payeler taş veya tuğla örülerek yapılan taşıyıcı ayaklardır.Sütun yekpare veya bir kaç parça mermer,ağaç gibi malzemelerden yapılan taşıyıcı ayaklar.
Peripteros:Cellanın etrafında tek sütun dizisi bulunan tapınak planı
Akropol:Antik çağlarda kentlerin yüksek kısımlarında etrafı surlarla çevrili ,içinde tapınaklar,kentin zenginlikleri bulunan kısımlar.Yukarı kent anlamına gelir. Kentin içinde bir kale gibidir,kentin düşmesi durumunda en son sığınılacak yerdir.
Apsis:Kiliselerde yarım daire şeklinde niş cemaate buradan hitap edilir.

Arşitrav:Sütun veya payeleri birbirine bağlayan yatay taş bloklar.

Cella:Tapınağın içinde tanrı heykelinin bulunduğu,halkın alınmadığı sadece rahiplerin girebildiği kapalı kısım.Tanrı heykeli arka tarafındaki bölümde bulunurdu,buraya:Adyton denir.
Agora:Eski Yunanda pazaryeri olarak kullanılan meydanlar.Daha sonraları alışveriş merkezlerinin yanında resmi kurumlar da bu meydanların etrafında yer almıştır. Bazı dinsel ayinler,kültürel etkinlikler için de kullanılırdı.Romalılarda karşılığı Forumlardır.

Stoa:Önü sütun sırasıyla çevrili arkası kapalı,üstü örtülü mekanlar.Agora denilen meydanların etrafında,sokaklarda,önemli yapıların yanlarında kullanılırdı. Halkın yağmurlu havalarda sığındığı,dükkanların bulunduğu galeriler.

Agora etrafında dükkanlar
Friz:Bir şerit şeklinde uzunlamasına devam eden kabartma veya süslemeler.
Grifon:Kartal başlı aslan vücutlu mitolojik yaratık

Keramik:Topraktan yapılmış çanak çömlek benzeri günlük işlerde kullanılan eşyalar . Antik çağlardan günümüze gelen ve müzelerimizde sergilenen pişmiş toprak çalışmaları için ayrı bir sayfa yaptım. (Törenlerde ve günlük yaşamda kullanılan içki kapları, çanak-çömlekler, Masklar, figürinler, küpler, amforalar , parfüm şişeleri) Antik Çağda Pişmiş Toprak Çalışmaları için tıklayın.

Fibula:Antik çağlarda kullanılan tutturma iğnesi

Antik dönem Tıp Aletleri: Antik çağlardaki cerrahi müdahalelerde kullanılan aletler. Sol tarafta görülen alet de Strigilis denilen hamamlarda kir çıkarmakta,temizlenmekte kullanılan alettir.

Knidos nekropol
Nekropolis :Antik kentlerde mezarların bulunduğu alan.Ölüler şehri anlamını taşır.Knidos nekropolü kente 4-5 km kala başlar.

Sunak (altar):Tanrılara sunulan adaklar için kullanılan yuvarlak veya köşeli biçimlerde yapılmış taştan elemanlar.Tapınaklarda,kutsal alanlarda,tiyatrolarda ve yapılarda kullanılabilniyor.Tapınakların yanında anıtsal bina şeklinde olanları da var.
Temenos:Bir veya daha çok dinsel yapıyı içine alan etrafı duvarlarla çevrili kutsal alan.
Arkaik:Klasik dönemden önceki arkeolojik dönemden bahsederken kullanılır.Eski , ilk biçimi gibi anlamlar da içerir.

Bağcılık saygı duyulan bir işti.Kabartmada soylu kişilerin üzüm toplayışları görülüyor.Muğla Müzesi
Antik çağlarda şarapçılık:Antik çağlarda bağcılık ve şarap üretimi kutsal bir işti.Bunun için şarap ve bağcılık tanrısı Dionysos şenliklerinde kutlamalar yapılırdı.Bir çok tapınak,lahit,kabarmada asma yaprakları ve iri üzüm taneleri vardı.Şarap ihracat ürünü olarak da önemli bir yere sahipti.Bağcılık konusunda bir çok bilgiye sahiptiler,en iyi şaraplık üzümler yamaçlarda yetiştirilirdi.Şaraplık üzüm önce teknelerde ayakla çiğnenir,kalan posa bir kez de değişik şekillerde presten geçirilirdi. Bu ilk çiğnemede çıkan şıradan olan üzüm daha kaliteliydi.

Muğla müzesi
Mayalanma işlemi için büyük küpler kullanılırdı. Mayalanmayla oluşan köpükler zaman zaman alınarak şarap oluşurdu.Şarapların gemilere kolay taşınabilmesi için şarap işlikleri liman çevrelerine yapılmıştır(Sayfa Burgaz- ilk Knidos Bak ) Küplerin hava almaması veya sızdırmaması için kapak kenarları,içi reçine , katran gibi maddelerle sıvanırdı. İlk yapıldığında berrak olmayan şarap başka kaplara süzülerek aktarılırdı. Tabii şarapçılk deyince Knidos antik kenti oldukça ünlüydü.Zamanının bir markası.

Muğla müzesi
Üzüm Ezme Teknesi:Antik çağlarda şarap yapmak için üzümlerin içinde ayaklarla çiğnendiği kap.

Datça-Burgaz
antik dönem Pres altlığı:Antik şarap imalathanelerinde üzümü çiğnedikten sonra sularının akarak süzüldüğü değişik düzgün taşlardan yapılan altlık.

Amfora:Antik çağlarda ticaret gemilerinde Yağ, şarap, bal, buğday, baharat gibi ticaret mallarının taşınmasında kullanılan pişmiş topraktan yapılma kaplar. Diplerinin sivri olması gemilerde kendileri için özel yapılmış yerlere konmaları içindir.Yer kaplama ve sarsıntılara karşı güvende olmaları açısından bu şekilde üretili-yorlardı. Romalılar bu testilere amphora,yunanlılar da amphoreus diyorlardı. Her kentin kendine özgü amforaları vardı; taşıma kapasitesine ,üretim durumuna ,estetik zevklerine göredeğişik şekillerde ,büyüklüklerde yapılıyorlardı,üzerlerinde geldiği kentin ve tüccarının mühürleri bulunuyordu. O dönemlerde şarabın ihraç edildiği en önemli limanlardan olan Knidos amfora yapımında çok gelişmişti.

Capital:Sütun başlığı.

Atrium:Antik Roma evlerinde etrafı sütunlarla çevrili üstü açık avlu.
Alınlık:Antik yapıların ön ve arka cephelerinde üçgen şeklindeki bölümler,mermer veya örülerek de yapılırdı.Bazıları kabartmalarla süslüydü.

Akanthus:Korint nizamındaki bitki motifleri Akantüs bitkisinden esinlenmiştir.Bazı yerlerde bu motiflerdeki bitkinin kenger olduğy yazsa da Akantus bitkisinin fotoğraflarına bakınca daha mantıklı geldi . Kenger bizim buralarda da var, yaprakları daha dar ve tırtıllı. Akantüs bitkisinin antik çağlarda koruyucu bir yanı olduğu düşünülür ,evlerde kullanılırdı.

Stel:Üzerinde yazı ve kabartmalar bulunan diklemesine kullanılan levhalar,antik çağlarda mermerden yapılırlardı.

Lahit:Taş, mermer gibi malzemelerden oyularak yapılan,içine ölülerin yerleştirildiği ,kapaklı mezarlar. Kabartmalarda kişinin portresi,değişik bitki motifleri ve medusa başı görülüyor.
Belirli bir gelir ve düzeye sahip insanlar lahit yaptırabilirdi.Gezdiğim müzelerdeki lahitlerin üzerindeki motifler benzeşiyor.Bitkisel motifler,ölenle ilgili kabarma portre,Medusa yüzü gibi.
Restore etmek:Bir yapı veya eşyanın aslına uygun tamiri . Bunu yaparken uzman kişilere ve aslına uygun malzemelere gereksinim vardır.Günümüzde bir çok antik yer onarılıyorum derken yok edilmekte.Horasan harcıyla örülmüş duvarlara normal çimento kulanırsanız sırıtır ve bir zaman sonra çimento özelliğini kaybeder.O günün inşa teknikleri, malzemeleri göz önüne alınarak bir çalışmanın yapılması gerekir.

İzmir Smyrna Agorasında aslına uygun olarak yapılmış sütun altlıkları kullanılarak stoa yeniden ayağa kaldırılıyor. Tabii aynı cins mermer olmadığı için farklılık hemen göze çarpıyor.


Rölyef:Kabartma anlamına gelir, alçak ve yüksek kabartma olarak çeşitleri vardır.


Antik çağda Mozaik:Değişik ebat ve şekillerde taş,cam, pişmiş toprak gibi maddelerden oluşan parçaları bir yüzeyde yan yana yapıştırarak oluşturulan çalışmalara denir.Antik dönemde kireç harcı üzerine yapıştırılırdı.Mozaikte parçalar yapıştırılırken aralarda derzler bırakılır daha sonra bu derzler, parçaları zemine yapıştırmakta kullanılan harçla kapatılırdı.Romalılar ve bizans dönemlerinde çokça kullanılmışlardır. Romalılarda evlerin zeminlerinde, duvarlarda ve tavanlarda kullanılmışlardır.Bizanslılarda yine ev ve saraylarda ,bazilikalarda kullanılmıştır.
Fresko:Yaş sıva üzerine kök veya toprak boyalarla yapılan resimler.İlk örnekleri romalılar döneminde görülmüştür.Bizanslılarda kiliselerde dini konuları canlandıran resimler yapılmıştır.
Deformasyon:Konunun özelliğini bozmadan bazı kısımların abartılması
Stilize:Konunun özelliğini bozmadan sadeleştirme
Klasik Eser:Her zaman için değerini koruyan eserler.

Megaron:Ön tarafında bir dehliz ve dikdörtgen bir odadan oluşan ege ev tipi, daha sonra gelişerek yunan tapınak planını oluşturmuştur.

Efes müzesindeki çeşme Nymphesi
Nymphe:Yunan mitolojisinde kırlarda ,ormanlarda, su başlarında yaşadığına inanılan peri kızlar. Yaşadığı düşünülen yere göre isim alırlardı.

Eros:Mitolojide aşk tanrısı,ok ve yayı ile görüntülenir.Tanrılar ve insanlar arasında aşk ilişkisi kurar.

Kemer:Ağırlığı eşit olarak iki tarafa dağıtan kavisli mimari eleman.Daha çok Romalılarla birlikte görülmeye başlanmıştır.Ondan önce daha basit şekilleri kullanılmıştır.En ortada bulunan taşa kilit taşı denilir,örülürken en son konur. Antik çağlarda yuvarlak kemer kullanılmıştır,sivri kemerler islam sanatıyla ortaya çıkmıştır.
Tonoz:Kemerlerin derinliğine uzanmasıyla oluşan örtü sistemi.
Nef:Sütun ve payelerin arasında kalan boşluklara denir. Bazilika planlarında görülür.
Sarnıç:Yağmur sularının biriktirildiği , oyularak veya örülerek yapılan depolar. İçleri horasan harcı ile sıvanmışlardır.Horasan harcının içine volkanik küller katılarak su geçirmesi önlenmiştir.Datça Knidos antik kentinde su kaynağı olmadığı için çok sayıda sarnıç bulunmaktadır.
Horasan Harcı:Antik kentleri gezerken örülen duvarlardaki beyazımsı harcı görürsünüz,bazen ellersiniz ve bunların sağlamlığına şaşarsınız.Binlerce yıldır nasıl böyle kalmış,yağmurdan,hava şartlarından etkilenmeden gelmiş diye içinizden geçirdiğiniz olur.İşte bu harçlar horasan harcı denilen harçtır,Romalılarla yaygınlaşmış ve ondan sonra kemeri bularak yüksek yapılar yapma imkanı bulmuşlardır.Bazı kaynaklara göre bu harç daha önceki bazı uygarlıklarca da kullanılmıştır.Harcın yapımı dövülerek elde edilen pişmiş toprak malzemelerin ,çakılların su ve kireçle karıştırılmasıyla oluyor.Harcın kalitesinde dövülen tuğla veya kiremitlerin inceliği,kirecin cins,bu malzemeleri katıştırırkenki miktar gibi şeyler rol oynamakta.Mimar sinan'ın bu harcı kullanırken içine yumurta kattığ falan söylenen rivayetlerdendir.Bu harç zamanla suyunu çekerek kireç taşına dönüşür,kireç taşı bilirsiniz mermerin ilk halidir.Bu nedenle zamanla bu malzeme yapılarda çok güçlü bir harç olur,kullanıldığı ortama iyice yapışıp sertleşir.Bu harcın bir özelliği de bugünkü çimentoya göre yavaş bir süreçte katılaşması,örülen malzemenin basıncına dayanmasıdır.Romalılar bu harca yanardağ küllerinden katarak dayanıklılığını daha da artırmışlardır, böyle olunca suya karşı da oldukça dayanıklı oluyor. Onun için bugün restorasyonu yapılan yapılarda bu gibi bilgilere sahip insanların çalıştırılması çok önemli. Restorasyonu yapılırken özelliğini kaybeden , sırıtan bir çok yapı var ülkemizde.Bildiğimiz çimentoyla bu yapıları restore ederseniz;çimento kısa bir zamanda özelliğini kaybeder ve bu eşsiz eserlere zarar verirsiniz.Oysa horasan harcı zaman geçtikçe sağlamlaşan,hatta kayalık yerlerde kayadan ayırt edilmeyen bir malzemedir.
Agrera:Horasan harcı yaparken kullanılan,kırılmış pişmiş toprak parçaları ,çakıl, kum gibi malzemelerden oluşan katkı maddesi.
Musalar:Mitolojide ilham perileri,sanatsal alanlarda insanlara ilham verdiklerine inanılırdı.İlham perisi lafı taa o zamanlardan gelmedir.Knidos'ta Musalar kutsal alanı vardır,burada bulunan musalara ait heykeller British müzesindedir.
Bunlar 9 tanedir.
1-Euterpe:Müzik ve lirik şiirin perisi,flütle resmedilir.2-Erato:Aşk şiirlerine esin kaynağı olur 3-Kleio:Tarihi olayları anlatan şiirlerin perisi.4- Thalia:Komedyaları ve doğa şiirlerine esin kaynağı. 5-Terpsikhore:Dans perisi 6-Kalliope:Destanların,epik şiirin ilham perisi 7-Melpomene:Trajedinin ilham perisi.8-Dini ilahilerin perisi9-Urania:Göklerin,yıldızların ilham perisi.Astrolojik konularda ilham verir.
Paros mermeri:Yunanistan'ın paros adasından çokarılan,mumsu bir görünüşü olan mermer.Knidos Afrodit heykelini Praksiteles'in bu mermerden yaptığı söylenir.
Kireç Taşı(kalker)Deniz ve okyanuslarda erimiş halde bulunan kirecin taşlaşması ile oluşurlan.kayalardır.Hititlerde,sumerler'de heykel yapımında çok kez kullanılmışlardır.
Mermer:Kireç taşının sıcaklık,basınç gibi etkenlerle değişime uğraması sonucu oluşur.Parlatılmaya müsait olması,ışığı geçirir oluşu,işlenmeye müsait ve dayanıklı olması gibi nedenlerle antik çağın en değerli malzemelerindendir. Saydamımsı yapısı insan tenini en iyi veren bir malzeme olmasını sağlar,bu yüzden heykeltraşlıkta çokça kulanılan bir malzeme olmuştur.Gerçekte beyaz ve tonlarındadır ama içine karışan elementlerden dolayı renkli olanları da vardır.Özellikle tanrı heykellerinde uygun mermerin klometrelerce uzaklıklardan geldiği olurdu.En lekesiz,insan tenine yakın renkte mermerler revaştaydı.Antik çağda tapınaklarda,caddelerde,Agora,tiyatro,odeon,gymnasium,stoa gibi yapılar büyük oranda mermerden yapılmışlardır.Anadolu antik çağlarda mermer üretiminin en çok yapıldığı yerlerdendir..Antik kentlerin bir çoğunun yakınlarında mermer ocakları vardır.Özellikle Hellenistik ve roma dönemlerinde çok sayıda mermer ocağı aralıksız çalışmaktaydı.Bizans dönemiyle birlikte mermer üretimi azalmıştır,mermerle yapılabilen yapıların yerini harçla örülerek yapılan yapılar almış,heykel sanatı önemini kaybetmiş,duvar resmi,mozaik gibi teknikler ağır basmıştır.Bu dönemde de yine taşıyıcı eleman olan sütunlar ve başlıkları mermerden yapılıyordu.Antik kentlerdeki bir çok mermerin kireç ocaklarında yakılarak kirece dönüştürüldüğü söylenir.
Alabanda Mermeri:Karya kenti Alabanda'da görülen koyu bir mermer çeşidi.
Afyon Mermeri:İşlemesi kolay bir mermer türü,daha sonra sertleşiyor.
Pentelikon mermeri:Atinada pentelikon dağından çıkarılan mermer.
Mil taşları :şehirler arasındaki uzaklığı gösteren ve yollara dikilen taşlardır. Günümüze pek azı gelebilmiştir,Efes Müzesinde bulunan mil taşında yazıldığı gibi ölçü birimi "stadia"dır(185 m)
Antik dönemlerde harçsız duvar örme teknikleri
isodom:Hellenistik dönemde aynı yükseklikte blok taşlarla yapılan harçsız duvar.

Yukarıdaki örgü şekli Hellenistik dönemde yapılmış,bir çok antik kentte bu tekniği görebilirsiniz. Aynı yüksekliklerde uzunlamasına düzgün raşlar ikişeri olarak konuluyor.Bazen yanlamasına konarak,bazende aynı yükseklikte ama iki taşın genişliğinde taşlar kullanılak sağlamlaştırılıyor.Bu örme tekniği surlarda,tiyatrolarda, sağlamlık gerektiren yerlerde çokça kullanılıyor.

Burada geniş taşlar tek sıra şeklinde sıralanıyor.
pseudo isodom:İnce ve kalın taş dizelerinin karışık olarak kullanıldığı duvar örme tekniği

Bosajlı duvar:ön yüzleri dışa doğru oval bir şekil verilmiş didörtgenler prizması şeklindeki taşlarla örülen duvar.Hellenistik dönemde çokça görülüyor.Fotoğrafta Antik Alabanda tiyatrosunun yan duvarları görülüyor.

Knidos nekrapol
Kyklop Duvar:Dikdörtgene yakın düzgün olmayan taşlar bir alttaki taşın biçimine uyarak dizilirler,böylece bir kenetlenme de sağlanır. Yukarıdaki fotoğrafı Knidos'ta çektim,nekropole ait bu yapılarda polygonal ve kyklop duvar örgü teknikleri kullanılmış.

Bosajlı duvar alinda tiyatrosunun yan duvarlarında da kullanılmış.
Polygonal duvar:Değişik büyüklükte ve şekilde taşların polygonal biçimde(çok köşeli)örülmesiyle oluşuyor.Yukarıdaki duvar Knidos Kapkrio yarımadasındaki resmi yapılarda görülüyor.Taşların birbirine düzgünce kenetlenmesi için bayağı bir emek gerekiyor.
Pseudo-isodom:İnce ve kalın taş dizeleri ile örülen duvar
Knidos'ta tepedeki surlara çıkılan kısımda taşlar örülerek yol yapılmış.Kyklop örme tekniği kullanılmış.

Heraklia Athena tapınağında örgü şekli görülüyor.Aynı yükseklikte düzgün taşlardan yanyana iki tanesi uzun olarak konulmuş,dikkat ederseniz taşların uçları içe doğru eğik, bu şekilde gelen taşla bir kenetlenme sağlanıyor.İki taşın arasında da bir boşluk oluyor.

Mil Taşı:Antik çağlarda şehirler arasındaki uzaklıkları göstermek için yollara konan üzerinde rakamlar bulunan taşlarFotoğraftaki mil taşlarını Efes'te gördüm. Efes müzesinde yazdığına göre ölçü birimi Stadia imiş(185 m)
Antik Dönem tanrıları: Eski yunanlılar,evrenin var oluşunu,yaşamı,doğayı tanrılar yoluyla açıklamışlardır.İnsan gibi bir çok özelliklere sahiptirler(aşk, kıskanlık,hırs,kin vs)ama ölümsüzdürler.Mitolojide tanrılar dünyası insanın kendisini aynada seyretmesi gibidir.
Zeus:Tanrıların Kralı diye geçer,Yağmur yağdıran,şimşekleri çaktıran göklerin tanrısı. Simgeleri,kartal,şimşek.
Ares:Eski Yunanda Savaş tanrısı,Baştanrı Zeus ile Hera'nın oğlu,Simgeleri Akbaba,mızrak .Ares'in karşılığı Romalılarda Marstır.
Artemis:Av tanrısı.Apollon'un kız kardeşi,kabartmalarda geyik ile gösterilir.(romalılarda Venüs)

Efes Artemisi:Yunan tanrıçası Artemis'e çok sayıda göğüs ilave edilerek,Roma'da bereket tanrısı olmuştur.
Asia:Irmak Tanrısı
Asklepios:Sağlık ve hekimlik tanrısı. Simgesi yılan.Günümüzde de sağlıkla ilgili amblemlerde yılan figürü kullanılır.
Dionysos:Şarap ve bağ bozumu tanrısı,asma ağacı sembolüdür,her yıl adına Dionysos şenlikleri yapılırdı. Elinde Kantharos ile canlandırılır(bir çeşit içki kabı )
Aphrodite:Aşk ve Güzellik tanrıçası sembolü güvercindir
Knidos Afroditi:Knidos'lu heykeltraş Praksiteles'in yaptığı dillere destan Afrodit heykeli. Heykelin aslı günümüze gelmemiştir,Roma dönemi kopyalarından ve Knidos sikkelerinin üzerindeki kabartmalardan bilgi sahibi oluyoruz.
Apollon:Güzel sanatlar ve müziğin tanrısı.Ağacı defnedir.Elinde müzik aletiyle tasvir edilir.
Anenke:eski Yunannda kader tanrıçası

Demeter:( Bereket ve toprak tanrısı)baharda toprağın uyanmasını sağlayan odur.Simgeleri buğday demeti ve orak. Mitolojiye göre Demeter Eski Yunanda bereket tanrıçası.Ekinleri, buğdayı simgeler.İnsanlara tarım yapmayı öğretir.Yine efsaneye göre Demeter'in kızı Persephone arkadaşları ile gezerken birden toprak yarılır ve yeraltı tanrısı Hades dışarı çıkarak Persephone'yi kaçırır ve ona nar yedirir. Mitolojiye göre ölüler ülkesinde birşey yiyen bir daha oradan çıkamaz. Demeter bunu duyunca kızına çok üzülür, hayata küser, ve yeryüzünde kıtlık başlar. Baş Tanrı Zeus araya girerek Persephone'nin yılın çiçek açma ve meyva zamanında annesi Demeter'in yanında , kışın da kocası Hades'in yanında kalmasına karar vererek olayı tatlıya bağlar. Böylece toprak yeniden canlanır. Persephone'nin her dışarıya çıkışında Demeter yeryüzüne baharı getirir.
Athena:Savaş ve şehir tanrısı,şehirleri koruduğuna inanılırdı.Zeytin dalı,kalkan simgeleridir.
Hades:Yeraltı tanrısı,ölüler dünyasının efendisi.Sembolü üç başlı köpektir. Tanrılar içinde adına tapınak yapılmayan bir tanrıdır. Günümüzde nasıl baykuş için yanlış inanışlar varsa da(batıl inanç)o zaman da bir evin önünde köpeğin havlamasını iyi görmezlerdi.
Poseidon:Denizler tanrısı,üç çatallı yaba sembolüdür.
Hestia:Ocak tanrısı,simgesi ateş.
Hephaistos:Demirciler tanrısı,simgeleri örs ve çekiç
Hermes:Baş tanrı zeus'un emirlerini tanrılara ve insanlara duyuran haberci tanrı.Yolcuların koruyucusu olarak bilinirdi.Ölenlerin ruhlarını yer altına götürmek de göreviydi.Ayaklarında kanatlar bulunur şekilde tasvir edilmiştir.(Romada Merkür)
Hekate:Karia ay tanrıçasıdır ,yolcuların,gemicilerin koruyucusu olarak bilinirdi.Gizemli bir yanı vardı.
Gorgon:Saçları yılanlardan oluşan üç kız kardeş.İçlerinde en tanınmışı Medusa'dır.

Medusa başı
Medusa Başı:Antik Yunanda Özel yerleri koruduğuna inanılan Gorgonlardan .Yılan saçlı , ürkütücü bir şekilde tasvir edilir.Lahitlerde ,tapınaklarda kabartmaları vardır.

İzmir Bayraklı Smryna
Aiol Başlık:Ege bölgesinde ilk dönemlerde kullanılan ion sütun başlığının ilk şekli

Knidos'taki çeşmenin üzerine konan kısmın kopyası
Mypheion:Anıtsal çeşme,genelde caddelerin kenarlarında yer alırdı.

İzmir kültürpark müzesi
Gladyatör:Anfitiyatrolarda vahşi hayvanlarla veya insanlarla dövüşen dövüşçüler.Genelde esirler,suçlular,diğer ırklardan seçilir eğitimden geçerek dövüşçü olurlardı.

Efes müzesi
Pegasus:Antik Yunan mitolojisinde kanatlı attır.Zeus'a yıldırımları getirme görevini üstlendiğine inanılırdı.

Knidos Yuvarlak tapınak
Kenet:Antik yapılarda taşları birbirine bağlamakta kullanılan metaller.Değişik şekilleri vardır,fotoğraftaki kırlangıç kuyruğudur.
Ekrem Akurgal:2002 yılında kaybettiğimiz ,ülkemizin yetiştirdiği en büyük arkeologlardan,Ankara üniversitesi profesörü.Sayısız esere imza atmıştır,bir çok kitabı da vardır.Smyrna(izmir),Phokaia,Sinope,Pitare kazdiğı yerlerden bazıları

Kybele:Anadolu'da,Akdeniz çevresinde ana tanrıça.Bereket tanrıçası,özellikleri Antik yunanda Artemis'e geçmiştir.
Kremasyon:Eski zamanlarda ölü gömme biçimlerinden birisi de Kremasyon adı verilen ölünün yakılmasıdır. Ölü Krematorium denilen yerde yakıldıktan sonra külleri urne denilen pişmiş toprak kaplara veya ostothek denilen küçük mermer lahitlere konurdu.

Urne -Muğla müzesi
Urnelerin içine küller ve ölüden geriye kalanlar konuluyor

ostothek - Muğla müzesi
Sayfa izinsiz ve www.datcadetay.com adresi belirtilmeden kullanılamaz
|